• Değer Berkin

Filipinler Yazı Dizisi 3 - BOHOL adası


Filipinler'in 7,701 adasından sadece bir tanesi Bohol. Cebu'da kaldığımız sürenin bir gününü Bohol'a ayırarak günübirlik bir gezi yaptık. Anlatmaya başlamadan hemen belirtmeliyim ki daha fazla süresi olanlara, Bohol veya Bohol'un hemen yanındaki Panglao adasında kalmalarını tavsiye ederiz. Hatta gezinin tarih ve kültür odaklı olmasının çok da önemli olmaması durumunda Cebu'da kalmak yerine Bohol'da da kalınabilir. Bohol doğa güzellikleri bakımında yeşil ve mavinin her tonunu görebileceğiniz bir yer. İnanılmaz güzel sahilleri olan ayrıca şnorkel, dalış gibi su sporları için ideal bir destinasyon.

Biz Cebu'dan özel bir tur ve rehber ile Bohol gezimizi yaptık. İlk olarak Cebu Limanı'na vardık. Buradan Bohol'un Tagbilaran Limanı'na hareket eden Oceanjet vapurunu aldık. Bizim tüm ulaşım, bilet ve liman vergilerini Metroland Travel & Tours ayarlamıştı ancak siz kendiniz gidecekseniz, Oceanjet şirketinin sayfasından saatlere ve fiyatlara göz atabilirsiniz.

Bohol'a vardığımızda bizi karşılayan rehber son derece güleryüzlüydü. Aksanı ise net anlaşılıyordu. Bu nedenle hiç zorluk yaşamadık. Bize ve çocuklara Bohol'a ait kolye ucu hediye etti. Klimalı araç ile güleryüzlü şoförümüzle turumuza başladık.

BOHOL'DA NERELERE GİTTİK?

Özel tur olunca, nerelere gitmek istediğinizi kendiniz belirleyebilirsiniz. Bize sunulan yerler arasında eleme ve eklemeler yaparak kendi özel gezi noktalarımızı zevkimize göre belirledik.

BLOOD COMPACT

Daha önceki Filipinler yazılarımı okuyanlar bilecek, bu gezide ağırlık verdiğim konu Filipinler'deki İspanyol koloni dönemine ait tarih ve kültür mirası oldu. Bu nedenle ilk durağımız, İspanyol kaşif ve fatih Miguel Lopez de Legazpi ile yerli reis Datu Sikatuna arasında gerçekleşen Kan Sözleşmesi anısına yapılan Tagbilaran Şehrindeki anıt, "Blood Compact Site" oldu.

Kan sözleşmesi Filipinler'de eski zamanlarda yapılan bir ritüeldi. Bizim bildiğimiz kan kardeşliğini çağrıştırıyor ancak onlar bunu bileklerinden birkaç damla kan akıtıp bunu şarapa katıp birlikte içerek sağlıyorlar. Bunu yaparak birbirlerine olan güven ve arkadaşlığı geçerli kılıyorlar. 1565 yılında İspanyol kaşif ve fatih Miguel Lopez de Legazpi ile yerli reis Rajah Datu Sikatuna arasında yapılan bu kan anlaşması Filipinler'deki İspanyol koloni tarihinde önemli bir dönüm noktası olmuştur. Miguel Lopez de Legazpi'den önce Filipinler'e ilk ayak basan Ferdinand Macellan başarısız olmuş ve Mactan adasında Lapu Lapu ve adamları tarafından öldürülmüştü. Mart 1565'te İspanyol Kralı'nın beşinci keşif seferinde 16 Mart 1565'te gerçekleşen bu kan sözleşmesinin ardından Cebu'da bir dizi savaşlar olmuş ve Manila'nın kuşatılmasına kadar sürmüştü. Özetle, Filipinler'deki İspanyol koloni dönemi böyle başlamış oldu. Yapılan bronz anıtı ise 1999 yılında Boholano tarafından yapılmış.

LOBOC NEHRİ

Bu anıtın ardından yeşilleri yarıp akan inanılmaz büyüleyici Loboc Nehri'ne gittik. Orada nehir turu yaparken gemide açık büfe öğle yemeği yenebiliyor. Nehir inanılmaz temiz ve doğanın büyüsüne kolayca kapılıp huzur bulacağınız bir atmosfer sunuyor. Gemide Filipin yemeklerinin tadına bakarken, Harana yani İspanyolların Filipin kültürüne harmanladıkları serenat tarzı Filipin şarkıları dinleyeceksiniz.

Nehirde yıkanan ağaçlara çıkıp, ağaçlarda sallanan, sonra da nehre atlayan Filipinli erkek çocukları göreceksiniz. Size gösteri hazırlayan yerel giysiler içindeki Filipinolar yerel dans ve müzikleriyle sizleri etkileyecekler.

LOBOC ECO ADVENTURE PARK

Doğayla buluşmanıza Loboc Eco Adventure Park'ta devam edebilirsiniz. Bu buluşma biraz önce içinden gemiyle akıp gittiğiniz nehri, kuşbakışı kucaklamak için. Maceracı ruhlu gezginler kesinlikle yapacakları zipline ve daha az maceracı ve bizim gibi çocuklu ailelerin yapacakları teleferik turu ile bu doğa harikası manzaraya çok yukarılardan bakabilirler.

TARSİER

Ardından yine bizim kadar çocukların da ilgisini çeken Tarsier isimli dünyanın en minik primatlarını görmeye gittik. Bu minik hayvancıkların kocaman gözleri var. Bulundukları barınağı ziyaret ederek doğal ortamda bu minik canlıları gördük. Gündüz uyudukları için onları rahatsız etmemek için çok sessiz olmalıydık. Çocuklarla ne kadar sessiz kalınabilirse :) biz de o kadar sessiz kaldık. Arada, o vücut oranlarıyla uyumsuz olsa da, açıp koca koca gözleriyle etrafa bakıyorlar.

MAN MADE FOREST - İNSAN YAPIMI ORMAN

Tarsierleri gördükten sonra ise insan yapımı bir ormana gittik. Evet insanlar genelde ormanları katlediyor. Ama bakın burada insanlar ormanları katletmemiş aksine 10.000 hektar bir alana 1960 yılında ektikleri Maun ağaçlarından oluşan bir orman var. Bu ağaçlar Brezilya'dan getirilmiş. Bohol'un meşhur olan Çikolata Tepelerine giden yolda 2 km boyunca bu ağaçların temiz havasını soluyabilir, ormanın güzelliğiyle ruhunuzu dinlendirebilirsiniz.

ÇİKOLATA TEPELERİ Bohol adasının ortasında Carmen'de bulunan 1000den fazla koni şeklindeki irili ufaklı tepeden oluşan bir manzaradan bahsediyorum. Bu tepeleri özellikli kılan olay ise renk değiştirmeleri. Yağmur mevsiminde canlı yeşil rengine dönen tepeler, kurak dönemde ise çikolata kahvesi rengini alıyorlar. İşte bu nedenle isimleri çikolata tepesi. Yani üzerinde kakao falan yetişmiyor. Olağanüstü bir coğrafik durum olan yağmur ve nehirlerin erozyonu sonucu oluşan bu koni şeklindeki kireç taşı ve mercan birikintilerini izlemek için biraz tabana kuvvet deyip merdiven çıkmanız gerekiyor. Çıkınca ise muhteşem bir görüntü ayaklarınızın altında. Tabii eğer merdiven çıkma konusunda başarılı değilseniz, aşağıdan da manzara inanılmaz güzel. Bu tepeler genelde Filipinler'de en fazla ziyaret edilen yerlerden ve UNESCO Dünya Mirasları listesinde yer alıyor.

KELEBEK BARINAĞI

Kelebekleri doğal ortamda yaşatan bir barınağa da ayrıca gittik. Ancak küçük bir yerdi ve pek fazla kelebek görmedik açıkçası. Yine de zamanınız kalırsa gidebilirsiniz.

FİLİPİNLERDE MUZ

Yolda giderken yemyeşil Bohol'da pirinç tarlaları görmeye çalıştım. Ne de olsa Filipinler pirinç tarlaları ile ünlü. Ancak pirinç yerine bol bol muz ağaçları görünce muz konusunda rehberimizle uzun bir soru cevap yaptık. Eşim Levent ile oğlum Miran bana "bu kadar muz konusu yeter galiba, seni 'minion' sanacaklar" deyene dek sürdü. Rehberden edindiğim bilgilere göre iki çeşit muz var. Biri masa muzu (table banana) ikinci ise pişirmek için muz (kitchen banana). İlki bizim Kıbrıs muzu gibi inanılmaz tatlı soyup hemen yediğimiz minik muzlar. İkinci bahsedilen ise bu muzları 15 dakika boyunca haşlayıp aperatif olarak ara öğünde pişmiş olarak tüketmek olayı aslında. Rehber pişmiş muzdan bize denetti. Kestane tadı vardı ve ben çok beğendim. Ayrıca kurutulmuş muzları bildiğiniz patates cipsi değil de, muz cipsi olarak da yenebiliyor. İnanılmaz lezzetliler.

BOHOL'DA BAŞKA NE YAPILIR?

Bizim yapmadığımız ama yapılabilir dediğim, Bohol'da İspanyol sömürgesinin bir getirisi olarak Katoliklik ile tanışan Filipinler'in Bohol'daki en eski kilisesi Baclayon Kilisesini ziyaret edebilirsiniz. Ya da kelebek yerine piton yılanlarını görmeye gidebileceğiniz bir yer varmış. Ben yılanlardan tiksinen biri olarak bunu elbette es geçip kelebekleri tercih etmiştim. Ama karar sizin elbette.

Bohol genel anlamda bizim Filipin maceramızda El Nido'dan sonra beğendiğimiz ikinci yer oldu. Filipinler'e giden herkese gitmeden dönmemelisiniz tavsiyesinde bulunduğum yerdir. Doğayı kim sevmez ki... Bohol'a gitmek doğanın güzellikleri karşısında hayranlık duymadan edememek demektir.

#harana #Bohol #Loboc #Tarsier #Çikolatatepeleri

15107369_10153974159415598_4052322808346960625_n
16508024_10155002472434458_2120307173929298739_n
12933020_10154082845499458_1276217349452624285_n
11116469_10153247520529458_829301096210781876_n
993638_10151514759780598_1633444238_n
315577_10150283308605598_1538531806_n
305220_10150283320950598_299163876_n
13606481_10154307071219458_5673880617635839946_n