• Değer Berkin

Filipinler Yazı Dizisi 1 İndio’dan Filipino’ya İspanyol Koloni Hikayesi CEBU


27 Nisan 1521 tarihinde kaşif Ferdinand Macellan, Mactan adasında Lapu Lapu'nun adamları tarafından öldürülmüş ve bu olay Filipinlilerin sömürüye karşı ilk direnişi olarak tarihe geçmiştir. Tam da bu önemli tarihi olayın yıldönümü olan 27 Nisan'da Mactan adasındaki Lapu Lapu şehrinde bulunmak büyük mutluluktu bizim için.

Kadaugan Sa Mactan - Bağımsızlık Günü kutlamaları çerçevesinde meydanda yemek ve satış için stantlar kurulmuştu. Lapu Lapu şehrinin her bir yanı Lapu Lapu’nun renkli maskeleri ve rengarenk bayraklarla donatılmıştı. Güleryüzlü Cebu halkının arasına karışarak bu anı onlarla yaşamak uzun ve zahmetli her türlü yolculuğa katlanmanın en paha biçilmez ödülü olmuştu benim için.

Cebu (diğer isimleriyle Cebuano, Sugbo) bölgesi, Filipinlerin en gelişmiş bölgelerindendir. Aralarında Mactan, Bantayan, Malapascua, Olango ve Camotes adalarının da bulunduğu 167 komşu adayla çevrili olan Cebu, önceden animist olan yerli İndio halkına İspanyolların Hıristiyanlığı tanıştırdığı ilk yerdir. İspanyol kaşiflerin ilk adım attığı yerdir Cebu. İspanyol kralına hizmet eden Portekizli kaşif Ferdinand Macellan, Cebu şehrine diktiği haç ile burayı günümüzde Asya’daki en büyük Hıristiyan ülke konumuna getireceğini biliyor muydu acaba?

Macellan’ın Mactan savaşını kaybetmesi ve Lapu Lapu ile askerlerinin zafer kazanmasını anlatan canlandırma ise 1981 yılından beri Kadaugan Sa Mactan festivali çerçevesinde her 27 Nisan tarihinde yapılmaktadır. Macellan’ın 3 gemisiyle sahile çıkmasının sabahın erken saatlerinde denizdeki suların yükseldiği saatlere denk geldiği şeklinde kayıtlara geçmiştir . Bu nedenle bu canlandırma sabahın erken saatlerinde yapılmaktadır.

Festivalde yetkililerce verilen mesajlar, daha iyi bir yaşam, özgürlük, iyi bir yönetim ve sürdürülebilir bir gelişim elde etmek için çabalamak yönündeydi. Filipinolar gibi güleryüzlü, sakin yapılı ve dünyanın her tarafında en iyi ev ve bakım hizmeti vermekle bilinen 100’den fazla etnik gruptan oluşan bir halkın tarihini incelerseniz, 300 yıldan uzun bir süre İspanyol İmparatorluğu sömürgesinde yaşadıklarını, şimdilerde ise tüm tabelaların İngilizce yazılı olmasının nedeni olan ABD’nin desteği ile bugünlere geldiklerini ve halkın kültürel tüm geleneklerinin birçok medeniyetin izlerini taşıdığını görebilirsiniz. İspanyol, Latin Amerikan, Çin, Japon ve Amerikan etkileri sonucu, İspanyol keşifleri sırasında İndio diye adlandırılan bu halkın Filipino kültürüne dönüşerek bir kültür mozaiği sergilemesini antropoloji, etnografi ve sosyoloji ile ilgilenen herkesin ilgisini çekeceğinden eminim.

Cebu, Filipinler gezimizin – Manila ve Vigan’dan sonra – üçüncü ayağını oluşturuyor aslında. Ancak Filipinler yazı dizisinin ilk yazısı olarak Cebu’yu seçme nedenim İspanyol Koloni tarihinin başladığı yerin burası olmasıdır. İlk durağımız olan Kadaugan Sa Mactan festivalinin de gerçekleştiği Lapu-Lapu Shrine (Lapu Lapu Anıtı) ‘ın bulunduğu yer oldu. İspanyol askerlerini yenen ve Macellan’ı öldüren yerli kabile reisi Datu Lapu-Lapu anısına Filipinoların bağımsızlığı ve gösterilen cesaret bakımından önemini simgelemek adına 20 ayak uzunluğunda bronz bir anıt heykel yapılmıştır. Lapu-Lapu şehrindeki Kadaugan Sa Mactan festivalinin ardından şoförümüz June, bizi normalde 20 dakikada Mandaue-Mactan köprüsünden geçerek ulaşabileceğimiz Cebu City’e trafikten dolayı yaklaşık bir saatte götürünce yolda bol bol konuştuk. Bize Filipinlilerin bilmediğimiz yönlerinden bahsetti. Sokaklarda, parklarda sürekli basketbol oynayan erkeklerden, basketbolun süper atletik vücut yapısına sahip olmasalar bile hayatlarındaki etkisine, “Galaçoçi” isimli müthiş tüten beyaz yasemin çiçeğine, her tarafta bir ilkokul görmemize rağmen okulların yetmediğine ve çocukların bir grup gündüz diğer grup ise akşam olmak üzere iki vardiya şeklinde okula gittiklerine, İspanyol etkisiyle gitar üretiminin yapıldığına kadar birçok konu hakkında sohbet ettik. Çocuklar, Lapu Lapu şehrindeki Costabella Tropical Resort Otel’deki ücretsiz bir hizmet olan 4 yaşından 12 yaşına kadar çocukları kabul eden Kidsclub’ta kalmayı tercih etmişlerdi. Filipinler gezimiz sırasında kaldığımız tek lüks oteldi burası. Cebu’nun tarihi ve kültürünü keşfe çıkarken çocukların Kidsclub’ta kalmaları hepimiz için en iyi tercihti ancak Kidsclub’ın saat 5’te kapanacak olması bizim için biraz zaman açısından sıkıntı yaratacaktı. O nedenle benim ‘herşeye yetişebilecek miyiz’ paniğimi hisseden şoförümüz June’un “You know, ma’am, patience is the most important virtue in life” (Sabır hayattaki en önemli erdemdir) demesi halen kulaklarımda. Kıbrıs’a döneli bir haftadan fazla bir zaman oldu. Her o panik hissine yakalandığımda June’un sözlerini hatırlamaya çalışıyorum. Bir Filipinli olsam şimdi, daha mı sabırlı olurdum acaba diye kendimi telkin etmeye çalıştığım da olmuyor değil hani.

Cebu şehrine varınca, Parian Meydanı’ndaki the Heritage of Cebu Monument (Cebu Miras Anıtı) önünde durduk. Bu anıt Macellan’ın adaya geldiği zaman Cebu’nun Rajahı (reisi – kralı) olan Rajah Humabon ve adamlarının Hıristiyanlığa geçişinden 17. yüzyılda Aziz Pedro Calungsod’a kadar Cebu’nun önemli tarihi dönüm noktalarını tasvir ediyor. Yolun hemen karşısında yer alan Filipinlerdeki en eski evlerden biri olan 17. yy'a ait Yap-Sandiego Ancestral House, Don Juan Yap ve Dona Maria Florida ve üç çocuğunun yaşadığı evdi. Evin yapımında Çinli tüccarlar mercan taşlarını ve yapıştırma amaçlı yumurtanın beyazını kullamıştır. İçini gezemedik ancak antika mobilyalar ile ilgilenenlerin içerisine hayran kalacağından eminim.

Bulunduğumuz bölge olan Parian bölgesi İspanyol koloni döneminde İspanyol idaresinde yaşayan varlıklı Çinlilerin bölgesiydi. Bu bölgede ayrıca hızını alamayanlar ve vakti olanlar için tavsiye edebileceğim başka bir ev, 1730 yapımı iki katlı ev Museo Pari-an Sa Sugbo Jesuit House’dur. Bu bölgede ayrıca en eski cadde olarak bilinen Colon Caddesini ve caddenin başındaki anıtı da görebilirsiniz.

Bir sonraki durağımız ve bizim içini de gezmeyi tercih ettiğimiz ve kesinlikle eve aşık olduğumuz yer Casa Gorordo oldu. Bu ev, bizi resmen 1860’dan 1920li yılların zengin Filipino yaşam tarzına yolculuğa çıkardı. 19. yüzyılda Alejandro Reynes Y Rosales tarafından yapılmış ve 1863 yılında İspanyol bir tüccar olan Juan Isidro De Gorordo tarafından satın alınmıştı. Evde, 1910-1932 yılları arasında ilk Cebu piskoposu olan Juan Gorordo da dahil olmak üzere dört nesil Gorordo ailesi yaşamıştır.

İki katlı evin alt katında yiyeceklerin saklandığı depo bulunuyor. İkinci katına çıktığımızda ise varlıklı yaşam alanları ve mükemmel antika mobilyalarla döşeli odalar buluyorsunuz. Cebu tarihini bize anlatan Koreli rehberimiz, İspanyollar adaya gelmeden önce kıyılarda balıkçılıkla uğraşan yerli halktan söz etti. Bunun nedeninin Cebu’daki toprağın sulamak için fazla sert olmasını gösterdi. Rehberin anlattıklarına göre, Macellan’ın 1521 yılında Cebu’ya çıkışının başarısızlığının ardından adaya ikinci deneme için gelen Ruy Lopez de Villalobos, Macellan gibi yenilgi istemediği için tüm yerli evleri yaktı ve oraya Port San Pedro’yu inşa etti. Port San Pedro ilk olarak ahşaptan daha sonraları ise mercan taşı ve yapıştırmak için yumurta akı kullanılarak sağlamlaştırılmıştır. Sonrasında Amerikan yardımıyla İspanyol kolonisinden ayrılan Cebu’nun Parian bölgesi zengin ailelerin yaşadığı bir bölgeye dönüştüğünü anlatıyor rehber. 2. Dünya Savaşı sırasında Japonlar tarafından bombalanan birçok kilise ve ev olduğundan bahseden rehber, o dönemde Port San Pedro’nun hastane olarak kullanıldığını anlatıyor. Rehber bu bombalama sırasında Casa Gorordo’nun ayakta kaldığını söyleyerek Amerikalıların ambarlarına malları taşımak amacıyla tren yolları inşa ettiğini ancak 2. Dünya Savaşı'nda bunların yıkıldığını söyledi. Şu anda sadece taşıt olarak araba dışında “jeepney” ve “tricycle” kullanıldığını sözlerine ekledi.

Resmi salon, çift odası, bekar odası, kütüphane, azotea dedikleri bazen çamaşır için bazen ise samimi sosyal buluşmalar için kullanılan oda ve yemek salonundan oluşan bu evde geçen birkaç hikayeden de bahsetti. Dul kalan bir hizmetçi, fotoğrafta kucaktaki bebek, şu anda 80 yaşında ve hayatta olan hatta halen gelip büyüdüğü evi ziyaret eden Madam Pipet gibi… Bu evde diğer evlerde olmayan bir de kilise odası bulunuyor. Mestizo kimliğine ve Filipino mimarisine değinen bir sunum izledik. Uzun koloni tarihi nedeniyle Filipinlerin mestizo (melez, karma) bir kimliğe sahip olduğu anlatılan sunumda, Filipinlerde Mestizo olayının Amerika’daki diğer İspanyol kolonilerinden farklı olarak yerli, Avrupalı ve Çin gibi başka birçok kültürün karışmasıyla farklılaştığına vurgu yapıldı. Bu etki modadan, sanata, yemekten sosyal geleneklere her alanda hissedilirken mimaride bu etki en baskın olarak hissedilmektedir. Bu bölgede özellikle Çin-İspanyol ve yerliler arası evlilikler sayesinde, mestizo etkisini inşa edilip içinde yaşanılan evlerde özellikle kendini gösterdiği anlatıldı. Evdeki geleneklerden de bahseden rehber, aşağıda şarkı söyleyip kız isteyen bir erkeğin şayet beğenirlerse kız tarafından, aşağı beyaz mendil atılıp erkeğin yukarı alındığını, beğenilmezse ise kızın annesinin bir kova çişi aşağı döktüğünü anlattı. Yukarı gelen erkekle istenilen kızın arasında mutlaka kızın annesi oturuyormuş. Kızın babası ise başka odadan gizlice konuşmalara kulak misafiri oluyormuş.

Bu güzel evi dolaştıktan sonra Macellan’s Cross’un yani Macellan’ın Cebu’ya diktiği orijinal hacın bulunduğu bölgeye gittik. Rivayete göre, şifa arayan veya yardım isteyenler yıllardır bu tahta haçtan bir parça kestikleri için haç iyice yıpranmış ve bunun için üzerine tahta başka bir kılıf geçirilmiştir. Haç kapalı kubbe şeklinde bir odanın içinde bulunuyor. Burada ilk Hıristiyan Filipinliler olarak Rajah Humabon, Kraliçe Juana ve 400 müridin vaftiz edildiği söyleniyor. Hacın hemen yakınında ise Basilica Del Santo Nino kilisesi bulunuyormuş. Ancak biz hacın diğer tarafında bulunan rengarenk meyvelerin ve sebzelerin bulunduğu pazar yerini görünce kiliseyi tamamen unuttuk ve atladık. Lezzetli tatlı mangoların tadına bakmaya kendimi verince tamamen kilise aklımdan çıktı. Ama ilgilenenler için, bu kilise 1565 yılında Aziz Nino’nun görüntüsünün düştüğü yere inşa edilmiş ve Filipinlerdeki en eski kiliselerdenmiş.

Biz sadece tarihi rotayı çizdik anlayacağınız. Daha uzun süre bölgede kalacaklara veya sadece doğa rotasını çizmek isteyenler için önerilerim ise şöyle: Kawasan Şelaleleri, Camotes Adaları, Malapascua Adası ve Bojo nehri. Çok aramama rağmen bütün olarak pişmekte olan bir Lechon bulup fotoğraflayamadım ya da tadına bakamadım. 'Ben yapmadım siz yapın' notlarıma bunu da ekliyorum. Çünkü Cebu, Lechon denilen soslarla ve sirkeyle servis edilen kızarmış domuz yavrusu yemeği ile meşhur. Yemeklerden gitmişken tatlılara geçelim ve bir de torta denenmeli diye not edelim. Hindistan cevizi sütünden yapılan üzerine kuşüzümü ve peynir konan bir tatlı.

Yukarıda Gorordo evindeki rehberin bahsettiği Fort San Pedro ise son durağımızdı. Orada da isteyene giriş ücretine dahil olarak rehber hizmeti alabilirsiniz. Bize eşlik eden rehber kız, bana bu kalenin Filipinlerdeki en eski ve en küçük kale olduğunu anlattı. İspanyol koloni idaresinin merkezi olduğunu söyleyerek, burada sergilenen orijinal ispanyol kılıçları ve İspanyol bayrağını gösterdi.

Cebu, genel anlamda doğasının ve tropik adalarının yanısıra, Filipinlerin kültür ve tarihini araştırmak için keşfe çıkabileceğiniz bir yerleşim yeri. Turkuaz renkli berrak sular ve bembeyaz kumsallarında güneşlenebileceğiniz, içinde milyon çeşit balıkla yüzebileceğiniz, sularında şnorkelden scuba diving’e pek çok su sporları yapabileceğiniz, lüks arayanlara lüks resortların da mevcut olduğu ideal bir tatil yeridir. Bence Tayland’a alternatif olarak da düşünülebilir diye de buraya not düşüyorum. Diğer Filipin yazılarım için takipte kalın, şimdilik hoşçakalın...


15107369_10153974159415598_4052322808346960625_n
16508024_10155002472434458_2120307173929298739_n
12933020_10154082845499458_1276217349452624285_n
11116469_10153247520529458_829301096210781876_n
993638_10151514759780598_1633444238_n
315577_10150283308605598_1538531806_n
305220_10150283320950598_299163876_n
13606481_10154307071219458_5673880617635839946_n