• Değer Berkin

Hande ile Seyahat Üzerine


Sevgili dostlar, teknoloji ne güzel bir şey değil mi? Ta Filipinlerden Yunanistan'a ulaşıp size bulunduğunuz yere, bakın bugün neler ulaştırabiliyoruz.  

Herkese tropik Filipin adalarından biri olan Cebu'dan kucak dolusu sevgiler ve selamlar gönderiyorum.

Bu hafta "gezenler güzelleşenler"de konuğum 'wanderlust' genini fazlaca taşıdığını düşündüğüm, şu anda Selanik'te bulunan sevgili Hande Tuğcan.  Beni kırmayıp, ta Yunanistan'dan sorularımı yanıtladı. Gelin şimdi oturduğunuz yerden Hande'nin keyif veren seyahat deneyimlerini kendi kaleminden okuyalım. 

S. Biraz “gezelim güzelleşelim” okurlarına kendinden bahseder misin?

Ben Hande Tuğcan. Mağusalıyım. 1986 yılında doğdum. Türk Ajansı Kıbrıs’ta Yunanca Tercüman olarak çalışıyorum. 2013 yılından bu yana Mustafa Tuğcan ile evliyim. Şu an Yunanistan’da Selanik’teyim. AB bursu kazanıp buradaki Aristotle Üniversitesi’nde ileri derece Yunanca dersleri alıyorum. Bursum dört aylık. İki ayı tamamlandı bile. 

Eşimle seyahat etmeyi çok seviyoruz. eşim öğretmen olduğundan Şubat ayında ve yazda olmak üzere yılda en az iki kez yurtdışına gitmeye çalışıyoruz. Her altı ayda bir tatil alarmlarımız çalıyor yani.

Kıyafet, araba, teknolojik alet gibi eşyalara çok fazla para harcamak yerine, manevi olarak bize mutluluk verecek harcamalar yapmayı seviyoruz.

Bir arabayı alıp kullandığında heyecanın birkaç gün sürer, ama bir tatile gidip onu anımsadığında o heyecan hep aynı kalır, hiç değişmez. 

S. Yunanistan’da bulunmak nasıl bir duygu? Bizim ülkemizle oradaki yaşantılarda benzerlikler gözlemliyor musun? Biraz anlatır mısın? Neler yapıyorsun oralarda?

Yunanistan Kıbrıs’tan sonra yaşayabileceğim ikinci ülke olabilir sanırım. Kendimi çok iyi hissediyorum. Mesleğimden dolayı tabiki Yunanca konuşulan bir yerde bulunmak benim için çok anlamlı.

Şu an kaldığım yer olan Selanik dışında Mikonos, Rodos, Santorini, Kavala, Meteora ve Ksanthi’ye (İskeçe) gitme şansını yakaladım.

Burda, yaşanan ekonomik krize ve tüm zorluklara rağmen insanlar tanımadıkları insanlara bile gülümseyebiliyor. Çok da yardımseverler. Alışkanlıklarımız, kültürümüz, yemeklerimiz çok benziyor. Eğer yemek seçiyorsanız burada size uygun yemekler mutlaka bulunur. Çalışma saatleri çok karmaşık. Bir gün gittiğiniz bir dükkanı ertesi gün aynı saatte kapalı bulabiliyorsunuz   Mutlaka ama mutlaka öğleden sonda dinlenme molaları var.

Yunanistan’da insanlarda imrendiğim bir rahatlık var. Bir frappe alıp saatlerce bir kafede oturabilirler. Hafta içi ya da hafta sonu hiç farketmez. Zaten her yer kafe dolu.

Buradaki yaşam tarzım Kıbrıs’takinden çok farklı olmadı aslında. Hafta içi ofis yerine inek öğrenci mantığında ilerleyip okula gidiyorum, ödevlerimi yapıyorum. Hafta sonları da arada Kıbrıs’ın farklı yerlerine gitmek yerine, Selanik’e yakın mesafedeki şehirleri geziyorum. 

S. Yunanistan’da en çok sevdiğin şeyler desek bize neler sıralardın? Neden?

Yunanistan’da en çok sevdiğim şeylerden biri yemekler. Özellikle de tatlılar. Attığınız her iki adımdan birinde bir börekçi, pastacı ya da bir tavernaya rastlayabilirsiniz. Yemekler çok taze ve lezzetli. Cips gibi kavrulmuş kabak, kalamar, ahtabot, Yunan salatası, musakka en çok beğendiklerim. Tatlılar da çok lezzetli. Türk tatlılarında pek iyi değiller sanırım ama özellikle çikolatalı her çeşit tatlılarına hayranım.

Tarihi eserleri de çok etkileyici.  Ben tam bir müze hastasıyım. Tabiki diğer Avrupa kentlerindeki tarihi eserler ve müzelerle yarışamasalar da ellerindekini hem koruyorlar hem de halkın erişimine açıyorlar. Selanik'teki Bizans ve arkeoloji müzelerine, Rodos’un Mağusa’ya benzeyen havasına, Meteora’daki manastırlara hayran kaldım diyebilirim. 

S. Yunanistan’da mutlaka herkesin görmesi gereken yerler nereler sence?

Şimdiye kadar gördüğüm kadarıyla Meteora gidilmesi gereken yerlerden biri. Dört tarafı uçurum olan kayalıkların üzerine inşa edilmiş manastırlara hayran kalmamak elde değil. Kimi manastıra ulaşmak için bitmek bilmeyen merdivenler ve köprüleri kullanmak gerekiyor. Ama kesinlikle buna değer. İçleri de bir o kadar etkileyici. Ayrıca Games Of Thrones dizisinin bazı bölümleri burda çekilmiş.

Rodos’taki kelebek vadisi de bir harikaydı. Otobüsle ormanlık bir alana gittik. Her yer kelebek doluydu. Kimi agaçların gövdesi kelebekten görülmüyordu. Ama yanlış hatırlamıyorsam burada gidilecekse mevsime dikkat etmek lazım. Biz yazda gitmiştik. Her mevsim kelebek bulunmayabilirmiş.

Kavala’da da İmaret’in görülmesini önerebilirim. 19’uncu yüzyılda yapılmış bir Osmanlı eseri. Kavalalı Mehmet Ali Paşa tarafından yaptırılan, medrese, mektep ve aşevi olarak kullanılan bir imaret. Şimdi butik otel olarak kullanılıyor. Ama bilet alarak rehber eşliğinde binayı gezebiliyorsunuz. Kurşun kubbeler eşliğindeki manzarası, bahçesi, havuzu huzur veriyor. Otel tatillerinden hoşlanmamama rağmen keşke orda kalsam diye düşünmedim değil.  

Tabii ki Yunanistan’da Rodos-Mikonos-Santorini üçlüsü de kısa sürede yeni yerler görmek isteyenleri mutlu edebilir. Biz cruise ile gitmiştik. Gemimiz limanlarda kısa süreliğine kaldığından şehrin havasını tam olarak soluyamasak da zaman açısından ekonomik bir tatildi.

Selanik’i görmek isteyenler ise rahat bir tatil geçirebilir. Her yer çok yakın. Atatürk’ün yaşadığı ev, Beyaz Kule, müzeler, Rotonda, kale, yedikule, upuzun sahili görülecek yerler arasında. 

Atina’ya gitmemiş olmam bana göre büyük bir eksiklik. Umarım onu da gerçekleştiririm.

S. Peki Yunanistan'da başına gelen komik veya ilginç bir anını bizimle paylaşmak ister misin?

Paskalya tatilinde Selanikteydim. Okuldan bir hocamız gözlem yapmak için istersek Cumartesi gecesi herhangi küçük bir kilisede bir paskalya ayinini uzaktan da olsa izlemeye gidebileceğimizi söyledi. İlginç olacağını düşündüm. Daha önce bir ayin izlememiştim. Hocam önerdiğine göre orada bulunmak başka insanlara ve inançlarına karşı bir saygısızlık olmayacaktı. Arkadaşımla gece 11 gibi evden çıktık. Birkaç küçük kiliseden geçtik. Pek bir hareketlilik yok.  Büyük bir kilise olan Agia Sofia’ya gittik. Bazı insanlar içeriye giriyordu. Ama hiç kalabalık değildi. Şık giyinmiş birkaç kişi, birkaç asker, orda sohbet eden birkaç genç… Biz de kiliseden içeriye girdik. Baktık herkesin elinde mum var. Biz de mumuzu aldık ve birazdan kalkarız düşüncesiyle güzel bir yere oturduk. Din adamları geldi. İlahilerini söylemeye başladılar. Hop insanlar ayağa kalkıyor, hop haydi biz de kalkıyoruz, ama önce aralardan birkaç kişi oturuyor, birkaç dakika sonra yine birkaç kişi. Biz de acaba oturmalı mıyız, saygısızlık etmeyelim korkusuyla büyük bir tereddüt içinde oturduk. Bu olay birkaç kez tekrarlandı. Saat 11.30 oldu ilahilere devam. Ama bu arada kilisenin içi giderek doluyor. O anda bizim dışarıya çıkmamız zor olacak. Hem de insanları rahatsız etmiş olacağız. Bekledik. İnsanlar arkada ayakta ya da sandalyelerin arasında durmaya başladı. 12’yi biraz geçe İsa’nın göğe yükseldiği an en önden geriye doğru mumlar yakıldı. Sonrasında en önde din adamları, arkada insanlar dışarıya büyük avluya çıkmaya başladı. Biz de avantajlı yerimiz itibariyle kolayca dışarıya çıktık. Bir de ne görelim. İçeriye girerken nerdeyse inler ve cinlerin top oynadığı avlu, duvarların üstü, yollar insan kaynıyor. Şaşkınlıkla etrafa bakarken bir haykırış! Olduğumuz yerde sektik. Tam dibimizde askeri bando varmış. Askerin komutuyla çalmaya başladılar. Az ötemizde din adamları dualarını ediyor. Elimizde yanan mumlar. Kalakaldık. Hiçbir yere adım bile atamadık ta ki din adamları tekrar içeriye girene ve kalabalık da arkasından gidene kadar. Ama bizim için inanılmaz bir deneyim olmuştu. Üstelik de arkadaşımla Türkçe konuşmamıza rağmen bir kişi bile bize ters bakmamıştı. Aralarda ayini izlemeye gelen başka yabancılar da vardı. O gün karşılaştığımız son ilginç olay ise arabanın içinde ellerinde yanık mumlarla seyahat eden insanlar oldu. 

S.Hep Yunanistan’dan gittik.  Biraz da  başka ülkelerden bahsedelim.  Bugüne kadar gezdiğin ülkeler arasında en çok sende etki bırakan ülke desem (Yunanistan’ın dışında) nereyi söylerdin? Neden?

Ülke değil de sanırım ülkeler olarak cevap verebileceğim bu soruya. Seçim yapmak çok zor.

Tayland seyahati yaptığım en farklı sehayatlerdendi. Eşimle balayı için Bangkok ve Phuket’e gittik. Tayland gidilmesi pahalı, gittikten sonra kalması ucuz olan bir ülke.  Bangkok’ta küçük kayıklarla gittiğimiz yüzen çarşı beni çok etkilemişti.

Suların üzerine kurulmuş bir çarşı. Bangkok’taki tapınaklar harikaydı. E gezmekten yoruldunuz mu? Her yerde karşınıza çıkacak masaj salonlarında ayak masajı yapabilirsiniz. Orda çalışanların “Madam masaz” diye seslenmeleri hala kulaklarımda.

Phuket’te James Bond adası ve girdiğimiz kayıklarla dağların içinden daracık yerlerden geçerek ulaştığımız saklı manzara inanılmazdı.

Moskova’da gittiğimiz bale gösterilerini unutmam mümkün değil. Hem danslar, hem de küçüçük çocukların bile gösterileri çıt çıkarmadan izlemesi beni çok etkiledi. Bir de buradaki her biri neredeyse bir müze olan metro istasyonları gitmekten en çok zevk aldığım yerlerdendi.

İtalya’da Roma en çok gitmek istediğim yerdi. Rüya gibiydi orda bulunmak. Tarihi eserleri ve müzeler gezmekle bitecek gibi değil. Floransa’ya çok ısınamadım ama Venedik ise bana göre bir ya da iki gün kalınabilecek büyüleyici bir yer.

Paris beni beklediğimden çok fazla etkileyen ülke oldu. Sanırım her ülke beynimde beni etkileyen özellikleriyle kaydoldu.

Portekiz’deki Sintra sarayı, Berlin’deki müzeler unutamadıklarım arasında. Belgrad’daki naneli çikolatalı dondurmanın tadını ise hala hiçbiryerde bulamadım. Hala aramaktayım. Amsterdam deyince de burnuma beni çok rahatsız eden hint keneviri kokusu geliyor.

S. Nasıl bir seyahatçisin? Seyahat sırasında mutlaka yaptığın şeyler neler?

Eşimle başbaşa ya da kafamızın uyduğu bir arkadaşla sehayat ederiz. 4-5 ülkeyi beraber gezdiğimiz güzel bir arkadaş grubumuz da var. Tek bir şehri uzun uzun gezmeyi çok severim. Tarihi eserleri, müzeleri, doğal alanlarını kesinlikle kaçırmam.

Seyahat öncesinde üniversite sınava girecek gibi sıkı bir çalışma yapıp gezimizi organize ederiz. Tur operatörlerinin tatilleri cazip gelmiyor. Birinin talimatıyla değil de özgürce gezmek daha zevk verici. Eşim haritada yön bulma konusunda çok iyi. O yüzden çok şanslıyız. Ben yaşadığım yer olan Mağusa’da bile kaybolmuş, Lefkoşa’da hep gittiğim yol kapalı olduğunda kaybolup işe geç kalmış bir insanım.

Seyahat sırasında mutlaka her gittiğim yerden magnet ve (satın aldığım andan valiz kontrolüne kadar acaba polisler görüp el çantamdan alacaklar mı korkusu yaşadığım) içi su dolu küçük bir kar küresi alırım.

S. Seyahat ederken en çok dikkat edilmesi gerekenler neler sence? Seyahat etmek isteyenlere birkaç tavsiye ver desek neler söylerdin?

Seyahatin en önemi kısmı gidilecek yeri önceden araştırmak. Havası ve ulaşımı nasıl, gezilecek yerler arasındaki mesafeler ne kadar… Müzelerin ne günler açık olduğunu da bilmek lazım. İlk gittiğimiz tatillerden biri olan İtalya’da Sistina Şapeline kapalı olduğu için girmemiştik. Hala içimde kaldı.

Kısıtlı bir zaman varsa önceden plan yapmak kaliteli bir seyahat sağlar. 

S. İlk kez gittiğin bir ülkede uçaktan indiğin zaman ilk iş olarak ne yaparsın?

Genelde gittiğimiz yerlerde otelde kalmadığımız ve airbnb’den ev kiraladığımız için ilk iş, eşim bir harita bulup ya da telefondan haritayı açıp kalacağımız evi arar. Ben de onu takip ederim.  

Arkadaş gurbuyla gidildiğinde ev kiramak iyi oluyor. Bu şekilde dinlenme zamanlarında hem evde arkadaşlarımızla birlikte vakit geçirebiliyoruz, hem de gideceğimiz yerleri konuşabiliyoruz. 

S. Bavul hazırlarken nelere dikkat edersin?

En zor kısımlardan biri bavul hazırlamak. Genelde hem havaalanında bekleme gerektirmediğinden, hem de bilet açısından daha ekonomik olduğundan el çantası ile seyahat ederiz. Bazen kendi çantama sığdıramadıklarımı eşimin çantasına atarım. Seyahat günü yaklaşmışsa ilk iş çubuk kraker, çiğ badem ve kuru kayısılarımı hazırlarım. Rahat  kıyafetler seçmeye çalışırım. Yazsa bir spor ayakkabı, bir sandalet, kışsa yağmurda su geçirmeyecek bir bot tercih ederim. Genelde tatillerde çok fazla alışveriş yapmadığımdan gittiğim gibi geri dönerim.

S. Şimdi bir en’ler turu…

Bugüne dek gittiğin ülkeler arasında

EN güzel giyinen insanların olduğu ülke/şehir: Rusya/ Moskova

EN güleryüzlü insanların olduğu ülke/şehir: Yunanistan

EN çok yön ve yol tarihi sormak zorunda kaldığın ülke/şehir: İtalya/ Roma

EN güzel yemekleri yediğin ülke/şehir: (eşimle zehirlenmiş olmamıza rağmen) Tayland-Bangkok

Doğasını EN çok beğendiğin ülke/şehir: Tayland/ Phuket

Tesekkurler...

#Meteora #Selanik #Yunanistan