• Değer Berkin

Beyaz bir roman gibi... ROMANYA


Beyaz bir hikaye yazar gibi, yoksa kara mı?

Şubat tatili yaklaşıyordu. Çocuklarla birşey yapmalı, hem onları mutlu etmeli, hem de ailece birlikte güzel zaman geçirmeli. Oğlum Miran’ın doğum günü tatile denk geldiği için arkadaşları yurtdışında olacaktı. Doğum günü yoksa, o halde bir yolculuk hiç fena olmazdı.

Ama nereye? Gitmek istediğim ülkeler listeme göz attım, hiçbir ülke hava, ekonomik ve süre kriterlerimize uymuyordu. Biraz daha detaylı araştırmalar sonrası pek de aklımda olmayan ama görmeye değer olduğu kanaatine vardığım Transilvanya bölgesine yani Romanya’ya seyahat kararı aldık.

BÜKREŞ'E VARDIK

Larnaka Havaalanı’ndan direkt olarak Bükreş’e öğleden sonra Wizz Air ile 2 buçuk saatlik bir uçak yolculuğu sonrası vardık.

Gitmeden önce kontrol ettiğimiz hava durumu 0’ın altında bolca kara işaret ettiğini hesaba katarak, bizim Kıbrıs kış mevsimi standartlarına göre dolaplarımızdaki en kalın kıyafetleri toparlamaya, çocuklara kar kıyafetleri bulmaya çalıştık.

Akdenizli pek çok insanın tersine soğuktan pek rahatsızlık duymazdım. Hatta soğukta daha güzel gezilir. Üşürsen sıkı giyinir ısınırsın, ama sıcakta soyunsan da yine terlersin. Hatta "kötü hava diye birşey yok, yanlış kıyafet var" sözünü seyahatlerimde hep baz alırım. Ama çocuklar acaba böyle hissedecekler miydiler?

Ve işte kışın göbeğinde Bükreş'teydik... Sisli Bükreş… Puslu Bükreş… Çavuşesku’nun ruhunun gölgesinde kalan Bükreş… O korkunç devasa parlamento binasının Bükreş’i…

İki kış günü geçirdik başkent Bükreş'te. Kışın, Bükreş şehri görünmeyecek derecede karanlıktı, en az şehrin tarihi kadar. Ama bir o kadar da beyazdı, her yer karlıydı ve soğuktu.

KARA BİR TARİH

Tarih bilgilerimi güncellemek ve detaylandırmak için araştırma yaparken, Romanya'nın kara tarihine konu olan Çavuşeskulara ve idam edilmesine rahatsız edici şekilde takılmış buldum kendimi. Çavuşesku ailesi lüks içinde bir yaşam sürerken halk gitgide fakirleşir. Halkın isyanı karşısında şiddet uygulanınca, ayaklanma dalga dalga yayılır. Ordu da ayaklanan halk ile birlik içinde hareket edince, ülkeden kaçmak isteyen Çavuşeskular yakalanır ve yaptıkları yolsuzluk ve diğer çeşitli suçlardan dolayı yargılanırlar. Çavuşesku ve eşi, 1989'da Noel günü kurşuna dizilirler.

Çavuşeskular, 1990 yılında ölüm cezasının kaldırılması öncesi Romanya’da bu cezanın uygulandığı en son kişiler olarak karanlık tarihe gömülürler. Bu bahsettiğim yılların bizden pek de uzak olmaması, yani benim henüz okuma yazma öğrenmeye çalıştığım yaşlardayken (yani oğlum Miran'ın yaşlarındayken) gelişmesi, aynı Berlin'i ziyaretim sırasında hissettiklerimi hissetmeme neden oldu.

KARLI BÜKREŞ'TE GEZDİĞİMİZ YERLER

Çalışanların kaba tavırlarından dolayı hiç de memnun kalmadığımızı altını çize çize belirtmek istediğim "Direct Auto Tour" şirketinden Citroen C4 Grand Picasso araç kiralamıştık. Şoförümüz eşim Levent'in 4 abisinden en küçüğü Bülent ve kopilotumuz ise Mila'nın babasını sürekli yanında istemesi sonrası, Bülent'in eşi İlden'di.

Geçtiğimiz yıl yaptığımız bu seyahat sırasında Romanya'da halen yolsuzluklarla mücadele konusunda sorunlar devam ediyordu ve de protestolar sürmekteydi. Protestolar nedeniyle yolları bulmakta zorluk çektik. Otopeni Havaalanından aldığımız aracımızla büyük Unirii kavşağındaki otelimizi karla kaplı yollardan geçerek zorluk içinde bulduk.

Uygun fiyatlı, temiz ve konumu da iyi bir apartotel olan Central Residence Unirii'de kaldık.

Böyle kara bir tarihe sahip Bükreş'te, Çavuşesku'nun ülkenin 20 yıllık bütçesini harcayarak yaptırdığı Parlamento Binası (Casa Poporului) tüm griliğiyle yer kaplıyordu. Parlamento Binası ilk durduğumuz yer oldu. Önünde park edip karlar içindeki binayı fotoğrafladık.

Sonra soğuktan donup da "kardan aile" olmamak için Milli Jeoloji Müzesi'ne gittik. İçinde çocukların ilgisini çekecek küçük çaplı bir dinazor sergisi de bulunmaktadır. Biraz ısındıktan sonra ise sevgili oğlum Miran'ın 6. yaş günü şerefine Bükreş'teki Hard Rock Cafe'de öğle yemeği yedik. Harika bir yemek ve sonrasında ise mumlu bir dondurma ve çalgılı şarkılı bir sürpriz ile Miran havalara uçtu. Kar ve tipi olmadığını varsaysak, güzel bir park olduğunu tahmin ettiğim Park King Michael I'in içinde ve Herastrau Gölü'nün kenarında yer almaktaydı Hard Rock Cafe.

Bükreş'te dolaşırken karlı caddelerinin arasına serpiştirilen "vintage" sokak saatleri dikkatimizi çekiyor.

Paris'in Zafer Tak'ını andıran Bükreş takının etrafından da defalarca geçtik aracımızla aynı gün içinde.

Bükreş'te Muzeul Satului Dimitrie Gusti açık hava etnografya müzesini de soğuğa ve kara rağmen çocuklarla gezebildiğimiz kadar dolaştık. Bükreş'e yolu düşene burayı şiddetle tavsiye ederim. Burada Romen kültürü ve yaşayış biçimini anlamak için 17-20. yüzyıl arasında inşa edilmiş otantik köy yapılarını ve otantik eşyaları bulabilirsiniz.

Akşam yemeği olarak Caru Cu Bere'yi tavsiye ederiz. Gürültüden rahatsız olmayan çocuklarınız da varsa hele, hiç düşünmeden burada harika zaman geçirebilirsiniz. Romen dansları ve şarkıları eşliğinde güzel Romen mutfağının tadını çıkarabilirsiniz.

BRAŞOV

Yaklaşık üç saatlik bir yol olan Bükreş-Braşov yolunu biz geze geze, karlı yolların, şirin beyaz köylerin tadını çıkara çıkara 4-5 saatte yaptık.

Braşov'daki otelimize gitmeden önceki ilk durağımız, Drakula'nın kalesi Bran Kalesi oldu. Avrupa'da ölmeden önce ziyaret edilmesi gereken kaleler listesinde üst sıralarda yer alabileceğini düşünüyorum bu kalenin.

İrlandalı yazar Bram Stoker'in Drakula karakteri, Transilvanya'da bir tepenin üzerindeki kalede yaşayan bir konttu. Romanda tarif edilen kaleye en uyan kale Bran Kalesi'dir. Bu nedenle Bran Kalesi Drakula'nın kalesi olarak biliniyor. Drakula karakteri zalim Vlad Tapaş Kazıklı Voyvoda'dan esinlenildiği düşünülmektedir.

Bran'a yakın köylerde, geceleri uyuyanları rahatsız eden lanetli ruhların olduğuna inanıyorlar. Bu özellikleriyle korku filmlerini ve romanlarını özellikle sevenlere Bran Kalesi'ni ziyaret etmelerini tavsiye ederim. Gerçi sanılanın aksine kalede işkence odası dışında korkunç görünen pek birşey yok. Yani en azından biz ruh görmedik ya da garip sesler duymadık. Belki de bize görünmediler ya da gece değildi diye ortada yoktular. Bu konuda şikayetçi değilim.

Braşov'da kaldığımız otele gelince, işte orada biraz olay korkunçlaşabiliyor. Olay apartmana giriş kısmında. Öyle bir giriş ki gece yalnız olsam gerçekten kendimi korku filmine düşmüş gibi hissederdim. Eski ve karanlık bir koridor, nereden giresin şaşırabileceğin bir sürü kapı, eski ve sessiz merdivenlerden çıkınca aşağısı görünen paslı bir geçit ve ardından kalacağımız apartman dairesinin kapısı. Çocuklar nasıl hissettiler diye merak ederseniz, oğlum Miran bu tuhaf girişe bayıldı. Kızım ise soğuktan dolayı "kardan kız" olduğu için pek tepki verecek durumda değildi.

Ama gelin görün ki apartmanın içi, dışına kıyasla çok düzenli, huzur dolu, güzel ve tertemizdi. Ev sahibi titiz ve temiz bir kadındı. Biz de elimizden geldiğince temiz ve titiz kullandık. Apartmanın ismi Studio S. İki gece kaldık. Ve uygun fiyatlıydı.

Braşov minik bir kasaba ve görülmesi gereken yerler listesine eklenmesini şiddetle önerdiğim bir yer. Kayak yapmayı sevenler için de ideal. Güzel bir meydanı var. Biraz ileride ise 17. yüzyılda yakıldığı için bu ismi alan Kara Kilise var.

Braşov'a gelirken levhalardan ziyade dağın üzerinde (nasıl ki Amerika'da Hollywood yazısı var) kocaman Braşov yazısı sayesinde yanlış kasabaya girmiş olmazsınız. Teleferik ile dağın üstüne çıkabilirsiniz. Dağa çıkınca, aşağıdan baktığınız Braşov yazısının dev pano harflerinin arkasına geçmiş olursunuz. İnanılmaz bir manzara ayaklarınız altında serili olur. Karlı dağda biz kartopu oynadık. Kardan adamlar yaptık. Mila'mızın ayakları üşüyünce ayaklarına Bülent amcasının eldivenlerini geçirdik, çok güldük ve eğlendik.

RAŞNOV

Gezdiğimiz ikinci kalemiz Raşnov Kalesi oldu. Braşov'dan aracımız ile gittiğimiz ve yine dağın üzerinde köyün adının yazısı bulunan (aynı Braşov gibi) Raşnov'a gidip, karla kaplı Raşnov Kalesini gezdik.

Raşnov Kalesi, 13. yüzyılda Töton Şövalyeleri tarafından inşa edilmiş. Kaleye özellikle çocukların çok beğendiği bir traktör/tren ile çıkılıyor. Dönüşün ise yine traktör/tren ile Dino Park'ta durabilir, çocuklarla keyifli vakit geçirilebilirsiniz. Bran Kalesi ile kıyaslarsak, Raşnov'u özellikle çocuklar için daha eğlenceli bulduk. Kalenin çıkışında çocuklar at binebilir veya ortaçağ şövalyeleri gibi ok atışı yapabilirler. Dino Park ise çocuklar için tam bir eğlence oldu.

Genel anlamda Romanya gezisi buz gibi geçse de, inanılmaz eğlenceli ve özellikle çocuklar için bol karlı, bol dinazorlu ve bol kaleli bir Şubat tatili olmuştu.

#Romanya #Braşov #BranKalesi

15107369_10153974159415598_4052322808346960625_n
16508024_10155002472434458_2120307173929298739_n
12933020_10154082845499458_1276217349452624285_n
11116469_10153247520529458_829301096210781876_n
993638_10151514759780598_1633444238_n
315577_10150283308605598_1538531806_n
305220_10150283320950598_299163876_n
13606481_10154307071219458_5673880617635839946_n