• Değer Berkin

Erk Berkin ile Seyahat Üzerine


Çok şanslı biriyim aslında, çünkü bana ilham veren ve dünyayı gezen iki harika abim var. Bu haftaki söyleşi hakkımı bu gezilerinin fotoğraflarını, benim seyahate çıkamadığım zamanlarda özellikle gözümün içine soka soka paylaşan (isteyerek yapmadığından eminim!!), 10 yıldan fazla bir süre İtalya’da yaşayan ve sadece İtalyan değil Avrupa kültürü ve tarihi konusunda engin bilgilere sahip Erk Berkin’den yana kullanıyorum.

Güzel eşi Şeniz Ertarkan, güzel kızı Eriz ve yakışıklı oğlu Aren ile birlikte birçok ülkeye özellikle gemi turu kapsamında seyahatler yapmışlardır. Şimdi bu benim için son derece keyifli ve efsanevi öneme sahip söyleşiyle sizi baş başa bırakıyorum:

S: Şimdi biraz ben bahsettim ama usuldendir ilk soruda hep sorulur. Kendini ve aileni bize biraz tanıtabilir misin?

ERK: 1971 Limasol doğumluyum. Girne'de yaşıyorum. EVA Ltd.'in direktörlerindenim. Üniversite eğitimimi İtalya'nın Perugia şehrinde, önce Edebiyat ve Felsefe, sonrasında ise Grafik Tasarım üzerine yaptım. 1999 yılında Kıbrıs'a geri döndüm. Evli ve iki çocuk babasıyım. Yıllardır, gerek iş amaçlı, gerekse tatil amaçlı birçok ülkeyi ziyaret ettim. Artık kendisinden devraldığımız ve ne yazık ki 2015 yılında kendisini kaybettiğimiz babamızın işi nedeniyle küçüklüğümüzde birçok Avrupa ülkesine gitmişliğimiz olmuştu. Üniversite yıllarında ise kara yolu ile birçok Avrupa ülkesini gezdim. İş hayatına tamamen atılınca ise iş amaçlı Avrupa ve Asya ülkelerine sık sık gidiyorum. Bunun dışında vakit buldukça eşimle, çocuklarımla, bazen de arkadaş gruplarımızla tatil amaçlı birçok ülkeye giderek birlikte keyifli zaman geçirmeye gayret gösteriyoruz.

S: 10 yıldan fazla bir süre İtalya’da yaşamışlığın oldu. İtalya’nın birçok şehrini ise gezmişliğin var. Bize İtalyan şehir veya kasabaları arasından en güzel 5’i sırala desek, nasıl sıralardın?

ERK: İtalya kültürel yaşam tarzı olarak üçe ayrılır: Kuzey İtalya, Orta İtalya ve Güney İtalya. Bu üç bölgenin yemeklerini, içeceklerini, insan davranışlarını incelerseniz çok farklı özelliklerle karşılaşırsınız. Kuzey İtalya daha lüks ve daha Avrupalı, Orta İtalya'nın ise Kuzey ile Güney'in karışımı şeklinde bir yaşam tarzları var. Güney İtalya'da ise doğulu bir yaşam sözkonusu. Daha kolay para kazanma, daha az çalışma ve daha kolay bir yaşam isteyen insanlardan oluşuyor.

Şimdi bunlar göz önünde bulundurularak bana hitap eden yerler arasında ilk 5'imi sıralayacak olursam, güneyde Sicilya adasının Taormina şehri, orta İtalya'da Umbria bölgesinde Perugia şehri, kuzeyde ise Verona, Cenova ve Venedik şehirlerini sıralayabilirim.

S: İlk kez İtalya'ya gidecek olanlar peki hangi şehirlere gitmeli?

ERK: İlk olarak başkent Roma'dan başlanabilir. Ardından kuzeye çıkıp Milano'yu gezebilirler. Ardından Venedik'e gidebilirler. Orta ve kuzeyin ardından güneye inip Napoli'yi gezebilirler.

S: Bugüne kadar kaç kıta ve kaç ülke gezdin?

ERK: Amerika kıtası hariç Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarına gittim. 44 ülke ve yaklaşık 170 şehir gezdim. Amerika kıtasına da gitmeyi isterim.

S: Bu yerler arasından en fazla seni ve hayata bakış açını etkileyen neresi olmuştur? Nedenini detaylandırabilir misin?

ERK: Tayvan beni en çok şaşırtan ülke oldu. Havaalanından ilk girdiğinizde, komünizm rejimini andıran bir giriş ile karşılanırsınız. Pasaport işlemlerinin yapıldığı alan kocaman açıklık bir alan ve soğuk bir ortam. Pasaport kontrollerinden geçtiğiniz andan itibaren bambaşka bir ülkeye girermişsiniz hissi veriyor. Kapitalizmin çok ötesinde alışveriş merkezleri, insanların eğlence mekanları, caddeler bulunuyor. Çok değişik. Yemekleri de çok güzel. Caddeleri tertemiz. İnsanları çok saygılı.

Dünyada mutlaka görülmesi gereken ülkeler arasında bence Japonya ve Hong Kong ile birlikte Tayvan da eklenmeli. Son zamanlarda Çin baskısı altında kaldığı için Hong Kong'ta bazı şeyler bozulmuş. Biraz da İngilizlerin etkisiyle Hong Kong özünü yitirmiş gibi ama Tayvan hala daha özünü korumaktadır çünkü yabancılarla etkileşimi çok fazla değil. Yabancılarla tek kontak, markaların orada üretim yapmak üzere fabrikalarının bulundurulması üzerinedir. Yaptıkları anlaşmalara göre mesela, her alışveriş merkezinde bir Gucci, bir Versace, bir Armani, bir Channel bulunuyor. Yani dünyadaki en lüks markaları bir yere toplamışlar. Her bölgede bunları görebilirsiniz. Çok güzel bir organize yapılmış. Satılıp satılmaması önemli değil, madem o markaların fabrikaları oradadır, o mağazaların açık olması istihdam sağlaması gerekir diye bir anlaşmaları vardır. Fiyatlarda tabii diğer ülkelerle arasında bir fark yok ancak bu markaların yan sanayileri var. Örneğin Ferre'de çalışan biri gidip yan taraftan bir fabrikada Ferre adı altında olmadan aynı ürünü üretip 10'da 1 fiyata satabilir. Lüksün yanısıra imitasyonlar da var.

Yemekleri çok güzel. Çin mutfağına daha çok benzer diyebilirim. Yemekler chopsticks'lerle yenir. Pilav yerken chopstick kullanarak yememiz gerekiyordu. Çünkü kaşık bulunmuyordu mesela.

Yabancılara karşı geliştirdikleri savunma mekanizmasının bir parçası olarak sanırım, onları yok sayarmış gibi davranırlar. Yani bir Japonya'daki gibi yabancılarla sohbet edip tanımaya çalışmazlar örneğin. Japonya'da dili bilmeseler bile yabancılara yardımcı olmaya çalışırlar ancak Tayvan'da daha sert bir duruşları oluyor gibi.

Ucuzluk olarak Hong Kong, Singapur ya da Japonya'dan daha ucuz elbette. Gelişmiş bir ülke ama yemekleri daha uygun fiyata.

Başkent Taipei'ye gitmiştim. Üç gün gezmek için yeterli bence. Dünyanın en yüksek binası Taipei'deydi. Sonra Dubai'deki Burj Kalifa yapılınca ikinci en yüksek binası olarak kayıtlara geçiyor. Taipei Finans Merkezi diye geçiyor asıl ismi ama Taipei 101 de deniyor çünkü 101 katı olan bir gökdelen.

S: Ailece sık sık gemi turu yapıyorsunuz. Bize gemi turlarını sıklıkla tercih etme nedenlerinizden bahsedebilir misiniz? Çocuklu aileler için gemi turlarını tavsiye eder misiniz? Neden?

ERK: Kesinlikle çocuklu seyahatler için gemi turları en ideali ve tavsiye ederim. Çünkü otel derdi yok, bavul derdi yok. Birçok kolaylıkları olduğu için tavsiye ederim. Gemi içerisindeki eğlenceli etkinlikler, oyun salonları, tiyatrolar, Kids Club'lar çocuklara hitap ettiği için daha eğlenceli ve rahat bir tatil yapmanıza olanak veriyor. Ayrıca yemek konusunda da sıkıntı yaşamazsınız çünkü her mutfaktan her tada uygun yemek seçenekleri sunuluyor.

S. Genellikle gittiğiniz ülkelerin mutfağı ile de yakından ilgileniyorsunuz. Bugüne kadar gittiğiniz yerlerden en çok nerenin mutfağı favoriniz oldu?

ERK: Yeni bir ülkeye gittiğiniz zaman tarih, insanlar, çevre, tarihi eserler ve müzelerle ilgilenilir. Ben bunları çok yaşadığım için şu anda benim daha çok insanların yaşantıları ve yemekleri ilgimi çeker. Her gittiğim yerin mutlaka yerel tatlarından denemek isterim. Örneğin Belçika'ya gidince mussels, İtalya'ya gidince pizza, spagetti, salsiccia gibi yemeklerin tadına bakmayı, bizde olmayan örneğin Tayvan'daki deniz mahsullerinin tadına bakmayı severim. Yemek konusunda korkusuzca içinde ne olduğunu didiklemeden denemeyi severim. Gezme demek benim için yemek demektir. Bu denediklerimin arasında en çok Asya yemeklerini beğeniyorum. Çin ve Japonya yemekleri özellikle favorimdir.

S: En çok görmek istediğiniz ülkeler hangileridir?

ERK: Görmek istediğim ve henüz göremediğim ülkeler arasında Malezya, Meksika, Peru ve Hindistan yer alıyor.

S: Size ailece en çok hitap eden ülke neresi olmuştur? Neden?

ERK: 3 yaşındaki oğluma ve 14 yaşındaki kızıma kadar hepimize en çok hitap eden yer Dubai olmuştur. Dubai'de herkese uygun eğlenerek yapabilecekleri birşeyler vardır. Legoland, Motiongate, Çiçek bahçeleri örneğin. Dubai Mall'a gidilebilir, akvaryum gezilebilir. Dubai hem temiz, hem de organize bir yer.

S: Şimdi EN’ler turumuza geçelim.

Bugüne dek gezip gördüğün yerlerden…

Kültürü, insanları ve genel hatlarıyla EN SOĞUK bulduğun ülke: Çekya - Slovakya

Şehir içi veya şehirler arası ulaşımın EN KARMAŞIK olduğu ülke: Kore

EN GÜZEL doğaya sahip ülke: Norveç

Herşeyi ile EN TEMİZ bulduğunuz ülke: İsviçre / İsveç

Teşekkürler…