• Değer Berkin

Adrenalin dolu Fethiye-Ölüdeniz

Bir haftalık Fethiye-Ölüdeniz seyahatimizi tek kelime ile anlatmam gerekirse kelimem “adrenalin” olur...


Covid-19 hayatımıza gireli 1,5 yıl oldu ve bu virüsün varlığıyla yaşamayı kabullenip, eski zevklerimize tedbiri elden bırakmadan geri dönmemizin zamanı geldi diye düşünerek 30’lu yaşlara veda ederken, yıllardır yapmayı istediğim Ölüdeniz’de yamaç paraşütü deneyimini gerçekleştirmeye karar verip, Ercan-Antalya uçuş biletlerimizi biraz tedirginlik içinde kestik.






FETHİYE-ÖLÜDENİZ’E KIBRIS’TAN NASIL GİTTİK?

Ercan Havalimanı’ndan Antalya’ya 45 dakikalık bindiğin gibi indiğin kısa bir uçuşla giderek, oradan aldığımız araç transferi ile Fethiye’ye ulaştık. Antalya’dan Fethiye’ye yaklaşık 3 saatlik bir karayolu yolculuğu sonrası vardık. Ağustos ayında meydana gelen orman yangınlarına rağmen yeşiline hayranlıkla ve imrenerek baktığımız yollardan geçerek Muğla’ya bağlı Fethiye ilçesinde Hisarönü Bölgesi’ne geldik.


Fethiye’nin Ege Bölgesi’nde kaldığını sanıyordum, itiraf etmek gerekirse. Oysa halen Akdeniz’miş ve bu bilgiyi de öğrenince Akdenizli olarak buranın Akdeniz’in eşsiz güzelliğinin bir parçası olmasından dolayı gurur duydum.


Antalya Havalimanı-Fethiye Hisarönü transfer ücreti özel araç ve şoförle birlikte 800 tl’ye mal olsa da, sağlık açısından otobüslerle gitmeyi göze alamadık. Ancak otobüslerle yaklaşık 5 saatlik bir yolculukla daha uygun fiyata Antalya’dan Fethiye’ye ulaşılabiliyor veya araba sürebilirim diyorsanız araç kiralayarak da ulaşım konusunu halledebilirsiniz.


KONAKLAMA

Konaklama olarak biz Barlar Sokağı olarak da bilinen Hisarönü’nde Hisar Aqua Otel isimli uygun fiyatlı bir aile işletmesinde kaldık. (Not. Otelin adında Aqua var ama aqua ne yazık ki bazı hukuki nedenlerden dolayı kullanılamıyor.) Bu bölgede lüks aramıyorsanız, uygun fiyata konaklayabileceğiniz bir sürü seçeneğiniz var. Bahsettiğim bölge barlar sokağı, İngiliz turistlerin uğrak noktası, Agia Napa tarzı bir yer aslında. Ancak pandemi dolayısıyla İngiltere’den turistlerin gelememesinden dolayı sokak, bar ve restoranlar boş. Daha çok Türkiye’den yerli turistlerin ve az da olsa Rus turistlerin bu sokaklarda dolaştığına rastladık. Uzakdoğu restoranından, Hint mutfağına, döner kebaptan İngiliz kahvaltısına çeşitli restoran seçenekleri sunan sokakta ayrıca özellikle çocukların her gece gitmek isteyeceği bir lunapark da bulunuyor.


BİRİNCİ GÜN

İlk gün, Fethiye merkeze gittik. Paspatur eski şehir çarşısını gezdik. Burada Servet Şekerleme’deki lokumları denemenizi tavsiye ederim. Çarşı gezimizin ardından Likya döneminden (MÖ 4. yy’dan) kayalara oyulmuş Amintas Kral Mezarını görmek için yukarı tırmandık. 12 TL yetişkin giriş ücreti ödeyip yaklaşık 100 basamaklı bir tırmanışla taş kral mezarına ulaştık. Aşağıda Fethiye şehir ve deniz manzarasına bakarak, kral mezarında dinlendik. Ardından ise Fethiye Kent Müzesi’ni ziyaret ettik. Müzeye giriş ücretsizdi. Pek çok farklı dönemlerden kalma eserlerin sergilendiği müze, küçük ve gezilmesi kolay. Girişte HES Kodu istendi ancak biz oluşturmamıştık. Kıbrıs’ta yaptığımız PCR sonuçlarını göstermemiz yeterli oldu.




Öğleden sonra ise, Babadağ’a inşası yeni yapılan teleferik ile çıktık. 0-6 yaş bedava, yetişkinler için 80 TL ücret ile gidiş dönüş biletle yaklaşık 20 dk süren bir teleferik keyfi yapıyorsunuz. 1700 m’ye daha yukarıda yer alan 1800 ve 1970 m Yamaç Paraşütü pistlerine ulaşıyorsunuz, biraz daha cesaretliler ve 7 yaş üzeri olanlar aynı biletle telesiyeje binerek 2000 m’ye ulaşabiliyor. Yamaç paraşüt pistleri burada yer almaktadır. Gün batımına denk getirirseniz, inanılmaz bir gün batımı izleyeceğinizi garanti ederiz.



İKİNCİ GÜN

İkinci gün, gezimize Kayaköy ile başladık. Kayaköy, iki kilise, 14 şapel ve 3,500 adet evin bulunduğu Rum yerleşim yeri olan mahalle 1923’te Türkiye-Yunanistan arası yapılan nüfus mübadelesi sonrası Rumlar tarafından terkedilmek durumunda kalan hayalet köydür. Damsız ve terkedilmiş olan ayrıca depremden de hasar görmüş hayalet köy Kayaköy sokaklarında dolaşırken tarihin yaşanmışlıkları ve hüznü arasında buruk hissettik.




Kayaköy’ün ardından Saklıkent Kanyonu’na gittik. İnanılmaz güzel bir doğa harikası olan Saklıkent Kanyonu’nda gidebildiğimiz yere kadar buz gibi suların içinden yürüyerek ilerledik. Haftasonuna denk gelmesi nedeniyle oldukça kalabalıktı. Tek dezavantajı fazla kalabalık olmasıydı. Kalabalık dışında, manzara eşsizdi. Rafting, zipline ve çamur banyosu gibi aktivitelerin olduğu Saklıkent kanyonunda biz rafting yaptık. İnanılmaz keyifliydi. Nehrin içindeki tahta masaların bulunduğu yerde yemek yedik.


ÜÇÜNCÜ GÜN

Sabah kahvaltısı da yapabileceğiniz güzel restoranın bulunduğu Macera parkına gittik. Güzel bir kahvaltının ardından ip parkındaki parkurları çocuklarla birlikte yaptım. Parkur başı 50 tl ödedik. Yine hem çocuklar hem de benim için bol adrenalin dolu bir gün oldu.





DÖRDÜNCÜ GÜN

12 Adalar bölgesine tekne turuna katıldık. Adalarda durarak bolca yüzdük, güneşlendik.





BEŞİNCİ GÜN

Ölüdeniz’de denize gittik. Taşlı olması bir dezavantajdı ancak denizi gerçekten güzeldi.


ALTINCI GÜN

Sabah yamaç paraşütüyle güne başladım. 1700 m’den kalkışla 2000 m’ye yükselerek tüm Ölüdeniz’i tepeden izledim. İnanılmaz keyifli bir deneyim oldu. Mutlaka akrobasi denemenizi tavsiye ederim. Rüzgarın sesi ve 2000 m yüksekte olmanın verdiği huzur halen kulaklarımda. 600 TL ücreti olan bu deneyiminizi fotoğraflamak isterseniz 200 TL de pilotunuza bu foto ve videolar için ödeme yapıyorsunuz, yani toplam 800 TL geliyor. Babadağ’dan kalkıp, Ölüdeniz’e iniyorsunuz. Yükseklerde süzülmek apayrı bir heyecandı. Sizinle birlikte bir sürü paraşütün havalandığını, gökte süzüldüğünü görmek de sizi rahatlatacaktır. (Havadaki tek çılgın ben değilim!)





Paraşütün ardından Ölüdeniz’den kalkan dolmuş teknelerle Kelebekler Vadisi’ne hareket ettik. 70 TL kişi başı gidiş dönüş ücretle 20 dakikalık bir sürede vadiye varılıyor. Saat başı tekne bulabilirsiniz. Kelebekler Vadisi’nden son dönüş saat 5’te oluyor.


Kelebekler Vadisi’nde doğanın içinden yürüyüş ve tırmanışla küçük bir şelaleye varıyorsunuz. Lastik kaymayan terliklerle gitmeniz öneriliyor. Aksi halde yalın ayak tırmanabilirsiniz. İnanılmaz güzel bir yürüyüş ve tırmanış serüveni oldu ve doğanın bir parçası gibi hissetmek ayrı bir keyifti. Şelale küçük de olsa bir şelale görmek ve sıcaktan bunalmış bir şekilde buz gibi suda yıkanmak, kanyon manzarasına bakmak müthiş güzeldi.




YEME İÇME

Bizim denediğimiz ve size önereceğimiz restoranlar: Cafe Cafe Paspatur, Yengeç Restoran, Oluklu Restoran, Karacabey Restoran, Chinese Rose (Hisarönü)





155 views0 comments

Recent Posts

See All