• Değer Berkin

Milano'da bir Kıbrıslı Türk- Günce Kozal ile söyleşi


Benim için İtalya'da çalışmak ve yaşamak gerçekleşmemiş bir hayal olarak geçmişimin bir köşesinde dururken, İtalya'nın en beğendiğim şehirlerinden Milano'ya yerleşerek hayatını kurmuş bir Kıbrıslı Türk'ü bulmak, seyahat tutkunları ile yaptığım söyleşiler dizim için çok anlamlı bir söyleşiye dönüşüverdi. Fırsat buldukça yapmaya devam ettiğim seyahat söyleşilerim çerçevesinde, yeni bir yıla girerken, başka hayatların da mümkün olduğunu bize deneyimleriyle aktaran, Milano'da yaşayan "la ragazza Cipriota" 'nın (İtalyanca: Kıbrıslı kızın) ismi Günce Kozal. Bu söyleşi, benim gibi Milano'da yaşamak nasıl bir şey merak edenler için gelsin...

S. Biraz seni tanımayanlar için kendinden bahseder misin?

C. Dört kardeşin en küçüğü ve en çok el üstünde tutulanı oldum hep. Buna rağmen otoriter ve güçlü bir kimliğe sahip ‘single-mother’ olarak dördümüzü de okutan ve sanatın içinde yetiştiren annemizin izinde, farketmeden tuttuğunu koparan ve iş çözücü bir kimliğe büründüm. Çoğu genç gibi Kıbrıs’ın AB’ye girmesiyle birlikte İngiltere'ye gidip görsel iletişim fakültesini tamamladıktan sonra, Kıbrıs’ta kısa bir süre iş deneyimi edinip daha sonra Milano’da masterimi tamamladım.

İtalya’ya vardığım andan itibaren büyük bir hevesle öğrendiğim İtalyanca’nın bana açtığı yeni kapılar sayesinde, mezuniyetimden sonra kendi sektörümde iş buldum ve son üç senedir hayatımı İtalya’da sürdürüyorum.

S. Milano’da sıradan bir gününü bize anlat desek, neler anlatırdın?

C. Milano’da klasik bir sabah öncelikle komşularımı ve kapıcımızı güleryüz ile ‘ciao’ sesiyle selamlayarak başlar. Daha sonra bisikletime binip iş yerime doğru yola koyulurum. Fırsat bulursam muhakkak bir bardan geçip bir brioche ve cappucino alırım. İtalyanlar çok rahat insanlar olmalarına rağmen yemek ve atıştırma saatleriyle ilgili çok keskin kurallara sahipler. Öğlen yemeği mutlaka 13.00-15.00 saatleri arasında yenir. Aksi halde aç kalırsınız. Akşamları ise çoğunlukla saat 18.00-21.00 saatleri arasında bir kadeh içki ve atıştırmalıklar eşliğinde Aperitivo yapılır ve 21.00 dan itibaren akşam yemeği yenir. Çoğunlukla makarna tüketen bu güzel ülke insanının neden şişmanlamadığını hep sorarız. Kuzey İtalyalılar genellikle zayıf insanlar çünkü çok fazla spor yapıyorlar. Bu nedenle benim de klasik bir günümün içerisinde işimi bitirip, arkadaşlarım ile sosyalleştikten sonra spor salonum yer alıyor.

S. Milano birçok şehir ve hatta ülkeye yakın bir konumda. Sık sık başka şehir ve ülkelere gidip dolaşma imkanın oluyor mu? Nerelere gitme imkanın oldu bugüne dek?

C. Evet, bolca dolaşma imkanım oluyor. Şanslıyım ki sık sık etrafımda her an gezmeye hazır insanlar buluyorum. Sürekli hafta sonu tatilleri veya resmi tatilleri kullanarak ufak kaçamaklar yapıyorum. Tabi ki Avrupa’da olduktan sonra daha uygun bilet fiyatları, kısa uçuş saatleri veya tren yolları benim için bir avantaj oluyor. İtalya’da bulunduğum süreçte öncelikle İtalya’nın tarih kokan büyük küçük her bir şehrini görmeye çalışıyorum. Bunun dışında bu süreçte, Barselona, Paris, Amsterdam, Atina, Nice, Cannes, Monaco, Berlin, Lugano gibi çok yakında olan yerlere gidebildim ve hala tamamlayamadığım oldukça uzun bir listem var. Umarım Avrupa’yı tamamladıktan sonra Asya ve Amerika’yı da görme şansım olur.

S. Sana “İyi ki Milano’da yaşıyorum” dedirtecek ne gibi özellikleri var bu şehrin?

C.İyi ki Milano’da yaşıyorum çünkü şarabı çok güzel, iyi ki buradayım çünkü bu şehir Kıbrıs samimiyeti ve yavaşlığıyla, avrupadaki iş ciddiyetinin buluştuğu bir şehir. İyi ki Milano çünkü gözleriniz sürekli bayram ediyor. Tasarım haftası, moda haftası, kültür sanat, tiyatro ile ilgili etkinlikler yıl boyunca sürüyor. Girdiğiniz her cafe her mağaza ayrı bir sanat galerisi gibi ve geçtiğiniz her sokakta Palazzo ‘palace’ diye adlandırdıkları konutlar emeğin ve işçiliğin temsilcisi. İtalyanlar mutfakta, mimaride, modada, müzikte, tiyatroda ve daha bir çok alanda farklarını dünya çapında gösteriyorlar ve tüm bu saydıklarımın kalbi Milano’da atıyor.

S. Milano’da yaşamasaydın dünyanın hangi ülkesinde yaşamak isterdin? Neden?

C. Şu sıralar ben de bu soruyu kendime soruyorum. Biraz değişiklik isteseydim nerede yaşardım diye düşününce belki Paris veya Miami diye düşünüyorum. Sanırım bunun sebebi Paris’te yaşadığım deneyimi çok sevmiş olmam ve Fransızcaya olan ilgim. Miami’ye gitmek istemem ise hem orada muhtemel bir iş olanağı görüyor olmam hem de bu süreçte Milano’da okurken edindiğim latin amerikalı dostlarımı Guatemala, Peru, Arjantin ve Brezilya’da ziyaret edebilme hayalimdir.

S. İtalya’ya ilk kez seyahat edecekler için önerilerin nelerdir?

Her ülkede olduğu gibi burada da cüzdan cep telefonu ve çantalarına aşırı dikkat etmeliler.

Popüler meydanlarda ve caddelerde yemek yemek yerine ara sokakları ve daha yerel restorantları keşfetmelerini tavsiye ederim.

İtalya pastadan ibaret değil. Her şehrin kendine özgü yemeği ve tatlısı var. İyi bir internet kullanıcısının İtalya’nın en güzel yanlarını daha rahat keşfedebileceğini düşünüyorum.

Gelmeden önce İtalyanlarla anlaşabilecek bir kaç basit İtalyanca sözcük öğrenilirse İtalyanların onlara her konuda yardım edeceklerine eminim.

Teşekkürler