• Değer Berkin

MONT ST. MİCHEL'de gizemli bir gün


Mont St. Michel'e duyduğum merak, dergilerde ve instagramda sıklıkla karşıma çıkan büyülü fotoğraf kareleri olarak başlamıştı. Biraz araştırma sonrası ölmeden önce yapmam gerekenler listeme yerleştiriverdim.

Ansiklopedik bir açıklamasını yapmam gerekirse bu büyülü dünya harikası için, cümlem şöyle olur: Fransa'nın Normandiya ve Britanya bölgeleri sınırında, dini ibadet yerlerinin, özellikle tanrıya daha yakın olmak adına hep yükseklere inşa edilmesi özelliğiyle uyumlu olarak tam tepesinde 10. yüzyıla ait bir manastırı bulunan, granit bir kaya kütlesinden oluşan minik bir köy ve ada parçasıdır Mont St. Michel. Şu anda adada yaşayan nüfus sayısı sadece 50 kişi, yani minicik bir köy. Ada gelgitleri sayesinde daha gizemli ve etkileyici hale geliyor. Aslında Mont Saint Michel sadece sular yükselince tam bir ada oluyor.

NASIL GİDİLİR?

Eşim Levent ile Paris'e bir sonbahar kaçamağı yaparak gitmiştik. Paris'e gelmişken seyahat listeme eklediğim Mont St. Michel'e gitmemek olmazdı.

Paris'ten Mont St. Michel'e biraz zahmetli de olsa günü birlik gitmek mümkün ve bu zahmete kesinlikle değer. Paris'ten direkt olarak toplu taşıma olmadığı için, önce Paris Montparnasse tren istasyonundan Rennes şehrine hızlı tren ile yaklaşık bir buçuk saatte varıp, oradan varış saatine uygun şekilde saatlerinin programlandığı otobüs ile Mont St. Michel'i ziyaret edebilirsiniz. Rennes'e vardığınızda otobüsü hemen tren istasyonunun kuzey çıkışından çıkıp sağ tarafa doğru giderseniz rahatlıkla bulabilirsiniz. Rennes'den Mont St. Michel'e 1 saat 10 dakikalık bir yolculukla ulaşılıyor. Biz zahmetli yolculuğumuzu saat 11.45'te tamamlayıp oraya varmıştık.

Dönüşü de yine aynı rotayı izledik.

İner inmez kartpostallardan fırlamış, masalımsı bu yere ayak basmanın verdiği sevinç ile kendimizi bu anı ölümsüzleştirmek için fotoğraflar çekmeye adeta adadık. Bir kuş sanki bizi bekliyordu ve bize bol bol poz verdi.

Kendimize gelince bu büyülü manzara karşısındaki şaşkınlığımız sonrası, bu dünya harikası köy-ada-manastıra doğru sonradan yapılan geçit üzerinden yürüyerek ulaştık. Bizim gittiğimiz vakit "gel-git" "git"mişti.

BİRAZ TARİH

8. yüzyılda Keltler'in ölülerini gömdükleri yerdi burası ve ismi Monte Tombe yani Mezarlık Tepesi'ymişti. 8. yüzyılda Aziz Aubert başmelek Mikail'in hayalini görünce buraya ufak bir mabet yapmışlar. Bir hac merkezi olarak hızlıca gelişirken 966 yılında Benediktin manastırı inşa edildi. 1203'te Kral 2. Phillip burayı almaya çalışırken yarısı yanmıştı. Keşişlere "La Merveille" (The Wonder - Harika) olarak bilinen manastırı inşa etmek için tazminat ödedi. 1256 yılında sağlamlaştırılmış ada, 1337-1453 yılları arasında İngiltere ve Fransa arasındaki Yüzyıl Savaşlarından ve 1562-98 Fransız Din Savaşlarından kurtulmuştu. Manastırda Fransız Devrimi sırasında sadece 7 keşiş vardı. 1. Napolyon idaresinde burası 1863'e kadar devlet hapishanesi olarak kullanıldı. 1874'te tarihi bir yer olarak görüldü ve restore edildi.

Tepesindeki Aziz Mikail heykeli 19. yy'da eklenmiştir. 1979 yılında ise Mont St. Michel UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine eklenmiştir.

BİR KÖY VAR UZAKTA

Mont Saint-Michel, Fransa için sadece dini bir sembol değil. Burası aynı zamanda bir yerleşim yeri. Çok küçük bir alan ama burada birkaç hane bulunuyor. Yaşayan 50 kişi. İçinde fırını, dükkânları, mezarlığı, restoranları olan çok şirin, turistik bir köy alsında.

Daracık sokakları ve Fransız gotik tarzıyla şirin evleri gözümüze hitap ediyor.

Mont Saint-Michel sakinleri, okyanusta yaşanan gel-git olaylarından fazlasıyla etkileniyorlar. Çoğu zaman evleri, işyerleri ve arabaları sular altında kalabiliyor. Mont Saint-Michel sakinlerinin canını sıksa da bu olay, harika bir manzaranın doğmasına sebep oluyor. Anakaraya bir geçit ile bağlanan bu adacık, sular yükseldiğinde tam bir ada görünümüne kavuşuyor.

Mont St. Michel doğa ve insanın uyum içinde yaptığı bir başyapıt katiyen.

OMLET SEVERLERE MÜJDE

Omlet severseniz, Mont St. Michel'e gitmek için size harika bir neden: burası omletiyle ünlü. Fransızlara ait bir yemek olduğunu biliyordum ancak hikayesini duyunca omletin, her omlet yeyişimde La Mere Poulard'ı anıyorum. Madam Poulard, hayvan üretemedikleri için adada, elindeki malzemelerle hanına gelenleri doyurabilmek için doyurucu omletler yapıyormuştu. Hala daha bu doyurucu omletleri burada yiyebilirsiniz.

Biz başka bir restoranda öğle yemeği yedik. Köpüklü bir omlet yedim. Yanında somon balığıyla. Fransızlar omleti bizim gibi sadece sabah kahvaltısı için yemiyorlar. Her öğün yenebilir.

VE SİNEMADA MONT ST. MİCHEL “To the Wonder” filmini ayrıca izlerseniz, Mont St. Michel'i büyülü görüntülerini görebilirsiniz.


15107369_10153974159415598_4052322808346960625_n
16508024_10155002472434458_2120307173929298739_n
12933020_10154082845499458_1276217349452624285_n
11116469_10153247520529458_829301096210781876_n
993638_10151514759780598_1633444238_n
315577_10150283308605598_1538531806_n
305220_10150283320950598_299163876_n
13606481_10154307071219458_5673880617635839946_n