• Değer Berkin

Mayıs Ayı Notları


‘Her aya en az bir kitap ve bir film’ mottosuyla yeni yıla heyecanlı bir merhaba demiştim. İyki ki de böyle yapmışım çünkü bu sayede istikrarlı bir şekilde her ay 2-3 kitap okuduğumu ve en az da bir film izlediğimi görüyorum. Mayıs ayını tamamlerken ve yaza merhaba derken, deniz kenarlarında, havuzbaşlarında, bol bol D vitamini alacağımız ve kendimizi daha mutlu hissedeceğimiz günlerde yaşam enerjimizi yüksek tutmamıza yardım edecek kitaplar okumamızı dilerim.

Sıcak bir mayıs ayı geçirdik. Sıcak mayıs ayında gerçekten hepsini de ayrı ayrı severek okuduğum nereye gidersem çantamda gezdirerek üç kitap bitirdim.

KİTAPLARIM

1) USTALIK GEREKTİREN KAFAYA TAKMAMA SANATI

Kitabın yazarı Mark Manson ünlü bir blogger. Yazar Charles Bukowski'nin hayatından örnekler vererek başladığı kitapta çeşitli gerçek yaşam hikayelerine de yer vererek savunduklarını pekiştiriyor. Size bu kitapta beğendiğim alıntıları sıralayım ki henüz okumayanlar okumak istesin, okuyanlar da tekrardan hatırlasın.

"Kafaya takmamak kayıtsız olmak anlamına gelmez; kayıtsız olmanın sizi rahatsız etmemesi anlamına gelir."

"Hayatınızda hangi ıstırabı istersiniz? Ne için mücadele etmeye hazırsınız?"

"Birşey seçmek zorundasınız. Istırapsız bir yaşam süremezsiniz. Sürekli güller ve tek boynuzlu atlar olmaz."

"Belki bunca özgürleştiren ve eğiten teknolojiler aynı zamanda insanların herşeye hakları olduğu duygusunu hiç olmadığı kadar azdırdılar."

"Yaşamın büyük bölümü olağan, sıradan ve ortalamadır."

"Hayatınızın büyük bir kısmı sıkılarak geçecek ve kayda değer bir şey olmayacak, ama bunda bir sorun yoktur."

"Bizler hepimiz maymunuz. Tasarımcı işi ayakkabılarımız, ızgaralı fırınlarımız olduğu için kendimizi çok karmaşık yaratıklar sanıyoruz, ama süslü püslü maymunlarız."

"Gelişmiş bir ülkede orta sınıfa mensupsanız, fazladan on bin doların pek bir etkisi olmayacaktır, fazla mesai yaparak, hafta sonları çalışarak kendinizi öldürmenize değmeyecektir."

"Yaşamdaki başarınızın ölçütü haklı olmaksa, tüm bu saçmalıklarınızı kendinize haklı göstermek için çok uğraşmanız gerekecek".

"Hayat bazen berbattır ve yapabileceğiniz en sağlıklı şey de bunu kabul etmektir."

"Uzun vadede maraton koşmak bizi çikolatalı bisküvi yemekten daha çok tatmin edecektir."

"Bir gün geriye dönüp baktığınızda mücadele günlerinizin en güzel günleriniz olduğunu göreceksiniz."

"Daha iyi değer yargılarına öncelik vermek, kafayı takacak daha iyi şeyler seçmek. Çünkü daha iyi şeylere aldırdıkça daha iyi sorunlarınız olur."

"Bizim suçumuz olmayan deneyimlerden de sürekli sorumlu oluruz. Bu yaşamın bir parçasıdır."

"Suç geçmiş zamandır. Sorumluluk şimdiki zaman."

"Mutsuzluğunuzun nedeni birçok kişi olabilir ama sizden başka kimse mutsuzluğunuzdan sorumlu değildir."

2) VE İÇİNDE UYUYAN HAZİNEYİ BULACAKSIN:

Kitabın yazarı: Laurent Gounelle. Akıcı ve sürükleyici bir roman. Kişisel gelişim ile tanrı ve din konularını bir arada ele alan Hıristiyanlık, Hinduizm, Taoizm ve Budizm gibi dinleri karşılaştırmalarla anlatan düşündürücü bir kitap. İnanç dünyasını aralayan bir kitap kısacası. Bu konulara ilgili olanların okuması gereken bir kitap bence.

Romanın konusu, Ateist Alice'in, çocukluk arkadaşı olan rahip Jeremie'nin zor bir döneminde kendisine yardım etmek için çıktığı bir inanç yolculuğudur. Jeremie'nin kiliseye gelenlerin sayısının azalması sonrasında düştüğü sıkıntılı ruh hali için ateist pazarlamacı Alice'in neler yaptığını sonrasında kendi inançlarını sorgulamaya başlamasını okurken kendi inançlarınızı da sorgulayacağınızdan eminim.

3) LYKKE:

Benim el kitabım gibi oldu çünkü elimden hiç düşüremedim ta bitirene dek. Toplumumuzu sarsan şok edici cinayet haberi yayınlanırken daha da sıkı sıkı sarıldığım bir kitap oldu. Kitap kapağı bile mutluluk vermeye yetiyor. Dünyanın en mutlu insanları seçilen Danimarkalıların mutluluk sırlarını inceleyen kitabın yazarı Meik Wiking, daha önceki kitabı Hygge'den sonra yine harika bir iş çıkarmış. İşte kitabı okurken hayatıma dokunan konular ve cümlelerden size derlediklerim:

- Sofrada mum yakmak: Ateşin insanları birleştirdiği düşüncesiyle akşam yemeğinde yakılan mum sayesinde insanların daha uzun süre oturup daha çok sohbet ettiği ortaya çıkmış. Denenebilir sanırım.

-İngilizce "companion" (arkadaş), İspanyolca "companero" ya da Fransızca "copain" kelimelerine baktığınızda her biri Latince "com" ve "panis" kelimelerinden türetilmiştir. Bu, "ekmeğin paylaşıldığı (kişi)" anlamına gelir. (Sf. 37)

-"Hırslı olanlarımız bir hedefe ulaştığı anda kendine peşine düşecek yeni bir hedef oluşturur. İşte bu, hedonik koşu bandıdır." (Sf. 84)

-"1899 yılında Amerikalı sosyolog Thorstein Veblen statü elde edebilmek amacıyla zenginliğinizi alenen sergilemek için lüks ürünler satın alma fenomenine karşılık gelen "gösterişçi tüketim" deyimini buldu." (Sf. 93)

-"Daha mutlu olan kardeş hayatta daha fazla para kazanıyor." (Sf. 121)

-"Daha yüksek pozitif duygulanım sahibi insanların soğuk algınlığı virüsüyle karşılaştıklarında hastalanma ihtimalleri daha az ve hastalandıklarında daha hızlı iyileşiyorlar." (Sf. 128)

-"Gelişmiş bir ülke fakirlerin araba sahibi olduğu yer değildir. Zenginlerin toplu taşıma kullandığı yerdir. Zenginlerin yürüdüğü ve bisiklete bindiği yerdir. Zenginlerin ve fakirlerin parklarda, kaldırımlarda, toplu taşımada eşit şartlarda buluştuğu şehirler yaratmalıyız." (Sf. 141)

-Shinrin-yoku = "Orman banyosu" ya da "orman ortamıyla bütünleşmek" (Sf. 149)

-"Hafta sonları çalışırsanız Danimarkalılar sizin gizli bir proje üstünde çalışan bir kaçık olduğunuzdan şüphelenir." (Sf. 167)

-"Kendi işini yapanlar gelir, çalışma saatleri, iş güvenliği gibi pek çok açıdan daha kötü durumda olmalarına rağmen bir başkasının yanında çalışanlardan daha yüksek genel iş tatmini düzeyleri ifade ediyorlar." (Sf. 184)

-Parkinson'a göre: "İş, tamamlanmasına ayrılan zamanı kaplayacak kadar genişleyebilir." (Sf. 187)

-"Bir otobüsün, trenin ya da arabanın içinde tutsağızdır." (Sf. 191)

-"Arabanın özgürlüğün en muhteşem sembolü olduğu düşüncesi özü gereği Amerikanvaridir ama dünyanın her yerinde araba reklamları size o arabayı bir kıyı şeridinde, doğayla çevrili bir şekilde ve görünürde ikinci bir arabanın olmadığı kıvrımlı yollarda sürmeyi vadeder. Oysa gerçekte arapsaçına dönmüş bir trafikte ve trafiğin en yoğun saatinde, etrafımızda kornalar bir öfke ve bunalım senfonisi halindeyken santim santim ilerleyebiliyor olmamız daha olasıdır. Özgürlüğe ne kadar uzak bir manzara. Araba bir prangaya dönüşmüştür ve bizi olsa olsa mutluluktan uzaklara götürmektedir. (Sf. 192)

-"Güney Kore'de bu konuyla ilgili bir atasözü var: 'Bir kuzen bir arazi satın alırsa diğer kuzenin karnı ağrır." şeklindeki Kore atasözünü hatırlayın. Önce komşunuz yeni bir araba alırdı, sonra siz. Şİmdiyse rekabet başka alanlara kaydı: güzellik ve eğitim. (Sf. 219)

- "Bir saatlik mutluluk istiyorsan şekerleme yap. Bir günlük mutluluk istiyorsan balığa çık. Bir yıllık mutluluk istiyorsan büyük bir mirasa kon. Ömürlük mutluluk istiyorsan bir başkasına yardım et." (Sf. 244)

-"Kendi türümüzün hayatta kalmasını sağlayacak bir şey yaptığımız zaman iyi hissetmeye ayarlıyız". (Sf. 245)

-"Araştırmacılar Almanya, İsviçre ve Malezya gibi ülkelerde gülümseyen insanların gülümsemeyen insanlardan önemli ölçüde daha zeki olarak algılandığını ancak Japonya, Güney Kore ve Rusya'da gülümseyen insanların daha az zeki olarak algılandığını ortaya koyuyor. Hatta, "Nedensiz yere gülümsemek bir aptallık işaretidir" olarak tercüme edilebilecek bir Rus atasözü duymuştum. " (Sf. 250)

-"Neden olumsuzluğa odaklanmaya meyilliyiz? Belki de daha akıllı görünmemizi sağladığı için olumsuzuzdur." (Sf. 277)

Kitapta çocuklara empatiyi teşvik etmek için etkinliklerden, etrafımıza iyilikler yapabilmek için öneriler ve daha bir sürü mutluluk tüyoları bulabilirsiniz. Bu kitap bana birçok konuda ilham olmuştur. Şiddetle tavsiye ederim.

VE İZLEDİĞİM FİLM

Bu ay bol filmli bir ay geçirdim. İki kere çocuklarla sinema keyfi yaptık. Eşimle ise 'Stajyer' isimli filmi izledik, çocuklarla da "Peter Pan" ve "Yakışıklı Prens" isimli filmleri izledik. Ama bu ayın filmi olarak "Lykke" kitabı sayesinde yeniden hatırladığım 'Amelie' filmini seçiyorum.

İyilik yapmanın güzelliğini konu alan film küçük detayların farklı insanlar üzerinde yaptığı etkiyi anlatıyor. Bence herkesin "Amelie Pouland" karakterini tanıması ve bu güzel Fransız filmini henüz izlemediyse izlemesi şart bence.

Meşhur saçkesimiyle birçok kişiye ilham olduğu Audrey Tautou’nun başrolünde olduğu Fransız yapımı bu romantik komedi, Jeunet ve Guillaume Laurant tarafından yazılmıştır. Paris'in Montmartre’sında geçen film, modern Paris hayatının idealize edilmiş, alaycı bir yorumudur.


24 views
15107369_10153974159415598_4052322808346960625_n
16508024_10155002472434458_2120307173929298739_n
12933020_10154082845499458_1276217349452624285_n
11116469_10153247520529458_829301096210781876_n
993638_10151514759780598_1633444238_n
315577_10150283308605598_1538531806_n
305220_10150283320950598_299163876_n
13606481_10154307071219458_5673880617635839946_n