• Değer Berkin

Armut Kubbeli Şehir KİEV


Ukrayna bağımsız bir ülke olarak genç bir ülke ancak toprakları tarih yönünden oldukça derin bir geçmişe sahip. 7 bin yıllık tarihe sahip bu ülke, tarih boyunca Rusya ve Polonya arasında el değiştirmiş. Bu da biz gezginlere, ülkeyi keşfe çıkarken konuşulan dilden, yenilen yemeklere, mimari yapılardan geleneksel yaşam stiline kadar Ukrayna'ya has öğelere ek olarak Rus ve Polonya'dan öğeler de bulabileceğimize işaret ediyor.

BİRAZ TARİH

Ortaçağda pek çok prenslikten oluşan Kiev Knezliği, bugünkü Ruslar, Beyaz Ruslar ve Ukraynalıların atasıydı ve başkenti Kiev'di. Prens Yaroslav döneminde Kiev, Doğu Avrupa'nın siyasi ve kültürel merkezi olmuştu. Ancak 13. yüzyıldan itibaren dış istilalara maruz kalmaya başladı. 14. yüzyılda Kiev dahil olmak üzere Ukrayna toprakları, Litvanya Grandüklüğü ve Lehistan Krallığı arasında bölündü. Ukrayna, Avusturya-Macaristan imparatorluğunun da etkisinde kaldı. 18. yüzyılda Ukrayna, Rus İmparatorluğu'na katılmış oldu. 2. Dünya Savaşı sırasında Ukrayna toprakları Nazi ordusu tarafından işgal edildi.

Modern Ukrayna ise 1991 yılında Rusya'dan bağımsızlığını kazanıyor. Ukrayna, günümüze dek halen çalkantılı ve politik olarak belirsizliklerle baş ediyor. Ancak Kiev ve Lviv'e kısa bir kaçamak yapmak isteyenlere güvenlik açısından bir sıkıntı olmadığını bizzat 24 Ağustos Ukrayna Bağımsızlık günü kutlamaları sırasında orada bulunan biri olarak öncelikle belirtmek isterim.

Yola çıkmadan evvel, okuduğumuz çeşitli blog yazılarından öğrendiklerimizle, büyük umutlarımız olmadan kafamızda birşeyler şekillenmişti. Kiev ve Lviv rotasını belirleyip bayram kaçamağımızı planlarken kriterlerimiz euro kullanılmayan, 5 günde gezilebilecek bir ülke bulmaktı. Uzun uzun araştırmalar sonucu eleme yöntemiyle elimizde kala kala Ukrayna kalmıştı. İyki de Ukrayna kalmış da, Kiev şehrinin her bir köşesine serpilmiş yaş pasta görünümlü armut kubbeli kiliseleri görmüş, kuruluşundan 8 asırdır doğu ve batının kavşağında yerini alan yeme-içmesiyle dikkatleri üzerine toplayan yeni bir kent yaşantısı sunan Lviv'in nabzını tutmuşuz. Ukrayna hikayemize bu yazıda başkent Kiev ile başlamak istiyorum.

KİEV'E GİTMEDEN ÖNCE BİLİNMESİ GEREKENLER:

1. PARA BİRİMİ Ukrayna para birimi grivnadır. 1 TL yaklaşık 4.2 grivnaya denktir. (Ağustos 2018) Yanınızda Dolar, Euro ya da Türk Lirası götürüp orada döviz bürolarında bozdurabilir ya da kredi kartınızdan grivna olarak para çekebilirsiniz.

2. HAVA DURUMU İklimi karasal olduğu için yazları oldukça sıcak, kışları ise çok soğuk oluyor. Gidilecek en ideal zaman bence ilkbahar ve sonbahardır. Biz Ağustos sıcaklarında gittik. Kıbrıs'tan gidince Ağustos sıcakları öyle Kıbrıs'taki pastırma sıcağı gibi olmadığı için şehri gezebilirsiniz. 26 dereceden bahsediyorum, 40 derece değil yani :)

3. DİL Tabelalar kısmında biraz zorlanılabilir ancak metro kullanacaklar için çoğu istasyonda Latin harflerle de yazılar var. Biraz bulmaca çözmeyi sevenlerdenseniz Kiril alfabesindeki karakterleri yavaş yavaş çözmeye başlayınca bunu eğlenceli bulabilirsiniz. En çabuk öğrendiğim tabela KABA oldu yani Kahve :)

Genç Ukraynalılar çoğunlukla İngilizce biliyor. Orta yaş ve üzeri olanlara hiç yön sormayın derim. Yoksa size ya kabaca "nyet" (hayır) der ya da uzun uzun konuşur, siz de anlamadan bakarsınız.

4. YEMEKLER Aç kalmayacağınız kesin. Çeşit çeşit, uygun fiyatlı ve kaliteli yemekler bulacağınız kesin. Kiev'in meşhur yemeği Chicken Kiev. ((Kıbrıs) Eziç'te yiyenler bu yemeği bilecekler.) Varenyky dedikleri mantıya benzeyen yemek çeşitlerinden, güzel çorbalarına Ukrayna mutfağı damak tadımıza yakın. McDonalds'tan, güzel İtalyan restoranlarına çeşitler de var elbette. Tatar ve özellikle Gürcü restoranlarını denemeniz öneriliyor. (Biz denedik, harikaydı. Bu yemekler ile ilgili detaylar yazının içinde...)

5. SAAT FARKI: Saat farkımız yok. :) Jetlag yok yani.

6. UÇUŞLAR Kiev'e Larnaka havaalanı ya da Ercan'dan İstanbul aktarmalı ulaşabilirsiniz. Skyscanner.net, Expedia.com, momondo.com gibi sitelerden uygun bilet fiyatlarını takip edebilirsiniz.

7. VİZE Müjde!!! Kıbrıs Cumhuriyeti, Birleşik Krallık ve Türkiye Cumhuriyeti pasaportlarına VİZE istemiyor :)

8 .KAÇ GÜN Kiev'de hızlı bir gezi için 2-3 gün; yavaş ve detaylı bir gezi için 4-5 gün yeterli.

9. NEREDE KALINIR ve ŞEHİR İÇİ ULAŞIM Kiev'in merkezi Maidan denilen meydan. Buraya yakın olan apartmanlardan oda kiralayabilirsiniz. Booking.com'da seçenekleri inceleyebilirsiniz. Bizim kaldığımız apartmana yazının devamında detaylıca yer verdim.)

Şehir içi ulaşım için UBER alabilirsiniz. Ya da metro ile birçok yere ulaşabilirsiniz. Metro jetonları tek yön kişi başı 8 grivnadır. Yeni sistem olarak metro girişlerinde kredi kartınız mastercard ise kartınızı okutup o şekilde de geçebiliyormuşsunuz ancak biz jeton satın aldık. Yürümeyi sevenler için ise tabana kuvvet yürümesi keyifli bir şehir.

10. GÖRÜLMESİ VE YAPILMASI GEREKENLER - BENİM TOP 4'ÜM:

1. YAŞ PASTA GÖRÜNÜMLÜ KATEDRALLER

2. DÜNYANIN EN DERİN METROSU ARSENALNA

3. LANDSCAPE ALLEY PARKI

4. DUVAR RESİM SANATI Bunlar hakkında da yazının devamında detayları okuyabilirsiniz.

YOLCULUK ZAMANI

Sabah 7 gibi Girne’deki evimizden yola çıkarak saat 9.50’de Wizz Air havayollarının Larnaka’dan kalkacak uçağını aldık. Önceden her zamanki gibi check-in olayını online olarak gerçekleştirdik. (WİZZ AİR kullanacaklara buradan çok çok önemli not: Online check-in yapmadan sakın havaalanına gitmeyin, uçak bileti fiyatına ceza ödersiniz sonra!) İki kabin bavul ile (annemin deyimiyle hostes çantalarımızla) bayram tatilinin ilk günü, annem ve kayınvalidemle hızlıca bayramlaşıp yola koyulduk.

Bu arada Larnaka Havalimanı'ndan uçacakların dikkatine: pasaport kontrolünde yeni bir sisteme geçildi. Pasaportlarımızı makinelerde 'scan'latıp fotoğrafımızı çektirtip makineden çıkan biletleri alarak polis kontrolünden geçiyoruz artık. Çocukların fotoğraf çektirmesine gerek yok. Bazen çıkan biletlerde çarpı işareti oluyor. Sizi başka bir sıraya işlem için yollayabilirler, paniklemeyin.

KİEV HAVAALANLARI VE MERKEZE ULAŞIM

Bu dip notu da ekledikten sonra 3 saatlik uçak yolculuğunun ardından Kiev'in Zhuliany Havalanına vardık. Kiev'de iki tane havaalanı var. Zhuliany merkeze yakın olan. Diğer havaalanının ismi Boryspil Uluslararası Havaalanı. Bu şehre biraz daha uzak. Havaalanında ilk iş biraz para bozduk. Havaalanlarında genelde para bozmak pek kurtarmıyor ancak taksiyi ödemek için gerekiyor. Biz Euro bozduk. Taksi için ise Uber çağırdık. Genel olarak hep Uber kullandık. 4 yetişkin ve 3 çocuk seyahat ettiğimiz için büyük araç gerekti. 10 ile 20 dakika arası taksi bulunduğumuz noktaya geldi. Herhangi bir sıkıntı yaşamadık. Uber kullanılması öneriliyor çünkü aksi halde taksiciler fazla para isteyebiliyor.

Boryspil'den KİEV merkeze gelmek için Bus 322 (SkyBus) ile Pivdennyi Tren İstasyonu'na gelinir. M1 kırmızı hat Vokzalna metrosu da buradadır. Yaklaşık 1 saat sürüyor ve 100 grivna. Bir başka seçenek olarak Bus 322 (SkyBus) ile Kharkivska durağında inilir ve burada M3 yeşil hat ile merkeze gidilir. Yarım saat ve yaklaşık 70 grivnadır.

Zhuliany Havaalanından KİEV merkez için taksi tek seçenek. Trafiğe bağlı olarak 20 ile 40 dakika sürüyor ve 100 grivna tutuyor. Biz yaklaşık 200 grivna ödedik. Çünkü kalabalık olduğumuz için minivan çağırdık.

'BE MY GUEST' APARTMANIMIZ

Konaklama için Booking.com sitesinden rezervasyonumuzu yapmıştık. Kredi kartından sadece ilk gece önceden çekilmiş, oraya gittiğimizde ise kalanı ödememiz istenmişti. Kaldığımız apartman tesisinin ismi de kendi gibi güzeldi: Be My Guest (Misafirim ol). Odalar geniş ve ferahtı. Asansörü mevcuttu. Biz iki aile gittiğimiz için büyük bir apartman dairesi tuttuk. İçinde iki banyo, üç yatak odası, bir mutfak ve bir oturma odası vardı. Oturma odasında ilginç kitap ve broşürlerin olduğu minik bir kitaplık bulunuyordu. Bizim favori mekanımız ise yine oturma odasında yer alan camlık kısmıydı. Pencerelerden bakınca sovyet apartman blokları ve Avusturya-Macaristan etkisinden kalma Art-nouveau tarzı binaları seyrettik. Apartman girişinde 24 saat boyunca bekçilik yapan orta yaştan kadınlar vardı. İngilizce bilmiyorlardı ama her girişimizde kızım Mila ile uzun uzun sohbet ediyorlardı. Ne söylüyorlardı kim bilir :)) Apartman yetkilimiz İngilizce biliyordu ve çok yardımseverdi. WhatsApp ile sıkıntımız olduğu anda haberleşebiliyorduk.

Kiraladığımız apartman dairesi konum olarak da idealdi çünkü tam da şehir merkezindeydi. Apartman kapısından çıkıp sola doğru 200 metre kadar ilerlerseniz ilk armut kubbeyi yani Aziz Mikail Kilisesini hemen sağ tarafta, sola dönerseniz de yolun sonunda ikinci armut kubbeli kiliseyi yani Azize Sofya Katedralini görebilirsiniz. Apartman kapısında sağa doğru yokuş aşağı inerseniz ise meydana (Maidan) çıkarsınız. Bir paralel sokak ise Kreşatik caddesine çıkarıyor.

***** KİEV'DE BİRİNCİ GÜN *****

GİZLİ BİR UKRAYNA RESTORANI OB

Odamın penceresinden bana bakan yalın ama şık apartman blokları beni sabırsızlıkla şehri gezmeye davet ediyordu. Hızlıca çocukları hazırlayıp ilk gün kısa bir şehir yürüyüş turu yapmak üzere odadan çıktık. Yürümeden önce öğle vakti olduğu için açlığımızı bastırabileceğimiz meşhur bir Ukrayna restoranına attık kendimizi. Restoran OB diye biliniyor. Maidan Nezakezhnosti (Bağımsızlık Meydanı)'nda bulunuyor. Zaten Kiev şehir yürüyüşü için başlanması gereken nokta kesinlikle bu meydan. Restoranın açık ismi Ostannya Barykada (The Last Barricade, Son Sınır anlamında), baş harfleri OB. Meydanda bulunan Globus Mall'da bir asansör olması lazım. Asansörde OB tuşu mevcutmuş ancak biz Mall'da yürüyen merdivenlerden aşağı inerek sora sora restoranı bulduk. Restoran meydanın altında gizlenmiş gibi çünkü hiç reklamı veya tabelası yok. Sadece cam bir kapıda OB yazıyor. (Not.Tabii B harfi Latin alfabesi gibi değil Kiril alfabesinde ve 6 rakamını andırıyor.)

Bu restorandaki esas gizemli olay parola olayıymış. Giriş için bir şifre varmış. Girişte bizi cüce bir adam karşıladı ve bize sert bir şekilde (Ukraynalıların mizacı sert:)) "parol" diye sordu. Yaptığım araştırmalarda sadece bu restoranın ismini ve menüsünü not almışım, öyle bir parola okumamıştım. Sonradan öğrendiğimiz üzere giriş parolası: “BORITESYA E POBORYTE”. Anlamı ise Ukraynalı şair Taras Shevchenko'nun (ki adına Kiev'de çok güzel bir park da var) meşhur dizeleri: "Mücadeleye devam edersen herşeyle mücadele edebilirsin" Yabancı olduğumuz için bizi parolayı söylemeden de içeri aldılar. Ama siz giderseniz mutlaka parolayı söyleyin :) Bizim gibi cehaletinizi dışa vurmayın derim. :)

Yemeklerine gelince bu linkten menüyü inceleyebilirsiniz: OB MENU Biz Chicken Kiev yedik, çocuklar ise hamburger yediler. Tatlı olarak ise Kiev Cake denedik. (Not. Kiev Cake'in görüntüsünü Kiev'deki ortodoks kiliselerine benzettim. Başka benzeten var mı?) Denediğimiz her yemek oldukça lezzetliydi.

Restoranda, üç oda bulunuyor, bir de Ukrayna yapımı hatıra eşyaları satan bir bölüm mevcut. 1990, 2004 ve 2014 yıllarındaki üç devrim nitelikli olayı yaşayan nesillerin ve çocuklarının özgür ruhlarını açığa vurup beyin fırtınası yaparak buluştukları bir yer şeklinde amaçlanan restoran ayrıca bir müze. Restoran duvarlarında üç devrimin fotoğrafları ve tarihi anları gösteren hatıra objeleri sergilenmektedir. Ukrayna kültürünü hem yiyerek hem içerek yaşayabileceğiniz güzel bir mekan. Menüde ise sergilenen objeleri anlatan bölümü de bulabilirsiniz.

BAĞIMSIZLIK MEYDANI (MAİDAN NEZAKEZHNOSTİ) VE KREŞATİK BULVARI

Burası Kiev'in siyasi meydanı ve kalbinin attığı yer. Kiev'in yakın tarihinde siyasi nabzın attığı bu devasa meydan 1990 öğrenci hareketi, 2001 Kuçma'sız Ukrayna, 2004 Turuncu Devrim ve 2013-14 olaylarına tanıklık etmiştir. "I Love Kiev" yazısında bir hatıra fotoğrafı çekebilirsiniz. Sonrasında ise yazı önünüzde kalınca sağa doğru ilerlediğinizde Kiev'in meşhur bulvarı Kreşatik'te yürüyor olacaksınız. Alışveriş yapabileceğiniz, çeşitli restoran, bar ve cafelerin bulunduğu bu cadde boyunca kahve ve dondurma satan kulübeler dikkat çekiyor. Mutlaka bir tanesinde durup elinize bir kahve alın ve kahvenizi yudumlarken bu caddeyi dolaşın. Sonra ise külahta birkaç top dondurma alın ve bu capcanlı caddenin tadını ve keyfini iyice çıkarın. (DİKKAT: Bu caddede Barbie görünümlü kızlardan bol bol göreceksiniz. Irk güzel başka da yorum yapmayacağım bu konuda :))) )

Caddenin sonuna doğru sola dönüp ikinci paralel caddeden geri dönüş için Volodymyrska caddesine çıkarsanız Opera Binası ve Altın Kapı ve de daha ileride Azize Sofia Katedrali karşısınıza çıkacaktır. Azize Sofia Katedrali'nden sonra sağa dönerseniz Aziz Mikail Kilisesine çıkarsınız. Bizim ilk gün yürüyüş için yaptığımız rotamız bu şekildeydi. İlk gün sadece ne nerdedir anlamak, bu egzotik şehri biraz olsun kavramak ve keşfetmeye başlamak için sadece yürüdük. İkinci gün ise bu yürüdüğümüz rotanın beğendiğimiz noktalarında durup zaman geçirdik. İlk gün yol yorgunluğu ve karasal iklim olması nedeniyle Ağustos sıcaklarını fazlasıyla hissettiğimiz için çocuklarla iyice yorulmuş bir şekilde odamıza döndük. Yolculuk için yanımda götürdüğüm "Seyahat Sanatı" isimli kitabı okurken yazarın egzotik kavramını irdelediği sayfalara denk gelmiştim. Egzotik, yeninin ve farklı olanın büyüsü kavramını bize çağrıştırıyor diyor yazar. Yatmadan önce yürüdüğümüz bu rotayı yeniden düşünürken Kiev'in benim için kesinlikle egzotik olduğu kanaatına vardım. Kiril alfabesindeki tabelalarından, hayranlık uyandıran Ukrayna Barok mimarisine bu şehir yeni ve farklı olanın büyüsüydü benim için. Siz ne dersiniz?

***** KİEV'DE İKİNCİ GÜN *****

Gece bizim için oldukça zor geçmişti. Kızım Mila'nın ateşi çıkmış, avucunda ve ayak tabanlarında kaşıntılı döküntüler belirmişti. Yanımızdaki ilaçlarla müdahale etmiştik ancak uykusuz bir gecenin ardından ikinci günün sabahına yorgun başladık. İlk günkü rotamızın tersini yapmaya karar verdik. (Mila'yı merak edenlere dip not birkaç gün içinde toparlamıştı. Gezerken hasta olması nedeniyle hiçbir sıkıntı çıkarmadı. Arabasında dinlendi ve de uyudu. Tek sıkıntı aynı döküntülerin boğazında da olması nedeniyle pek birşey yiyememesiydi. Dondurma hariç :) )

İkinci gün izlediğimiz rota ve program özeti: İlk olarak Aziz Mikail Kilisesi'nden başlayıp, sonra Azize Sofya Katedraline oradan da Altın Kapı'ya geçtik. Altın Kapı'dan sonra ise metro ile Arsenalna metrosuna ulaşıp oradaki Marienski Park'ta zaman geçirdik. Sonrasında Kreşatik bulvarına stadyumdan geçerek yürüdük ve bir gün sonraki Ukrayna Bağımsızlık günü için yapılan hazırlıklara ve provalara tanık olduk.

AZİZ MİKAİL KİLİSESİ

O kadar çok kubbeli yaş pasta görünümlü çatal bıçak alıp yeme isteği uyandıran kilise var ki hangisi favorim seçemeyeceğim sanmıştım. Ama şimdi bir fikrim var. Yazının sonunda bunu açıklayacağım. Kiev'e giden herkes kubbeler şehri denmesinin nedenini hemen anlarlar. Şehirde 950 kilise ve katedral mevcut, artık siz düşünün. Ukrayna Barok mimarisi bu noktada önemli bence. 17. ve 18. yüzyılda Ukrayna'da baş gösteren bir mimari tarz. Diğer batı Avrupa Barok tarzından ayrılan özelliği ise daha yalın ve kontrüktivist olması. Moskova'daki Barok akımının etkisi altında kaldığı, kiliselerin armut şekilli kubbelerle süslenmesinden anlaşılıyor.

Aziz Mikail Kilisesi ilk gördüğümüz kilise. (Malum apartmanımıza en yakın olanıydı.) Altın kubbeleri, beyaz ve açık maviye boyanmış duvarları olan Başmelek Mikail'in kilisesi. 12. yüzyılda ilk defa altın kullanarak gösterişli bir şekilde inşa edilmiş olan bu kilise en eski Rus kilisesi olarak biliniyor. Ancak 1937 yılında Sovyetler zamanında yıkılınca 90lı yıllarda yeniden inşa edilmiştir.

(Not. Buradan nehre doğru ilerlerseniz Milletlerin Barış Arkına (Gökkuşağı Arkına) ulaşırsınız. Biz atladık ancak sonraki gün nehir turu yaparken uzaktan arkı gördük.)

AZİZE SOFİA KATEDRALİ

Azize Sofia'nın duvarları beyaza boyalı, armut kubbeleri ise yeşil ve altın. Yıkılmadan günümüze dek gelen en eski kilise. 13 tane kubbesi var. Gidenler saymadan dönmesin. 1037 yılında Kiev'in zenginliğini göstermek için Prens Yaroslav Mudry tarafından inşa edilmiş. Ukrayna Barok mimarisine en güzel örneklerden olan katedralde ayrıca Prens Yaroslav'ın mezarı da bulunuyor. Unesco Dünya Mirasları Listesi'nde bulunan bu katedrale girip çan kulesinden şehre kuş bakışı bakılabilir. Giriş ücreti 40 grivna.

KAHVALTI İÇİN MARKETPLAZA

Sabah kahvaltısı için Altın Kapı'yı gezmeden bir ara verip tıka basa yediğimiz yer burası. Hemen Altın Kapı'ya dönen yolun üzerinde. Açık büfe ve görünce açlığınızın tavan yapacağı şirin bir restoran. Dışarıdan ufak gibi görünüyor ancak merdivenlerinden aşağı inip kapıdan içeri girince içeride oturacak yerler labirent gibi ve sonradan ortaya çıkıyor. Çorbadan kızarmış yumurtaya, tatlı kahvaltı severler için çikolatalı seçeneklere ne ararsanız bulursunuz diyorum. Rastgele keşfetmiştik ama memnun kaldık.

ALTIN KAPI (GOLDEN GATE - ZOLOTI VOROTA)

Karnımız tok Altın Kapı'yı görmeye gittik. Bu kapı adının aksine altın falan değil tahta çirkin bir yapı. (Kişisel görüş :) ) Konstantinople - İstanbul'un ana kapısının kopyası niteliğinde askeri amaçlı yapılan bir kapı. Kiev Prensliğinin kurucusu Yaroslav'ın emriyle inşa edilmiş. 1017-1024 yılları arasında inşa edilen yapının üzerinden güneş doğduğu için bu yapıya gökyüzü kapısı da denmiş. Halk tarafından ortaçağda yıkılmış. 1982'de şehri yöneten Sovyet yetkililerin isteği üzerine yeniden aslı ile aynı olarak Bizans mimarisinde inşa edilmiş.

ARSENALNA METROSU

Altın Kapının hemen önünde Zoloti Vorota metrosuna girip alt pasajdan Teatralna metrosuna geçiş yaptık ve dünyanın en derin metro istasyonu olan Arsenalna için kırmızı hattı aldık. Teatralna'dan iki durak sonra 105.5 m derinlikteki Arsenalna metrosundaydık. Sovyet döneminde inşa edilen müthiş metrosuyla yolculuk etmeden dönmeyin derim. Arsenalna'da köstebekler gibiydik. Yürüyen merdivenler çok hızlı hareket ediyordu. Ayağını atarken insan stres oluyor, hele çocuklarla ve çocuk arabalarıyla :) İki yürüyen merdiven kullandık ve yukarı çıktık. İlk yürüyen merdiven, 2.5 dakika ikinci ise 1.5 dakika sürdü. Yani toplam 4 dakika yürüyen merdivende geçirdik. Basamaklarda oturmak yasak tabelaları gördüğünü söyledi oğlum Miran ancak oturanlar vardı. Metronun tavanındaki avizeler de oldukça ihtişamlıydı.

MARİENSKİ PARKı VE SARAYı

Arsenalna'dan çıkınca sola doğru yürüyüp Marienski Park'a ulaştık. Burası şehrin en büyük parkı ve ülke başkanın sarayının bulunduğu yer. Şehirlerde yeşil alana kaçış her zaman rahatlatıcı gelmiştir. İçinde çocuk parkı da bulunan bu parkta çocuklar eğlenirken biz ne yaptık tahmini olan? KABA :) yani kahve içtik. Sonra ne yaptık? Dondurma yedik. Marienski Parkı yürüdük ve Marienski Sarayına ulaştık. Oradan yürüyerek Stadyumdan geçip Kreşatik Bulvarına çıktık.

24 Ağustos Ukrayna Bağımsızlık Günü

Kreşatik Bulvarı trafiğe kapatılmıştı. Ve askerler, polisler geçit töreni için provalar yapıyorlardı. Tanklar yol boyu sergilenmekteydi ve uçak gösterilerine şahit olduk. Ertesi gün Lviv'e geçtiğimiz için biz sadece provaları Kiev'de izlemiş olduk. Kadın askerlerden, ortodoks rahiplerin ayinlerine ilginç görüntülere tanık olduk. Oğlum Miran ve arkadaşlarımızın oğlu Mehmet tankları ve uçakları heyecanla izlediler.

AKŞAM YEMEĞİNDE GÜRCÜ RESTORANI

Akşam yemeği için Mama Manana isimli Gürcü restoranına gittik. Velyka Vasylkivska Caddesi'nde yer alan restoranda Gürcü pidesi Kaçapuri, karışık et ve sebzeli şaşlık (kocaman parçalıydı etleri), güzel bir salata ve patlıcan sarma denedik. Herşey çok lezzetliydi. Servis de hızlıydı.

***** KİEV'DE ÜÇÜNCÜ (SON) GÜN *****

Bir gece iki günlük kısa bir Lviv kaçamağı yapıp ardından sabahın 1'inde Kiev Merkez tren istasyonuna varmıştık. Dolayısıyla 9'a kadar ancak dışarı çıktık ertesi gün. İyice yorulmuştuk Lviv'de. Ancak Ukrayna'daki son günümüze çok önemli yerlere gitme programı yapmıştık. Kahvaltı konusunda o gün şanssız çıktık. Maidan'da yer alan Globus Mall'a girerken Sandviç yeri görüp orada sandviç yedik. Ama sandviççi eşi olunca insan kolayına sandviç beğenmiyor işte :)

Son günün özeti: Soluğu ilk olarak Aziz Andrew Kilisesinde aldık. Aziz Andrew için, Aziz Mikail Kilisesi'nin önünden geçip yukarı doğru ilerledik. Andrewski Yokuşu yaklaşık 700 metre bir yokuş. Buraya Kiev'in Montmantre'si deniyor. Ardından ise Landscape Alley Park (Peyzaj Sokağı Parkı)'na giderek çocuklarla çocuklar gibi eğlendik. Park sonrası Aziz Mikail kilisesinin oradan Funikolar alarak Podil semtine indik. Orada gemi ile nehir turu yaptık. Sonra taksi ile Perchesk Lavra Manastırı'na gittik.

AZİZ ANDREW KİLİSESİ

Şu anda restorasyonda olan kiliseye yine de 20 grivnaya sadece merdivenlerine kadar girebiliyorsunuz. Merdivenlerden ise Kiev şehrini, Dnipro nehrini görebiliyorsunuz. Kilise 1754 yılında Bartolomeo Rastelli tarafından yapılmış. 18. yüzyıl Barok mimarisini en güzel ve hayranlık uyandıracak şekliyle gözler önüne seriyor. Armut kubbeler yeşil ve bina mavi beyaz çizgili boyalı. Gerçekten önünde bol bol fotoğraf çektirmelik bir kilise.

LANDSCAPE ALLEY PARK

Biz çocuklu olduğumuz için burayı listemize almıştık ama çocuksuz iseniz de görmeden gelmeyin dediğim bir park. Kilise arkanızda kalacak şekilde sağa doğru yürüyün bir 100 metre ileride yeşil bir bina göreceksiniz oradan sağ yapın ve işte karşınızda Landscape Alley Park. Burada ilginç renkli sanat eseri değerinde peyzaj çalışmaları göreceksiniz. Pek birşey yazmama gerek yok bence inceleyin fotoğrafları, eminim gitmek isteyeceksiniz.

FUNİkOLAR _ PODİL_NEHİR TURU

Parkın ardından Aziz Mikail Kilisesine geri yürüyüp oradan Funikolar alarak aşağı Podil semtine indik. Funikolar tarihi yukarı Podil ile aşağı Podil'i bağlıyor ve inerken nehir manzaralı bir yolculuk sunuyor. 1905 yılında çalışmaya başlayan funicoların ismi ilk Aziz Mikail Kilisesine yakınlığı nedeniyle Aziz Mikail'in Mekanik Asansörüymüş ancak Sovyetler kiliseyi yıkınca adı Kiev Funikoları olarak değişmiş. Aşağı Podil'de bizi Dnipro nehri karşıladı. Orada çocuklar için dönme dolap ve atlı karınca gibi atraksiyonlar yer alıyor. Biz kısa yol McDonalds yiyerek öğle yemeğini aradan çıkardık. Çünkü akşama ciddi yeme planlarımız vardı. Ardından bir gemi turu alarak 1 saat boyunca nehri dolaştık. Nehirden kiliseleri ve armut kubbeleri gördük. Nehirde yıkanan ve güneşlenenleri gördük. Anavatan heykeline gitmeye vaktimiz olmasa da nehirden dev heykeli görme imkanı bulduk.

PERCHESK LAVRA MANASTIRI

Nehir turu yaparken hava iyice sıcak olmuştu. İnince hemen bir taksi alıp kendimizi kutsal topraklara attık. Pek çok kiliseden oluşan bir kiliseler kompleksi burası. İçerisinde toplam 18 kilise var ve 6 tanesi yerin altında. Onun için diğer ismi Mağaralar Manastırı. Slav Ortodoksların kutsal yeri ve buraya hac için akın akın geliyorlar. Giren Ortodokslar anında haç işaretiyle dualarını ediyorlar. Kadınların başlarında çok güzel ince tül örtüler var. Başımızı örtmek zorunlu değil. Kısa şort giyenlere de birşey demiyorlar. Ama saygı gösterip kıyafetinize dikkat etmek isteyebilirsiniz. Sonuçta kutsal topraklardasınız. :) 28 hektar alanı kaplayan kompleks için yarım gün istiyorsunuz. Gerçekten detaylı bir şekilde gezmek için. Giriş üst kiliseleri gezmek içn 30, aşağıdaki mağaraları da gezmek için 70 grivna kişi başı. Çocuklara para almıyorlar. Mağaralar ne yazık ki saat 4'te kapanıyormuş biz 6 gibi gittik. Avantajımız kalabalık turist tur gruplarının o saatlerde çoktan kaçmış olmasıydı. Yani sakin ve tam bir kutsanma havası vardı. Burada ayrıca Mikro Minyatür müzesi öneriliyor. Sadece mikroskopla bakınca görülen eserler var ve çoğu Guinness Rekorlar kitabında. Rehber eşliğinde gezilmesi öneriliyor. 1051 yılında Aziz Antony burayı kurmuş. Ana kilisenin ön cephesinde tüm azizlerin freskolarını görebilirsiniz. Huzur verici ama gezmesi zaman alan bir yer.

TATAR MUTFAĞI DENEMEK İSTEYENLER

Çok gezdik çok yorulduk ve taksi alıp kendimizi Sofra isimli bir Tatar restoranına attık. Restoran girişi biraz gizli. Kolay bulunmayan türden. İçeri inince çok sıcak ve geleneksel bir mekan sizi bekliyor olacak. Tatar börekleri ile başlayıp dımlama ile devam ettim. Çocuklara sebze dolması söyledik. Sonra ise kahve ile lokumlar yedik. Türk mutfağına ne kadar yakın olduğunu siparişlerimizden anlamışınızdır. :) Son gecemizi bu güzel restoranda tamamlayarak ertesi gün sabah sabah kalkan uçağımız için apartmana dönüp bavullarımızı yaptık.

KİEV DUVAR SANATLARI

Bu konuya değinmesem Kiev yazım yarım kalırdı. Çünkü Kiev'de duvar resimlerine rastlamak heyecan vericiydi benim için. Önceden not aldıklarımdan bulamasam da ilginç birkaç tane bulmak da beni sevindirdi. Siz giderseniz umarım daha fazla bulursunuz. Çünkü aslında bunların hepsi birer sanat eseri.

Bizim yapmadıklarımızdan, belki sizin ilginizi çekerse ve vaktiniz varsa yapabilirsiniz dediklerim:

ANAVATAN HEYKELİ/ 2. DÜNYA SAVAŞI MÜZESİNİ GEZMEK

ÇERNOBİL MÜZESİNE GİTMEK

ST NİCOLAS KATEDRALİNİ GEZMEK (Katolik kilisesi / Gotik tarzda)

OPERA BİNASINDA BİR GÖSTERİ İZLEMEK

MİLK BAR'DA TATLI YEMEK

Benim gittiğimiz 4 armut kubbeli Ortodoks kilisesinden (St. Michael, St. Sophia, St. Andrew ve Mağaralar Manastırı) favorim St. Andrew oldu. Nedeni ise etrafında pek bir şey yokken öyle merdivenlerin üzerinde ihtişamlı bir şekilde barok sanatının en güzel haliyle durarak hayranlık uyandırması. Hepsi de tabii ayrı ayrı güzeldi.

Roshen marka çikolatalardan denemeden ve hazır kahvelerin her çeşidini tatmadan dönmeyin tavsiyemi de şuraya ekliyorum. Uçak bileti bakmaya başlayanlar daha fazla tavsiye veya sorusu olanlar için çekinmeden bize ulaşabileceklerini de belirterek bu upuzun bitmek bilmeyen KİEV yazımı noktalıyorum. Eksik bırakılan, tavsiye ettiğiniz başka yerler de varsa lütfen yorum bırakın.


15107369_10153974159415598_4052322808346960625_n
16508024_10155002472434458_2120307173929298739_n
12933020_10154082845499458_1276217349452624285_n
11116469_10153247520529458_829301096210781876_n
993638_10151514759780598_1633444238_n
315577_10150283308605598_1538531806_n
305220_10150283320950598_299163876_n
13606481_10154307071219458_5673880617635839946_n