• Değer Berkin

Çemberin dışına çıkıp dünyayı dolaşmak... Hatice ve Yıldırım ile Seyahat Üzerine...


“…Bir mart günüydü sanırım. Uyandım ve düşündüm ki aynı çemberin içindeyiz hep. Sonra öğle yemeğinde Yıldırım bana sordu: ‘İyi misin?’ Ben de dedim ki, aynı çemberin içinde sürekli dönüyoruz. Acaba dünya turuna mı çıkmalıyız? Yıldırım üç saniye düşündü ve “tamam, çıkalım” dedi. Böyle başladı her şey…”

Radikal ve ilham verici bu karar ile çemberin dışına doğru ilk adımı böylece atmış oldular. Bir yıl boyunca üç aylık periyotlarla seyahatlere çıkıyorlar. Onların üç aylık seyahat periyodu başlayınca ben her seferinde sanki en sevdiğim dizi, sezona yeniden başlıyormuş gibi hissediyorum. Hatice Özalp ve Yıldırım Yiğitoğlu çiftinden bahsediyorum. Hatice, gezerken deneyimlediklerini ve izlenimlerini Evimiz 1 Dünya blogunda güzel anlatımıyla yazıya döküyor. Geçtiğimiz gün, bu iki güzel insanla ve minik kızları Doğal ve oğluları Denge ile bir araya geldik. Onlar anlattı, biz heyecanla dinledik.

Oğluları Denge ile oğlumuz Miran kreşten beri arkadaşlar. Ayrı düşseler bile aralarındaki bağ hiç kopmadı. Buluştuklarında yaptıkları gezilerde gördüklerini birbirlerine anlatırken yakalıyorum onları. Sadece bu bile ne güzel bir iş başardığımızı gösteriyor ve gururlanıyoruz.

Yaptığımız bu güzel söyleşiyi ikiye bölerek yayımlamaya karar verdim. Birinci bölümde ilk üç aylık seyahatleri anlatan Avustralya kıtası kısmından başladığımız söyleşimizi büyük heyecan içinde sizlerle paylaşıyorum. Asya kıtası seyahatlerini de içeren ikinci kısım için ise beklemede kalın.

Buyrun söyleşi zamanı:

Soru: “Gezelim Güzelleşelim” okurlarına kendinizden biraz bahsedebilir misin?

HATİCE: Ben Hatice Özalp, Galatyalıyım. Eşim Yıldırım Yiğitoğlu ise Laptalı. Birlikte yürüttüğümüz işletmemiz var. İki eczanemiz, bir de Organic Shop’umuz var. İki çocuğumuz var. Oğlum Denge 6.5 yaşında ve kızım Doğal ise 4.5 yaşında. Buçuk kısmına vurgu yapmam gerekiyor, çocuklar için buçuklar önemli çünkü.

Biz sık sık seyahat ediyoruz. Aslında çocuklar olmadan önce çok sık seyahat ediyorduk. Çocuklar doğduğu zaman bunu biraz yavaşlattık bir süre. Şimdi ise aldığımız bir karar ile tekrar 1 yıl boyunca 3 aylık periyotlar zarfında çocuklarla birlikte seyahat etmeye yeniden başladık.

Soru: Aldığınız radikal ve ilham verici bir karardı. Bu kararı alma aşamanız ve yaptığınız plandan bize biraz bahseder misiniz?

HATİCE: İşletmemizde işleri yoluna koyduktan sonra sağlık koçluğu eğitimleri alıp ve yurtdışından farklı ürünler getirme amacıyla ilk Avusturalya’dan başlayarak bir yolculuğa çıkma kararı aldık. Avusturalya’da başlayan eğitime daha sonra online olarak devam etme şansım oldu.

Bizim sürekli bir arayış halimiz vardır. Anne olduktan sonra özellikle organik beslenme üzerine seminerlere ve fuarlara katıldık ve sonra bu işi genişlettik.

Mart ayında bir gün uyandım ve düşündüm ki her şey aynı ve aynı çemberin içindeyiz hep. Sonra öğle yemeğinde Yıldırım bana sordu: “İyi misin?” Ben de dedim ki, aynı çemberin içinde sürekli dönüyoruz. Acaba dünya turuna mı çıkmalıyız? Yıldırım üç saniye düşündü ve “tamam, çıkalım” dedi. Ve böyle başladı her şey.

YILDIRIM: Mart ayında kararı aldık sonra 6-7 ay bir hazırlık dönemi yaptık.

Çocuklar hayatımıza girdikten sonra, hayatı sorgularken bize öğretilen mi bu, yoksa bizim istediğimiz mi bu gibi düşüncelerle bu bize dayatılan çemberin dışına çıkmaya karar verdik. Çünkü her ne kadar zihinsel olarak dışarı çıkmaya çalışsan da, fiziksel olarak dışarı çıkmak gibi olmuyor. Seyahat halinde olup, hep bir koşuşturma içinde olmaksızın bir aile olarak bütünlüğümüzü yaşayalım istedik.

Nasıl ki bir filmi izlerken mola vermek istersin, biz de bir mola verelim ve filmi özümseyelim istedik ve öyle devam edelim dedik.

HATİCE: Bu kararı verdikten sonra işi tam bir sisteme oturtmak için profesyonel yardım alarak otomasyon sistemine geçerek normalde aklımızda olan ama bir türlü adım atamadığımız sisteme geçirmiş olduk işimizi. Bu sisteme geçince de ‘sadece bunun için bile tatile çıkılabilir’ dedik.

Soru: Bu seyahatler sırasında çocukların eğitimi nasıl oldu? Çocukların eğitimi ile ilgili neler yaptınız yurtdışında kaldığınız sürede?

HATİCE: Çocuklar zaten küçüktürler ve zorunlu kıstasa girmiyorlar. Yola çıkmadan önce ben çocuklara ne öğretebilirim, ne yapabiliriz diye bir çok kaynak araştırması yaptım. Buradaki öğretmenler ile de iletişimde kaldım. Avusturalya’da “home schooling” müfredatını özellikle Montessori eğitim sistemi ile ilgili araştırdım. Bir süre sonra bunu yapmayı bıraktım. Çünkü dünya onlara o kadar çok şey öğretiyordu ki ve gezerken algıları o kadar çok açıktır ki ben de ‘dünya öğretmen, onlar öğrenci’ dedim. Sonra ise ‘ben öğrenci, onlar öğretmenim’ olmaya başladılar. Onlar kendilerini o kadar net ifade ediyorlar ki onların bakış açısından dünyaya bakmayı öğrendim.

Örneğin ülkeler arası saat farkını hesaplayarak toplama çıkarma yaptık. Farklı dil ve farklı dinlerin olduğunu, farklı yaşayış tarzlarının olduğunu öğrendik.

Aborjinlerin Müzesi’ne örneğin gittiğimiz zaman onların yazılı tarihi olmadığı için ağızdan ağıza dolaşan ders verici masalları öğrendik. Arabistan Yarımadası’na doğru gidince tesettür ile karşılaşan çocuklara bu durum normal gelirken, plajda üstsüz güneşlenenler de onlara normal geliyor. Bakış açılarının doğal süreçte genişlediğini gördükçe eğitim konusunda müdahale etmek istemedim.

Bu sene bu yolculuğa çıkmamızın esas nedeni de çocukların zorunlu eğitime girmelerinden önce böyle bir olayı gerçekleştirmek istememizdi. Aksi halde seneye bunu yapamazdık.

Soru: Bir sınıfta kapanmak yerine dünyayı gezerek öğrenme çocukların ve sizin üzerinizde ne gibi olumlu etkiler yapmıştır? Neler gözlemliyorsunuz?

HATİCE: Yanımızda oyuncak taşımıyoruz. Herkesin sadece bir oyuncağı var ve alışveriş de yapmıyoruz. Bunun yerine biz kendimiz oyunlar oynuyoruz. Örneğin masal anlatma gibi… şarkı söyleme gibi…

Bu yolculuklarda onlardan çok şey öğrendim. Doğal neden şarkı söylemiyorsunuz yolda giderken diye sorguladı beni örneğin. Denge ise mesela mutlu olunca seker. Ve bana sordu Denge: neden siz büyükler mutlu olunca sekmiyorsunuz? Nasıl anlayacağım sizin mutlu olduğunuzu?

Seyahatler sırasında daha çabuk kaynaştıklarını ve arkadaşlık kurma gibi konularda daha başarılı hale geldiklerini gördüm.

Bizim gibi komplike olarak değil de hayatı net sorguladıklarını gördüm. Ben de kendimi sorguladım, neden sekmiyorum gerçekten?

Açıkçası bizim için bu yolculuklar hem içsel hem de dışsal yolculuklar oldu.

YILDIRIM: Kesinlikle özgüven. Çocuklar kendi başlarına kendi işlerini halledebilme yetisi kazandılar. Örneğin birşey istiyorsam, gidip kendim sormalıyım, bunu öğrendiler. Kendi ayakları üzerinde durmanın bir başlangıç noktası gibi oldu.

HATİCE: Bir süre sonra birlikte paylaşımlar yaptıkça gezen 4 arkadaş gibi oluyorsunuz. Bizim aramızdaki bağ güçlendi ve bir takım olarak hareket etmeye başladık.

Soru: Kararınızı aldınız ve işleri yoluna koyma hazırlık süresini tamamladınız ve yola çıktınız. İlk üç aylık seyahatinizde rotanız nasıl oldu? Nasıl belirlediniz? Nerelere gittiniz?

YILDIRIM: Rotamızı öncelikle belirlerken benim önem verdiğim şey çocuklarla olduğumuz için hava koşullarının uygun olduğu zamanları seçmektir. İlk uçağımız Melbourne’a inmek zorundaydı, Avusturalya için. Benim aklımda ilk Darwin’den başlamak vardı çünkü Ekim’de seyahate başlamıştık ve bu ayda artık Darwin’de sıcaklar başlar. Sıcaklıklar artmadan Darwin’den başlayıp Queensland’a kadar gelmekti düşüncem. Ancak mesela gidince Melbourne’da 6 gün kaldık. Çocuklarla jetlag’dan dolayı biraz beklememiz gerekti. Sonra Darwin’e gittik. Darwin’i çok beğendiğimiz için tahmin ettiğimizden daha uzun süre kaldık. Havalar dayanılmaz hale gelince Broome’a geçtik. Broome’da karavan kiraladık. Exmouth’tan geçerek Perth’e kadar sürdük. West Coast dedikleri sahil bölgesini gezdik.

Avusturalya’nın batısı doğal güzellikleri, yeraltı zenginlikleri, mineralleri ile çok güzel bir bölgeydi. Perth’e gelince Adelaide’e uçtuk. Great Ocean Road’u yaptıktan sonra Melbourne’a döndük. Oradan uçak ile Tazmanya adasına gittik. Havalar artık Tazmanya’da bahar kıvamına gelmişti.

Tazmanya’dan Brisbane’e gittik. Brisbane benim için muazzam bir yerdi. Brisbane’den sonra Townsville’e ve Caims’e kadar gittik. Sonra yılbaşı oluyordu, biz de uçak ile Sidney’e gittik.

Soru: Yılbaşına Sidney’de girmek önceden planlanmış mıydı?

YILDIRIM: Bizim planlarımız ortalamadır. Planlamamıştık yani tam olarak. Hiçbir zaman uçak bileti veya otel ayarlamasını da önceden yapmadık. Bazen kalacağımız yerlere gidip kapıyı çalarız ve yer var mı bakarız. Spontane seyahatçileriz yani.

Avusturalya’da örneğin her gece başka bir yerde kaldık. Bu şekilde olmasına rağmen iki ayda sadece kıyıları yapabildik. Avustralya’nın iç kısmını yapmadık, sıcaktan dolayı.

Sidney’de yılbaşını geçirdikten sonra güzel bırakalım dedik çünkü çocuklar da evi özlemeye başlamıştı. Bu nedenle Yeni Zelanda planlarımızı gerçekleştirmedik.

Soru: Yeni Zelanda bir başka defaya o halde…Genelde Sidney’de yılbaşına girmek gibi bir hayali olur insanların. Bu bucket list’lerde yer alır hep. Nasıl bir deneyimdi yılbaşında Opera Binası’nın üzerinde havai fişekleri izlemek?

YILDIRIM: Sadece Opera Binası’nın üzerinde değil 12 noktada havai fişek gösterileri vardı. The Rocks bölgesinden gösterileri izledik. Keyifliydi.

HATİCE: Havai fişek gösterileri iki kere gerçekleşti. Birincisi çocuklar için saat 9’da yapıldı. İkinci gösteri de 12’de yapıldı. Çocuklar her ikisini de izlediler ve çok keyif aldık ailece.

Yılbaşını Sidney'de kutladıktan sonra Ocak ayında Kıbrıs'a döndük. Kıbrıs'ta sevdiklerimizle, özlediklerimizle vakit geçirdik. İşlerimizin üzerinden gittik. Şubat ayının ikinci yarısında tekrardan yola çıktık. İkinci uzun seyahatimize Filipinler'den başladık.

DEVAM EDECEK...


15107369_10153974159415598_4052322808346960625_n
16508024_10155002472434458_2120307173929298739_n
12933020_10154082845499458_1276217349452624285_n
11116469_10153247520529458_829301096210781876_n
993638_10151514759780598_1633444238_n
315577_10150283308605598_1538531806_n
305220_10150283320950598_299163876_n
13606481_10154307071219458_5673880617635839946_n