• Değer Berkin

Avukat Ahmet Said Sayın ile Seyahat Üzerine


Yepyeni hayaller, yepyeni planlarla süsleyeceğimiz, hayat enerjimizin hep yüksek kalacağı ve iç karartıcı haberleri okumayacağımız bir Cuma günü olsun dileklerimle bu haftaki konuğumu size takdim ediyorum.

Anaokulda benimle aynı sınıfta - “arılar” sınıfında olan - tam bir Kıbrıs aşığı Girneli avukat Ahmet Said Sayın var bu hafta "gezenler güzelleşenler"de.

Son zamanlarda sık sık yaptığı gezileri ve ilginç paylaşımları ile radarıma girmişti. Beni kırmayıp zaman ayırdı ve hoş sohbetiyle deneyimlerini paylaştığı güzel bir söyleşi gerçekleştirdik. Genellikle az bilindik rotalara, özellikle "Euro Zone" dışında kalan bölgelere, yaşanmışlıkların ve tarihin izlerini sürmek için seyahatler yapan ve çoğu kez hava koşullarının gazabına uğrayan tam bir kültür ve tarih insanı Ahmet'in, gelin birlikte gezi dünyasının perdelerini aralayalım.

S: Biraz biz “gezelim güzelleşelim” okurlarına kendinden bahseder misin?

Girneliyim. 1981 doğumluyum. Serbest avukatlık yapıyorum. Bir yere bağlı çalışmamanın yani serbest çalışmanın güzelliğini de seyahatlerime yansıtabiliyorum. Kendi belirlediğim tarihlerde geziler yapabiliyorum, yani adli tatili beklemeden seyahate çıkabiliyorum.

S: Ne tür davalara bakıyorsun?

Bizde çok uzmanlaşma yoktur. Hukuk, ceza farketmiyor ama özel hukuktan ziyade daha çok kamusal davalarla ilgilenmeyi tercih ediyorum.

S: Kaç yıldır bu meslektesin?

2008 yılında –nur içinde yatsın- rahmetli Avukat Gözel Halim’in yanında avukatlığa başladım. 2009 yılında ise kendi ofisimi açtım. Ofisin olunca işveren avukat sınıfına girersin ve istediğin davayı alırsın. Kendi ofisin olunca zamanını kendin belirlersin.

S: Son yaptığın seyahat hangi ülkeyeydi? Biraz bize son seyahatinden aklında kalan detayları anlatır mısın?

Son yaptığım seyahat Türkiye’yeydi. Geçtiğimiz Pazartesi günü döndüm. Türkiye zaten burnumuzun dibi, çok yakın ama her bir ili ayrı bir ülke gibi aslında çünkü Türkiye büyük bir ülke. Son seyahatimizde Ankara üzerinden Bolu’ya geçtik. Bolu’da Gölcük'te bir buçuk gün kaldık. Orası gerçekten bir doğa harikası. Ağaçları, ormanları ve gölleriyle Bolu görülmesi gereken harika bir yer.

Bolu’dan önce, son gittiğim ülke ise Ukrayna’ydı. 3 ay önce gitmiştik ve yılbaşına Kiev’de girdik. Kiev, ışıkların şehridir denilebilir.

S: Kışın gitmişsiniz. Kışın Kiev nasıldı? Hava durumu nasıldı, eksi kaçtı?

Eksiye düşmedi beklentimizin aksine. Bir iki defa yaptığım Balkan deneyiminden sonra Kiev’e resmen astronot kıyafetiyle gittim. Tabii Kiev soğuk bir ülke. Karasal iklim hakim ve 7 gün boyunca sis ve yağmur oldu. Sis ve yağmur bize çok bir imkan tanımadı dış mekanları gezmek için. Kiev ile Balkanların soğuğunu karşılaştıracaksak eğer, ben Balkanlarda daha çok üşüdüm. Kiev'in dikkat çeken yanı ucuzluğu. En lüks mekanlarda bile bizim paramızla kıyas yaparsanız çok uygun fiyata yemek yiyebilirsiniz. Şarapları ile ünlüdür. Şarap sevenlerin gerek marketlerde gerek restoranlarda tadabilecekleri güzel şaraplar var.

S. Balkanları ziyaretinden biraz bahsedebilir misin peki?

Balkanlara geçtiğimiz sene Nisan ayında gitmiştik. Gitmeden bir gün önce kısa kollu gömlekle ofiste otururken, üstüme vantilatör esiyordu. Ertesi gün uçağımız vardı. Üstüme ne alayım diye düşünürken, bir deri ceket aldım ne de olsa yaz geliyor diye düşünmüştüm. Kıbrıs’tan kalkıp Balkanlara hava durumunu kontrol etmeden gidersen Tuna Nehri’nin kıyısında donarsın. Bir haftaya yakın bir süre kaldık, Sırbistan’nın başkenti Belgrad'da. Anlamı beyaz şehir demekmiş. Gerçekten güzel bir şehirdi. Haziran'da ise Bulgaristan'ın başkenti Sofya'ya gitmiştik. Orada da fırtınaya yakalandık. Balkanlar ziyaretinde hava şartlarından dolayı sıkıntı yaşayınca Kiev'e gitmeden önce dolabımda bulduğum parkayı - bildiğiniz Neil Armstrong'un kıyafeti gibi - ve her türlü bere atkı eldiven alarak kutuplara gidiyormuşum gibi hazırlanmıştım. Umduğum kadar soğukla karşılaşmadık Ukrayna'da. İç mekanlar sıcaktı zaten.

S: Kiminle seyahat edersin genelde? Yalnız seyahat ettiğin oldu mu?

Genelde seyahatlerimizi planlayan Özgü isimli bir arkadaşım var. O bizim bilet ve rezervasyon işlerimizle ilgilenen kişidir. Seyahatte fazla kişi oldu mu her kafadan bir ses çıkar. Henüz yalnız seyahat etmedim. Kafa dengi bir arkadaş oldu mu daha keyifli olur. Frekansınızın uyumlu olduğu bir seyahat arkadaşı bence çok önemli.

S. Nasıl bir seyahatçisin? Hiç durmadan gezen araştıran keşfeden yoksa çok iş yaparım yorgunluk atmak isterim, dinlenmek isterim mi dersin? Önceden hazırlıklarını yapan biri misin? Yoksa spontane mi gelişir seyahatin?

Ben gittiğim yerde sağı solu görmek, kültürü tanımak, coğrafyasını keşfetmek, insanlarla karışmayı seven bir seyahatçiyim. Uygun fiyatlı uçuşlarla uçarız. Hafif bir çantayla seyahat ederiz. Öncellikle gideceğim yerin ilgimi çekmesi gerekir. Örneğin arkadaş bana 20 Euro'ya gidiş dönüş Gürcistan uçak bileti buldum deyince hemen kabul ettim. Batum'un tarihi ile ilgili önceden bilgim vardı. Yaşanan savaş, yapılan anlaşmalar gibi... Türkçenin de yarı yarıya konuşulduğu bir şehir Batum. Batum eski Komunist etkiyle caddeleri geniş bir yer.

Gittiğim ülkelerde şehir planlaması dikkatimi çeker ve şehir planlaması yönünden en fazla ilgimi çeken eski Sovyet blok ülkeler olmuştur. Örneğin Belgrad'da eski komünist döneme ait şehir planlaması olduğu belli ediyor kendini. Geniş caddeler, büyük meydanlar, büyük bloklar. Orada yaşayanlar bunu eleştiriyor tabii, ama biz dışarıdan bakınca beğeniyoruz. 'Herkese ev verecem' denilince tabii herkese düşen pay çok ufak olmuş ama herkesin bir evi varmış ve evsiz kimse yokmuş. Bence bu çok önemli bir nokta.

Kısacası seyahate gitmeden önce yer hakkındaki bilgilerime ek olarak da araştırmalar yaparım. Yeme içme kültüründen öte tarihini bilerek bir ülkeyi ziyaret etmeyi tercih ederim. Genellikle seyahatlerimde dinlenmeden ziyade yorularak dönerim.

Özellikle gidilecek yerin iklim şartlarının iyice araştırılması gerekiyor gitmeden. Çünkü ben hep bu konuda şanssızlık yaşadım. Gürcistan'da yağmurdan sırılsıklam olmuşluğum var. Her zaman hazırlıklı olunmalı.

Ben hep son dakikaya kadar "acaba herşeyi aldım mı" diye düşünenlerdenim. Eskiden derlerdi: para, pasaport ve bilet aldıysan yanına tamamsın. İnternet çağındayız artık her türlü bilgiye çok kolay erişimimiz var. Seyahat edecek olanlar şehir aplikasyonlarını da takip edebiliyorlar artık. Döviz karşılaştırma uygulamasını indirmek de örneğin çok işe yarıyor.

Her zaman hazırlıklı olunması gereken bir başka konu ne çok fazla nakit para taşınmalı yanımızda ne de tamamen nakitsiz dolaşılmalı. Çünkü bazı yerler kredi kartı kabul etmeyebiliyor. Örneğin sokak satıcılarından da kimi zaman yemek yenilebilinmeli, kimi kez hasta olmak pahasına bile olsa.

S: Postlarından bir Kıbrıs aşığı olduğun izlenimine vardım. Bugüne dek gittiğin yerler ile Kıbrıs’ı genel anlamda toplum hayatımızla ilgili olarak analiz eder ve kıyaslar mısın? Yaparsan ne gibi farklar ya da benzerlikler tespit ettin?

Mutlaka beyin sessizce düşünür. Aslında "orayı da göreyim" derken, kendi ülkenle bir karşılaştırma yaparsın. İnsan büyük şehirleri görünce özellikle binaları ister istemez kendi ülkesinin şehirleri ile kıyaslar. İrlanda'da Dublin'in sosyal konut yapıları örneğin, bizim Girne'deki sosyal konut yapısıyla aynı mantıktadır.

Amsterdam'ın örneğin eski şehri çok iyi muhafaza edilmiştir. Dışında elbette modern binalar yapıldı. Ama eski şehir çok iyi korunuyor. Bizim Girne'yi düşündüğümüzde bir 2004 Annan Planı dönemi inşaat patlaması bir de son yıllardaki inşaat patlamalarıyla şehrimiz resmen yağmalanıyor. Girne'deki 60'lı, 70'lı yılların evleri bir bir yıkılıp yerine devasa binalar kaldırılıyor. Tatsız bir modernleşme sözkonusu. Aynı bina çarpıklığını Mersin'de de görmüştüm. Girne'de düzensiz ve plansız bir şehirleşme sözkonusu. Şehir kokusu çok önemlidir. Bizdeki "şehir kokusu" yerine maalesef "mazot ve egsoz kokusu" aldı. Şehirlerde mutlaka kendisine ait olan dokusu ve tınısı hissedilir. Bizde bu sanki kayboluyor. Tabii bizim Lefkoşa ve Girne'de tarihi korunan yerler var ama yeterli değil bence.

Biz Kıbrıslılar kültürümüze bağlı insanlarız, o nedenle gittiğimiz ülkelerde mutlaka kendi kültürümüz ve ülkemiz ile kıyaslama yaparız. Bizim kültürümüz güçlü bir kültürdür. O nedenledir ki ülkemize gelen yabancılar de bizim kültürümüzü hemen kapıyorlar.

İrlanda'da örneğin aklıma gelen bir anım var. İrlanda Cumhuriyet Ordusu'nun (İRA) pub'ına götürmüştü arkadaşlar beni. Üzerimde onların giydiği gibi parkam vardı rastgele. Ortamla uyumluydum anlayacağınız. Nasıl ki bizde TMT'nin ve Rum tarafında EOKA'nın kulüpleri olur, İrlanda'da ise böyle bir ortamın benzerine gitmiştim. İrlanda Cumhuriyet Ordusu ile ilgili çocukluğumda da hatırladıklarım ve okuduklarım vardı. Türkiye'nin Kuvayi Milliye'sinin İrlanda versiyonudur aslında İrlanda Cumhuriyet Ordusu. Gittiğim pub'ta asılı fotoğrafları görünce tam yerine geldim diye düşündüm. Tam tarih tüten bir yerdi. Geçmişini, tarihini bildiğin ülkeleri ziyaret ettiğinde tarihine ait birşeyler ararsın genellikle. Örneğin 1999 NATO bombardımanında Belgrad'da bombalanmış binaları gördük. Çocukluğumda bombalar sonrası köprülerin yıkılmasını haberlerde izlediğimi hatırlarım ve bu yerleri gidip görmek inanılmaz bir şey bence.

Yurtdışında bazı şehirlerde gönüllü turist rehberlere rastlarsın. Şehir turu sonrası bahşiş bırakırsın. Örneğin böyle bir şey bizim ülkemizde yok. Olsa bence güzel olurdu.

S: Kıbrıslı Türklerin seyahat anlayışı hakkında düşüncelerin nedir?

Kıbrıslı Türklerin seyahat anlayışını pek beğenmiyorum. Genellikle moda olmuş yerlere gideriz. Örneğin bir sene Tayland moda olur, herkes oraya gider. Daha farklı bilinmedik rotalara da gitmeliyiz bence. Benim okuyuculara tavsiyem, seyahat ederken rahat olsunlar. Keşfetmenin tadını çıkarsınlar, hiç bilmedikleri mahallelerde dolaşsınlar. Mesela rastgele dolaşırken sanayi bölgelerini gezdiğim bile oldu benim örneğin. Bilinmeyen yerlere de gitmeliler. Puket'te taşın önünde fotoğrafın olmasın ama Afganistan'da mesela bir dağda fotoğrafın olsun.

S: Ufukta bu sene için seyahat planı var mı?

Henüz kesin bir plan yapmadım. Ama aklımda Doğu Ekspresi ile Kars'a tren yolculuğu vardı. Ancak fazla moda oldu sanırım onun yerine belki İpek Yolu'na bir alternatif olarak düzenlenen Ankara'dan Tiflis'e giden bir tren yolculuğu yapabilirim belki.

S: Gitmek istediğin üç ülke ismi ver desek?

Afganistan, Himalayalar ve dağlar ilgimi çekiyor. Moğolistan Barosu'ndan davet aldık biz, o nedenle belki Moğolistan'a ziyaretimiz olabilir. Moğolistan da gitmek istediğim yerlerden biri. Üçüncü ülke tercihimi ise Avrupa ülkelerinden İspanya olarak yapabilirim. İspanya'yı görmek istememin nedenimi sorarsanız, ETA örgütünün, Bask halkının olduğu bölgeleri merak ediyorum. Politika ve tarihin iç içe olduğu yerleri görmek daha fazla ilgimi çeker.

S: Uçak yolculuklarında nasıl bir yolcusun? Yolculuk sırasında neler yaparsın?

Uçakta genellikle arka tarafına oturmayı tercih ederim. Uzun yolculuklarda fazla oturmaktan oluşan bel ağrılarını önlemek için hostesten izin alarak uçakta yürürüm. Genellikle yolculuklarda kitap okumayı severim. Takip ettiğim edebiyat dergileri var. Onları yanıma alırım. Yolculuğa çıkmadan önce sevdiğim şarkıları telefonuma yüklerim. İnternetten sesli radyo tiyatroları veya sesli kitaplar bulup yüklerim. Bence uçakta geçen vakit değerli bir vakittir. Cep telefonunuzun çalmadığı kendinize ayırabileceğiniz bir vakittir. Birlikte seyahat ettiğiniz arkadaşınız da bu noktada önemli. Anlaştığın arkadaşlarla yolculuk kesinlikle daha eğlenceli geçer.

S. Gittiğin ülkelerden satın aldığın şeyler olur mu?

Daha ziyade o ülkenin özünü anlatan bir obje alırım ben. Koleksiyon yapmayı seven biriyim ve örneğin bıçak koleksiyonum var. Mesela Kastamonu'dan bıçak satın almışlığım var. Kutaisi'den tahta oyma havan almıştım. Daha o yere özgü orijinal objeler bulmaya çalışırım ve altına mutlaka tarihini ve bilgisini yazarım. Özel bir köşem var evde ve gittiğim her yerden topladığım objeleri orada biriktiriyorum.

S. Son olarak söylemek istediğin birşeyler var mı?

Bence seyahat deyince sadece dış ülkelerle sınırlı kalınmamalı. Bizim ülkemizde de bakıp da görmediğimiz çok güzel yerler var aslında. Adanın genelinde gezilecek görülecek yerlerimiz var.

Onun dışında Kıbrıs adası olarak coğrafik konum gereği birçok ülkeye yakınız. Akdeniz'deki birçok adaya yakınız. Örneğin Sardunya veya Sicilya hatta Korsika adalarına yakınız. Buraları da kolaylıkla görebiliriz. Bilinmedik rotalara ve bilinmeyen yerlere de gitmek oraları keşfetmekten çekinmemeliyiz diye düşünüyorum.

Teşekkürler.

#irlanda #gürcistan #sırbistan #ukrayna

15107369_10153974159415598_4052322808346960625_n
16508024_10155002472434458_2120307173929298739_n
12933020_10154082845499458_1276217349452624285_n
11116469_10153247520529458_829301096210781876_n
993638_10151514759780598_1633444238_n
315577_10150283308605598_1538531806_n
305220_10150283320950598_299163876_n
13606481_10154307071219458_5673880617635839946_n