• Değer Berkin

Nisan ayı notları


Nisan ayını severim... İlkbaharı herkes sever ne de olsa çiçekler açmıştır, doğa kış uykusundan uyanmıştır artık. Kızımı doğurduğum aydır Nisan. Onun için de ayrı severim bu ayı. Tek sevmediğim yanı ise bahar yorgunluğu vermesidir. Bu yorgunluğun yanında mevsim değişirken birçok insanda rahatsızlıklar kendini gösterir yeniden. Örneğin bel ağrıları, tansiyon vs... Alman bir arkadaşım vardı. Hiç ilaç kullanmazdı ve her bir yeri ağrıdığında, "Oh, it is the weather (havadandır)" derdi. Havanın insan vücudu üzerindeki etkisi hastalığın tıbbi yönden ciddiyetini önemsizleştirdiği için bu cümleyi benimseyip ben de sık sık kullanır bulurum kendimi...

Ailece heyecanla beklediğimiz 10 günlük Filipinler seyahatimizi sonlandırıp adaya yeni dönmüşken hava ve mevsim değişiminin üzerimizdeki etkilerini en bariz şekillerde hissedebiliyorum. Neyse lafı fazla uzatmadan bu ay okuduğum kitap ve izlediğim film hakkında notlarımı yazmaya başlıyorum... Bilenler bilecek, bu yıl için kendime koyduğum hedef "her aya en az bir kitap ve bir film" doğrultusunda işte bu aykiler...

İNSAN VÜCUDUNA SEYAHAT

İnsan vücudundan başlamışken yazıma, bu ay okuduğum ilk kitabımla tanışın: İnsan Vücuduna Seyahat... Yazarı Gavin Francis pratisyen hekim ve çocukluğunda hekim değil bir coğrafyacı olmak istiyormuş. Coğrafya aşkı hiç bitmemiş ve tıp eğitiminden sonra keşif gezileri yapmış. Yazar şöyle diyor: "Seyahat ederken doktor olarak çalıştığım zamanlar da oldu ama çoğu kez sadece yeni yerler görmek, yeryüzünün ve insanların çeşitliliğini deneyimlemek ve gezegenle olabildiğince yakından tanışabilmek için gezdim". Yazarın daha önce bu gezileri hakkında da yayınları olmuş ama bu kitabında yapılan seyahat "hepimizin başlangıç ve bitiş noktası" olan insan vücudu... Bu kitap hasta ya da sağlıklı, yaşayan ve ölen insan bedenleriyle ilgili öykülerden derlenmiş. Yazar, bütün öyküleri klinik deneyimlerine dayandırıyor ve insan vücudunu beyin, baş, göğüs, üst uzuvlar, batın, pelvis ve alt uzuvlar bölümlerine ayırarak, organların etrafında dönen klinik deneyimlerle birlikte bu organların işlevlerini anlamamıza yardımcı olacak bilgiler sunuyor. Bu kitapta sadece sağlık ile ilgili değil tıp tarihi, felsefe, sanat ve edebiyatla ilgili çok değerli bilgiler edineceksiniz. İlgisini çekenlere şiddetle tavsiye ederim.

"Nasıl ki insan toprak, su, hava ve ateşten yapılmışsa dünya da öyledir; nasıl ki insanın içinde bir kan gölü varsa... dünyanın da benzer şekilde yükselik alçalan okyanusu vardır". - Leonardo da Vinci

DEĞİŞİM

İkinci kitabıma gelince, kısa bir otobiyografi tarzında bir öykü. Kitabın ismi Değişim, yazarı ise Çin'den bir isim: Mo Yan. Mo Yan Çin'in en ünlü ve Nobel ödüllü yazarı ve Değişim isimli bu kısa kitapta Çin'de yaşanan toplumsal ve siyasal değişimlere kendi yaşantısının merceğinden bakarak anlatıyor. Sıkıcı bir tarih kitabı değil yani. Büyük siyasi olayların insanlar üzerindeki etkisini bazense sıradan insanların başına gelen önemsiz olaylara yer vererek ileriye ve geriye dönüşlerle - okul yılları, askerlik ve yazarlık olmak üzere- renklendiriyor kitabı. Okuyanda Çin'e bir bilet keseyim hissi veren kitapta GAZ 51 model kamyon bence başkahraman...

Kitapta hoşuma giden bir alıntı size: "Büyük haydutların yaptıklarının üçte biri kahramanlık içerir, kahramanların yaptıklarının üçte biri de haydutluk. (Sf. 18)

Kitaba uzun Filipinler yolculuğumuzda başladım, dönüş yolunda ise bitirdim. Yanımda başka kitap olmadığı için yavaş okudum ama dileyen bir günde bitirebilir çünkü kısa bir öykü. Tavsiye ederim. Özellikle Çin ve tarihi ile ilgilenenlere.

SEVEN SUNDAYS

Bu ay film yönünden yine zayıf gittim. Pek filmizler biri olmadığım için kendimi bu yönde eğitmeye çalışıyorum anlayacağınız. Ama "her aya en az bir kitap ve bir film" hedefime ulaştım ve gururluyum. İzlediğim film ise uçakta bulduğum filmler arasında Filipinler seyahatime faydalı olacağını düşündüğüm için seçtiğim Filipin yapımı Seven Sundays isimli film oldu.

Film aile bağlarını konu alıyor. Kanser teşhisi konulan bir kız ve üç erkek çocuk babası bir adamın çocuklarını bir arada ve mutlu tutabilme çabasını anlatıyor. Filmin içinde Filipin kültüründen dokunuşlar bulmak beni mutlu etti açıkçası. Örneğin basketbol oynamak. Filipinli erkeklerin en çok oynadığı oyun. Öyle uzun boylu ve atletik basketbolcu değiller ama kültürlerinin bir parçası olarak orada burada mahallelerin her bir köşesinde bazen yalınayak basketbol oynayan genç yaşlı birçok insana rastladım ve filmde de basketbol oynarken kardeşler arası sorunlar ortaya çıkıyor. Basketbol maçı sayesinde sorunlar dillendiriliyor.

Filmi fazla anlatmaya gerek duymuyorum, 'çok sıkıldım, ne yapayım' diyorsanız açın bir izleyin derim.

Nisan ayı notlarımı kısa kesiyorum bu ay. Biraz özet gibi yazdım ama malum dostlar aklımda Filipinler için yazacaklarım dolaşıyorken ve uğradığım hava ve mevsim değişikliği üzerimde ağır bir etki yapmışken yazabileceklerim ancak bu kadar. Kısa ve öz. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere...


18 views
15107369_10153974159415598_4052322808346960625_n
16508024_10155002472434458_2120307173929298739_n
12933020_10154082845499458_1276217349452624285_n
11116469_10153247520529458_829301096210781876_n
993638_10151514759780598_1633444238_n
315577_10150283308605598_1538531806_n
305220_10150283320950598_299163876_n
13606481_10154307071219458_5673880617635839946_n