• Değer Berkin

BANGKOK'ta bir gün...


Bangkok...

Uzakdoğu bulmacamın büyük bir parçası Bangkok.

Çoğu gezginin uğrak noktası ve diğer ülkeler için geçiş noktası Bangkok.

Sırtçantalı gezginlerin sokağı meşhur Khao San’ın Bangkok’u.

Yatan Buda’nın, Zümrüt Buda’nın Bangkok’u.

Gökdelenlerin yanında gecekonduların yer aldığı tezatlar şehri Bangkok.

Budizm felsefesinin kapitalizm ile buluştuğu karmaşık şehir Bangkok.

Ucuz masajlar diyarı, sokakta satılan güzel yemekler şehri Bangkok…

Tuk tuk’ların şehri, altın tapınakların ihtişamı ve su üstünde kurulmuş pazarların en turistik haliyle de olsa büyülediği Bangkok…

Başkenti ve en kalabalık şehri Bangkok olan Tayland, eski ismiyle Siam, tarihi boyunca sömürge olmamış tek Güneydoğu Asya ülkesidir.

Dünyada en uzun süredir görev yapan kral olarak bilinen Tayland Kralı Bhumibol Adulyadej 88 yaşında Ekim 2016'da hayatını kaybetmişti. Bir sene yas ilan edilen Tayland'ı ziyaretimiz bu yas yılına denk geldi.

Kıbrıs pasaportuna aldığımız tek girişli vizemizi Güney Lefkoşa'daki, TGIF'in karşısındaki Tay elçiliğinden ücret ödemeden iki günde aldık.

Songkran, yani Tayland’ın yeni yıl festivalinin hemen sonrası Nisan ortası gidebildiğimiz Bangkok'u, birkaç gün öncesi su savaşlarının yapıldığı eğlencelerden kalma bulduk.

Tayland'a gidişimiz son üç gün kala kesinleşmişti. Levent'in bel fıtığı nüksedince gidip gitmeme konusunda şüpheye düştük. Uçağımız son birkaç gün kala ertelenmişti. Planladığımız tarihin ertesi günü Bangkok'a varıyorduk. Bu da yaptığımız iki haftalık Tayland-Myanmar programımızda bir gün kısaltma demekti. Tayland'dan bir gün eksilttik. Bu da Chiang Mai'den gün çalmamıza neden oldu.

Bangkok'a zaten bir gün ayırmıştık. Bu bize yetti, ancak eminim görülmesi gereken her yeri tamamlayamadığımız için şehri bütünüyle kavrayamadık.

Royal Jordanian Havayolları ile gerçekleştirdiğimiz uçuş Amman üzerindendi. 1 saate yakın bir sürede Amman'a vardık. 5 saate yakın bir süre Amman'da bekledik. Royal Jordanian havayolları şirketi 8 saatten fazla aktarmalı uçuşlarda otel imkanı veriyor. Dönüşün bu imkandan yararlandık. Ama giderken sadece akşam yemeği imkanı tanındık.

8 buçuk saat süren ve Levent'in bel ağrıları eşliğinde geçirdiğimiz uçak yolculuğu Suvarnabhumi Havaalanında son buldu. 35 derecelik hava ve yoğun nemle karşılandığımız Bangkok'a varır varmaz Levent'in bel ağrıları iyileşmişti. Çok şükür.

Havaalanında taksi sırasına girip aldığımız renkli taksilerden biri ile Rajata Otel'e vardık. Uygun fiyatlı ve merkeze yakın bir oteldi. Ancak konumu ve fiyatı dışında olumlu pek birşey söyleyemeyeceğim otel hakkında.

Bangkok'a ulaştığımızda akşam saat 5 gibiydi. Güneş 6.30 gibi battı. Biz güneş battıktan sonra otele yakın olan meşhur Kao San caddesine gittik. Orada dolaştık. Yemek yedik. Her köşede bulabileceğiniz masaj dükkanlarından birinde masaj yaptırdık. Ben ayak masajı, Levent ise aromatik masaj yaptırdı. Tay masajı bayağı sert bir masaj. Levent'in bel fıtığı olduğu için ona uygun değildi. Ben de yaptırmaya cesaret edemedim.

Uzun ve uykusuz uçak yolculuğu sonrası enerjimiz pek kalmadığı için önceden yaptığımız Sky Bar planımızı gerçekleştiremedik. Sadece tuk tuk ile Bangkok'ta bir gece turu yaptık ve otele gidip tahta gibi yatağımızda Tayland'a gelmeden önce izlediğimiz The Beach filminin başında pansiyonda geçen sahneleri anarak uyuyakaldık.

BÜYÜK SARAY

Ertesi sabah tapınak turumuza başladık. Wat Phra Kaew, Wat Pho ve Büyük Saray'ı gezdik.

Büyük Saray için giriş pek bir zahmetliydi. Sıcak da iyice bastırmıştı. Levent'in giydiği şort uygun olmadığı için, uzun, fil motifli pantalon satın almak zorunda kaldı. Daha önce Bali'de gezdiğimiz tapınaklarda bize sarong vermişlerdi. Burada da vereceklerini düşünmüştük ancak Bangkok'ta herşey para düzeni halini almış meğer.

Hatta tuk tukçulara yön sorduğunuz zaman sizi yanlış yönlendirebiliyorlar. Sonra peşinize düşüp sizi götürelim diyebiliyorlarmış. Bizim başımıza gelen olayda ise "bugün Büyük Saray kapalı, sizi başka yere götürelim" denildik. Ancak öyle birşey yoktu tabii.

Büyük Saray'a giderken yolda bedava dağıtılan hayır amaçlı "noodle stir fry" yedik. Tadı oldukça acılıydı ama çok lezzetliydi. Temiz miydi diye sorgulamadık çünkü uzatılınca almak durumunda kaldık. Ayrıca acıkmıştık ve tadını da beğenmiştik.

Tapınaklar ihtişamlıydı. Buda heykelleri, budist anıtları ve herşeyiyle Bangkok tapınakları ve Büyük Saray gezilip görülesi yerlerden bizce, sıcağa rağmen.

YÜZEN PAZAR

Wat Arun tapınağı ile su üstündeki pazar (yüzen pazar) arasında seçim yapmak zorunda kaldık. Çünkü akşama Chiang Mai'ye uçağımız vardı. Wat Arun için gün batımında bir nehir turu yapmak isterdim ancak vaktimiz el vermemişti.

Pazardan yana tercih yapıp, çok para harcamamıza rağmen en iyi pazar olduğu kanaatına vardığımız yere taksi ile gittik: Damnoen Saduak pazarı. Bangkok'tan 100 kilometre uzaktaydı. Taksi gidiş dönüş 200 tl ödedik maalesef.

Pazara giriş ücreti ise kişi başı 100 tl ödedik. Biraz pahalıya mal olan bu turist tuzağına bile bile düşsek de o olayı yaşamaya değdi sanırım. En çok da renkli tropik meyvelerin tadına bakıp sticky rice(yapışkan pilav) denediğim için mutlu oldum.

Oradaki yaşamlar ve akıp giden ticaret ve turizm, fotoğraf karelerimizi doldurdu. Renkli meyveler, kayıklar, satıcılar ve her şey bir bütün olarak büyüleyiciydi.

Akşama ise Don Mueang Havaalanı'ndan Lion Air ile Chiang Mai'ye uçtuk.

Bangkok'ta geçirdiğimiz bir gün dolu dolu geçmişti. Renkli Bangkok'tan ise arda kalan hatıralarımızı somutlaştıran fotoğraf karelerimiz oldu.

#tuktuk #KhaoSan #Bangkok #BüyükSaray

15107369_10153974159415598_4052322808346960625_n
16508024_10155002472434458_2120307173929298739_n
12933020_10154082845499458_1276217349452624285_n
11116469_10153247520529458_829301096210781876_n
993638_10151514759780598_1633444238_n
315577_10150283308605598_1538531806_n
305220_10150283320950598_299163876_n
13606481_10154307071219458_5673880617635839946_n