• Değer Berkin

Güneşin peşinde 7 (Son)- MANDALAY'a giden yolu tamamlarken...


Ve nihayet Kipling'in şiirlerine konu olan ve doğunun mistik hayalinin bir zamanlar simgesi olan Mandalay'a vardık. Bagan'ın şirin Nyaung U Havalimanı'ndan Mandalay'a vardıktan sonra konaklayacağımız otel olan ve adı gibi 82. caddede yer alan Hotel 82'ye gittik. Eşyalarımızı bırakıp Müslüman bir taksici ile anlaşarak Mandalay'da gezmek istediğimiz yerleri belirledik: 1. Mandalay Tepesi 2. Kuthodaw manastırı (Dünyanın en büyük taş kitabı) 3. U-Bein Köprüsü (Dünyanın en uzun tahta köprüsü).

Mandalay, Myanmar'da gezeceğimiz son yerdi ve artık epey yorulmuştuk. Mandalay'ı kısaca anlat derseniz, aklıma ilk gelen ertesi sabah kahvaltı için otelin üst terasında otururken baktığımız şehrin Saray otelin terasından baktığım Lefkoşa'ya benzetmek oluyor. Tozlu eski binalar ve caddeleriyle sıkıcı bir şehir duygusu veriyordu Mandalay.

İngiliz sömürgesine kadar Mandalay, Burma İmparatorluğu'na başkentlik etmiş bir şehir. En iyi Budizm eğitimi verilen yer olduğu için buraya keşişlerin yeri deniyor ve birçok aile çocuklarını Budizm eğitimi için buraya gönderiyor. Mandalay, Yangon'dan sonra Myanmar'ın en büyük ikinci şehri. İngilizler burayı fazla nemli ve sıcak buldukları için pek yerleşim kurmadılar. O nedenledir ki binaları İngiliz Koloni Dönemi mimarisinden izler taşımıyor. 2. Dünya Savaşı sırasında bombalanan ve yıkılan ancak bir kopyası yeniden inşa edilen kocaman bir sarayı var şehrin. Dört bir tarafı su ile kaplı olarak öylece şehrin ortasında çok geniş bir alanı kaplayarak duruyor.

MANDALAY TEPESİ

Mandalay Hills'e (Mandalay Tepesi'ne) doğru giderken bu sarayın önünden geçtik. Mandalay tepesine arabayla çıkarken girişte bulunan devasa aslan heykellerini arabadan inip fotoğrafladık.

Tepenin üstündeki Mahamuni tapınağını gezdik ve 230 metre yükseklikten şehre doğru baktık. Tepeyi inerken ise yürüdük. Tabii ki ayakkabısız. Etrafta sağlı sollu hediyelik eşya ve yiyecek satan yerler vardı. Şoförümüz bizi aşağıda bekliyordu. Ayak tabanlarımız yine kömür olmuştu. Yalınayak yürümek iyiymiş, negatif enerjimizi alırmış diye kendimi hep telkin edip durdum. Ancak arabaya biner binmez ıslak mendillerle ayaklarımızı silmeden edemedik.

KUTHODAW MANASTIRINDA DÜNYANIN EN BÜYÜK KİTABI

Şoförümüz bizi Mandalay Tepesinin hemen altında bulunan, dünyanın en büyük taş kitabı olan ve Budizm öğretilerinin 729 stele yazılı olduğu Kuthodaw manastırına götürdü. Bu kitabın her bir sayfası eski Pali dilinde yazılmış büyük taş tabletlerden (153cm x107cm) oluşuyor. Kral Mindon tarafından 1860 yılında başlanması istenen ve 8 yılda bitirilen bu kitabın her bir mermer tableti "kauksa gu" denilen sıralı bir şekilde inşa edilmiş beyaz stupaların içinde korunuyor ve stupalar arası koridor caddeler mevcut.

Daha önce hiç bir kitabın sayfaları arasında yürümemiştim. En büyük kitap denilince kütüphanede korunan kalın ciltli kocaman bir kitabı hayal edenleri şok edecek bu 729 stelden oluşan kitabın 730. su bir tapınak olarak kullanılmaktadır.

Tabii yine yalınayak gezdiğimiz için arabaya binince bir düzine ıslak mendili daha, var olan yığına ekledik.

Şoförümüz bizi adını öğrenemediğimiz ama güzel ve pahalı bir restorana götürdü. Daha önce karşılaşmadığımız bir şekilde kendi de hemen yanımızdaki başka bir masaya oturdu. Daha önceki şoförler ya da rehberler kesinlikle biz yemeğimizi yiyene kadar başka tarafta yeyip beklemişlerdi. Mecburen kendisine de yemek ısmarladık böylelikle. Sorun tabii ki yemek ısmarlamak değildi de, bunu yapmamızı sağlamak için yan masaya oturmasıydı.

Yemeğin ardından arabaya girdik ve çok tuhafıma giden bir şekilde şoförümüz benim ayaklarımın içinde biriken bir yığın ıslak mendili, ben çöp ne tarafta acaba diye aranırken, alıp öylece arabanın dışına sokağa koyuverdi. Kapımı kapattı ve arabayı sürdü. Şaşkın bir şekilde sokağın ortasında bırakılan çöpümün arkasından bakarken ben, restoranın girişinde oturan bir keşiş onları yerden alıp oradan kaldırdı.

Şoför hakkındaki bu tuhaf durumu yazmasam Mandalay gezim yarım kalırdı. Yorum yapmak istemiyorum, bunu size bırakıyorum.

U-BEİN KÖPRÜSÜ

Amarapura (Ölümsüzlük Şehri olarak bilinen) 'da bulunan meşhur U-Bein köprüsüne gitme zamanımız nihayet gelmişti.

Yaklaşık 200 yıllık olan ve dünyanın en uzun tahta köprüsü U-Bein'e vardığımızda, bir kayıkçı ile pazarlık yaparak gün batışını gelgitten dolayı yükselmiş olan gölden izlemek üzere anlaştık. Sonra köprünün üzerinde yürüdük. Biraz tuhaf geldi ilk doğrusu. Ne kadar sağlamdı acaba? Bizi taşır mı? Bu kadar yıldır, bu kadar insanı taşıdı, bizi mi taşımayacak? gibi düşüncelerin ardından sakinleşip yürüdük. Zaten sağlamlaşması için sık sık çiviler çakıyorlardı üstüne, gördüğümüz kadarıyla.

Myanmar'ın altın güneşini son kez uğurlamış olduk romantik bir kayığın içinde Ölümsüzlük Şehri'nde. İnsana huzur veren bir manzara karşısında duyulan heyecanla ve bir hafta dolu dolu geçen ve sürekli yer değiştirmenin verdiği yorgunlukla Myanmar gezimizi orada sonlandırmış olduk.

Eve döndüğümde dünya haritamın üzerinde böyle gizemli bir ülkeyi işaretlemenin heyecanı her dönüş yolunda beni sarar, ama Myanmar bunun çok ötesinde apayrı bir iz bırakmış bir ülke bende.

MYANMAR İLE İLGİLİ 10 NOT:

1.Myanmar'da garsonlara seslenmek istiyorsanız, onlara, yanlış duymadınız, öpücük sesi çıkarın.

2.Myanmar dilinde Merhaba = Mingalaba (Merhaba'yı çok çağrıştırıyor); Teşekkür ederim = Çezube

3.Myanmar'da yapmadan gelmeyin dediklerim: 1. İnle Gölü'nde kayık ile göl gezintisi 2. Bagan'da tapınakların üzerine gündoğumu ve/ya da batışını izlemek 3. U-Bein Köprü'sünde günbatımını bir kayıkta izlemek 4. Yangon'un kutsal Swedagon tapınağını güneş battıktan sonra ziyaret etmek

4.Kadınlar ve çocukların yüzlerine sürdükleri sarı renkli macuna "tanaka" deniyor. Tanaka onların cildini güneşten koruyor.

5.Chinlone dedikleri rattandan yapılmış içi delikli top ile oyun oynuyorlar.

6.Betel nut dedikleri ve yapraklara yapıştırıp çiğnedikleri baharatları sonra yollara tükürüyorlar. Dilleri, dişleri kırmızı oluyor.

7.Yangon dışında pek az yerde ATM bulunuyor. Kredi kartı kabul etmeyen otelleri var.

8.Kadın keşişler pembe renkli cüppeler giyiyor.

9.Sık sık elektrik kesintileri oluyor.

10. Her tapınağa girişte mutlaka ayakkabı ve çoraplarınızı çıkarmalısınız.

GİTMEDEN EVVEL NE OKUMALISINIZ:

Gitmeden önce okumanızı tavsiye ettiğim iki kitap var. 1. George Orwell'in meşhur Burma Günleri 2. Finding George Orwell in Burma (Türkçe çevirisi yok bu kitabın bildiğim kadarıyla. Yazar Emma Larkin kitabında askeri idare zamanlarında Myanmar'a seyahatler yapmış, kültürü, İngiliz dönemindeki izleri, insanları ve askeri idaredeki Myanmar'ı çok güzel anlatmış.)

GİTMEDEN ÖNCE GÖRMELİSİNİZ: The Lady isimli 2011 yapımı Aung San Suu Kyi'nin hayatını anlatan filmi mutlaka izlemelisiniz. Barış yolunda geçen bir mücadeleyi öğrenirken Myanmar'ın siyaseti hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.

BEN GİDEMEDİM SİZ GİDİN:

Ve her ülkeden dönerken keşke buraya da gidebilseydim dediğim yerler oluyor. Myanmar'daki o yer:Kyaiktiyo. Yangon’dan karayoluyla 210 kilometre uzakta. Bir uçurumun kenarında dengede duran altın kaya tapınağı.


15107369_10153974159415598_4052322808346960625_n
16508024_10155002472434458_2120307173929298739_n
12933020_10154082845499458_1276217349452624285_n
11116469_10153247520529458_829301096210781876_n
993638_10151514759780598_1633444238_n
315577_10150283308605598_1538531806_n
305220_10150283320950598_299163876_n
13606481_10154307071219458_5673880617635839946_n