• Değer Berkin

Adını ve Tren İstasyonunu Beğenip Trenden İndiğimiz Kasaba HAARLEM


Tren yolculukları hep bir meditasyon gibi gelmiştir bana. Tren ilerler, ilerledikçe başka başka hayatların olduğu başka başka yerleşim yerleri, evler, kırsal yaşamlar, binalar, göller, dağlar, kanallar, yollar, ağaçlar, çiftlikler, İsviçre'deyseniz Milka inekleri, Hollanda'daysanız o tadına doyulmaz peynirleri üreten inekler, keçiler - ve liste daha daha uzar gider - pencereden film şeridi gibi geçip gider. Sonra farklı farklı kasabalarda veya şehirlerde durunca yolcuları izler ve hiç gitmediğim bu yerlerde yaşamak nasıl olurdu acaba diye merak ederim.

Bugüne dek pek çok tren yolculuğu yapmış, birçok durakta duran trenlerde böyle düşüncelere dalmışımdır ama sırf ismini ve tren istasyonunu beğenip de bir kasabada geçerken uğrayım bir deyip inmişliğim olmamıştı. Ta ki Haarlem tren istasyonunda trenimiz durana dek...

Amsterdam'dan Delft'e doğru yaptığımız yolculuk sırasında durduğumuz bir duraktı Haarlem. Daha önce durduğumuz tren istasyonlarından çok farklıydı. İlgimi çekince bir Google'layıp Haarlem'i araştırıverdim. "Romantik Ortaçağ kasabaları" listemde de yer aldığını hatırlayınca, "vaktimiz kalsın dönüşün de Haarlem'i de gezelim" fikrini ileri sürdüm. Delft'e doğru yolculukta böyle bir sürpriz yaparak karşıma çıkmışsa Haarlem, ziyaret etmek bizim için zaruri olur.

TARİHİ HAARLEM TREN İSTASYONU

Haarlem'i anlatmaya tarihi Haarlem tren istasyonunu anlatmadan başlamak bence olmaz. Madem tren istasyonları ve tren yolculuklarının büyüsünden bahsederek yazıma başladım, bu istasyonunun bu büyüsü nereden geliyor onu detaylandırmak gerek. Haarlem tren istasyonu, Hollanda'nın ilk tren istasyonu olarak kayıtlara geçmiş. 1839 yılında ilk kez açılan bu tren istasyonu, 1906 yılında yeniden düzenlenmiş ve Hollanda'daki tek Art Nouveau tarzında inşa edilmiş tren istasyonu olma özelliğiyle günümüze dek güzelliğini koruyarak gelmiş.

HAARLEM İLE HARLEM FARKI

Harlem deyince çoğumuz Amerika'da suç oranı yüksek olan New York'taki meşhur bölgeyi düşünürüz. Hollanda'daki Haarlem kasabasını görünce hiç alakası yok deyip hemen kesip atmamak lazımmış çünkü tarihe dönüp araştırırsak, Amerika'ya giden Hollandalılar şimdiki New York'a, New Amsterdam ismini vermişler. Sonra İngilizler New Amsterdam'ı ele geçirince, ismini New York olarak değiştirmişler. Ancak New York'ta bir bölge olan Harlem'in ismine dokunmamışlar. İki H(a)arlem arasında fazladan bir "a" farkıyla, canlı ama huzurlu ile canlı ama tekin olmayan gibi sıfat farkları mevcut.

Delft dönüşü öğleden sonra saat 2.30 gibi Haarlem tarihi tren istasyonunda indik. Haziran ayında hava geç karardığı için rahat bir şekilde 4 saate yakın bir süre Haarlem'de geçirmeye karar verdik. Spaarne nehrinde yer alan Haarlem, tarihi merkeziyle canlı, huzurlu ve dinamik yapısıyla gezilmeyi hak eden şirin Hollanda kasabalarından biri. Kendinizi bolca kartpostallık kanal manzaraları ve ortaçağ mimarisinin içinde bulacağınız, dar sokaklarda dolaşarak, Haarlem'in dokusunu, havasını özümsemek sonra ise meşhur meydanı olan Grote Markt'ta bir restoran ya da cafede oturup birşeyler içip, saatlerce akıp giden yaşantıları izlemek Haarlem'de yapabileceğiniz ve vücudunuzda serotonin patlamasına neden olacak şeyler.

HAARLEM'İN MERKEZİ BÜYÜK PAZAR MEYDANI: GROTE MARKT

Haarlem, Amsterdam Centraal Tren İstasyonuna sadece 15 dakika mesafede ve her 15 dakikada bir tren yakalayabilirsiniz. Tren istasyonundan çıkınca merkeze doğru ilerledik. Merkez yürüme mesafesinde. Yaklaşık 5-10 dakikada merkeze ulaşabilirsiniz. Tren istasyonundan çıkıp Kruisweg caddesi boyunca dümdüz ilerlerseniz sizi zaman makinesinde orta çağa götürmüşçesine büyülü bir meydana çıkacaksınız. Avrupa'da yeni bir şehre veya kasabaya gittiğimde en sevdiğim olay bir cadde boyunca yürüyüp aniden büyülü bir meydana çıkmaktır. Her şehrin neredeyse bir ana meydanı olur ya işte Haarlem'inkinin adı Grote Markt'tır. Anlamı ise Büyük Market (Pazar Yeri) demek ve bizi de gerçekten büyük bir market (pazar) meydanda karşıladı.

Birçok Avrupa ve koloni şehirlerinde rastlandığımız ana meydanlarda genellikle haftanın belli bir gününde kurulan pazarlar, ortaçağdan günümüze kadar gelen güzel geleneklerden biri olarak ilgimi hep çekmiştir. Postane, belediye binaları ve önemli otel ve kiliselerin çevrelediği bu alanlar, genellikle şehrin merkezinde yer alırlar. Bu tarihi binaların çevrelediği tarihi meydanların, günümüze dek sağlam bir şekilde kalmasının nedeni, uzakdoğu dinlerinin aksine, Hıristiyan dininde binaların kusursuz ve ölümsüz eserler olarak yeni nesillere aktarılması felsefesinin yatmasıdır. (Uzak doğu tapınaklarına bakarsanız, her yeni neslin de birşeyler katması gereken sağlam olmayan yapı malzemeleri kullanılmasının nedeninin hayatın kusurlu oluşunun kabullenmesi düşüncesinin yattığını görürsünüz.)

Din, felsefe ve pazar yerlerini bir kenara bırakıp Haarlem'deki büyülü pazar meydanına geri dönecek olursak, biz cumartesi ve pazartesileri kurulan pazara denk gelince meydanı çevreleyen binaların güzelliğinin tadını çıkarmak yerine, meydandaki dinamizme ve alışveriş canlılığına şahitlik etmiş olduk. Meydana vardığımızda kızımız Mila babasının omuzlarında uyuyakalınca (ve de çocuk arabamız yanımızda olmayınca) bir cafede oturup onun uyanmasını bekledik. Eşim Levent ve oğlum Miran ile dönüşümlü olarak Haarlem'de meydanı, pazarı ve dar sokakları dolaştık.

Meydanı Hoofwacht (Belediye Binası), Vlesshal, ve Saint Bavo Katedrali gibi tarihi binalar çevreliyor. Son moda cafeler ve dükkanlar da bulabileceğiniz tarihi merkezde pazara denk gelirseniz tuzlu balık herring denemelisiniz.

Bir zamanlar Mozart'ın org çaldığı Saint Bavo Katedrali (diğer adıyla Oude Kerk)'e girip 15. yüzyıl katedrali görmek isterseniz 2.50 Euro giriş ücreti var. Pazarları kilise ayinleri yapıldığı için ziyaretçi kabul etmiyor. Ziyaret saatleri ise sabah 10.00'dan öğleden sonra 17.00'e kadar mümkün.

Bu devasa katedralin hemen yanında kasabada bir zamanlar taze etin bulunduğu tek yer olan Vleeshal'i görebilirsiniz. Şimdilerde bu yerin kiler kısmı Arkeoloji Müzesi olarak kullanılmaktadır.

HOFJES

Hofjes Flemenkçede etrafında avlusu olan yoksullar evi anlamına geliyor. Bu evler 12. yüzyılda zenginlerce inşa edilmeye başlanmış ve amaç ise fakir, bekar ve dul kadınlara kalacak yer sağlamaktı. Haarlem'deki Hofjes'leri gezmek isterseniz herhangi bir ücret ödemeden ziyaret edebilirsiniz.

Haarlem'de geçirdiğimiz 4 saat, bizde tadımlık çok güzel bir yemek denersiniz de tadı damaklarınızda kalır, aynen bizde o etkiyi yapmış bir şekilde günün sonunda Amsterdam'a dönmüştük.

Amsterdam'a yolu düşenlere, değişik yerler de görmek isteyenlere Haarlem'e uğramalarını öneririm.


15107369_10153974159415598_4052322808346960625_n
16508024_10155002472434458_2120307173929298739_n
12933020_10154082845499458_1276217349452624285_n
11116469_10153247520529458_829301096210781876_n
993638_10151514759780598_1633444238_n
315577_10150283308605598_1538531806_n
305220_10150283320950598_299163876_n
13606481_10154307071219458_5673880617635839946_n