• Değer Berkin

Güneşin peşinde 6 -  Tapınakların üzerine doğan altın renkli BAGAN güneşi...


Myanmar gezimizin sondan bir önceki ayağı panaromik, masalımsı ve büyüleyici güzellikteki Bagan'dı.

Inle Gölü'nden geldiğimiz gece otobüsü bizi sabahın 4'ünde Bagan'a ulaştırmıştı bile. Güzel bir uyku çektiğimiz konforlu otobüs yolculuğumuzun tahminimizden erken sona ermesi ve uykumuzun en derin yerinde bölünmesi bizi rahatsız etmişti ancak Bagan'a güneş doğmadan varmak hiç de fena olmamıştı.

Bir taksici ile anlaşıp otelimize gittik, eşyalarımızı bıraktık ve hızlıca Machu Picchu ve Angkor Wat'a rakip olduğu iddia edilen ama daha fazla keşfedilmeyi bekleyen Bagan tapınaklarından Shwesandaw tapınağına güneşin doğuşunu izleyebilemek için tırmandık. Tapınağa ilk gelenlerdik. Hava zifiri karanlıktı. Bizim arkamıza başka turistler de geldi. Hep güneşin peşinde gittiğimiz Myanmar'da Bagan güneşinin 11. ve 12. yy'lardan günümüze doğal bir yaşlanma süreci içinde gelen binlerce kiremit renkli tapınakların üzerine usulca doğuşunu ve doğanın yeni bir güne uyanışına şahit olduk.

Marco Polo, 13. yüzyılda Pagan Krallığı'nın başkenti olan Bagan'ın tapınaklarını ziyaret ettiğinde, şu cümlelerle orayı açıklıyor: "Dünyanın en güzel manzaralarından birini oluşturuyorlar. Güneş ile aydınlanınca, daha parlak oluyorlar ve uzak bir mesafeden görünebiliyorlar.”.

Kesinlikle günümüzde de öyleler. Zaman sanki 13. yüzyılda durmuş ve akmıyormuş hissi veriyor. Her sabah güneşin üzerlerine doğduğu 2000'den fazla tapınak, günümüzde eski Bagan bölgesinde arkeolojik sit alan olarak korunmaktadır. Bunun için 1990'larda orada yerleşmiş yerliler evlerinden ayrılarak yeni Bagan'a yerleştirilmişler. Askeri idare döneminde deprem sonrası restorasyon çalışmalarının yapıldığı Bagan tapınaklarının, kötü restore edildiği yönünde eleştirilerin yer aldığı makalelere rastladım, araştırırken.

300'den fazla tapınağın zarar gördüğü 2016'da meydana gelen depremden bahsediyor bize şoförümüz ve nerelerin zarar gördüğünü gösteriyor. Şimdilerde Birleşmiş Milletler adı altında yapılan restorasyon çalışmaları, yerlilerde dini yaşamlarını etkileyeceği ve onları daha da fakirleştirebileceği endişesi yaratıyormuş.

Kişi başı 30.000 kyat vergi ödeyerek girdiğimiz Bagan'da, Nyaung U bölgesindeki Oasis otelde kaldık. Sabahın erken saatinde geldiğimiz halde odamız hazırdı. Üstelik kahvaltı yapmamıza izin verdiler, o geceyi ödememiş olsak bile. Kahvaltıya gelmeyenler olduğu için, bize bu imkanı vermişler. Tabii ben sabahları çok acıkan biri olarak kahvaltıya en çok sevinen oldum sanırım. Ve kızarmış yumurtalı kahvaltı olayını sevdiğimi Myanmar'da keşfetmiş oldum bu arada.

Güneşin doğuşunu izledikten ve otelde kahvaltımızı yaptıktan sonra, odamızda biraz dinlendik. Sonra rehber yerine sadece şoför ile gezmeyi tercih ettik. Paramız azalıyordu, onun için idareli gitmeliydik. Her yerde ATM bulunmadığı için üzerimizdeki nakitleri (Amerikan dolarlarını) bulduğumuz dövizcilerden bozarak idare ettik çoğu kez.

Bir an elektrikli motosiklet kiralamayı düşündük ve hatta denedik ancak bir türlü cesaret edemedik. Çünkü belirlediğimiz tapınakları bulmaya çalışırken yön duygumuza güvenemeyip kaybolacağımdan ve değerli zamanımızı boşa harcayacağımızdan korkttuk. Ancak zaman sıkıntınız yoksa bence harika bir macera olur, denemelisiniz. Şoför ile belirlediğimiz tapınakları gezmeye karar kıldık sonunda.

Gerçekten hava çok sıcaktı. Oysa güneşin doğuşunu izlerken Shwesandaw tapınağının tepesinde üşümüştük.

Tapınak gezimize başlamadan önce ilk işimiz Bagan Arkeoloji Müzesi'ni gezdik. İçinde 1000 yıllık bir tarih barındıran müzede; tapınaklar, budizm ve Kasap ailesi olarak en ilgimizi çeken Kassappa Budası hakkında bilgiler, Pagan Krallığı'ndan kalan eserler ve replikalar yer alıyor. Myanmar şartlarına göre bence çok iyi muhafaza edilen bir müze.

Theravada Budizm geleneğine göre aydınlanmaya ulaşan 29 Buda var ve bizim favorimiz olan Kassappa bunların 27.si. Eski çağdaki 7 Budadan ise 6.sı... Bizim aile soyadımız taşıyan bu Buda'ya gün içerisinde gezdiğimiz tapınakların içinde rastladık.

Eski bir uygarlıktan kalan ve Budist dünyasının en kutsal ve özel yerlerinden olan Bagan tapınaklarını gezmek herkese nasip olmaz diye düşünerek yalınayak gezmek zorunda olmanın düşündüğümden de rahatlatıcı olduğunu farkettim. Budizm'e duyduğum saygı ile hijyen konularına takılmamaya çalıştım ve başardığım için kendimle gurur duyuyorum.

Bagan tapınakları seyahatkolik biri olarak benim gezip görmek istediğim yerler arasındaydı ve listemde Bagan'ı tiklemek apayrı bir mutluluk oldu.

Gezdiğimiz başlıca tapınaklar:

* Ananda Tapınağı: Bagan'daki en kutsal tapınak. Gezdiğimiz sırada restorasyon çalışmaları yapılıyordu.

Bir merkezi ve her bir tarafının dört ana yöne (Kuzey, Güney, Doğu ve Batı) doğru bakan dört ibadet odasından oluşan haç şeklindeki tapınağın her odasında Nirvana'ya ulaşan ayakta duran dört Buda heykeli yer alır.

*Dhammayangyi tapınağı: En büyük tapınak ve lanetli olmasıyla ünlü çünkü babasını ve kardeşini taht için öldüren zalim Kral Narathu tarafından, günahlarından arınmak istediği için inşa edilmiş. (Nedense çok başıboş köpek vardı, yoksa budist inancına göre zalimler - Kral Narathu gibi - ikinci kez hayata gelirken itaat etmeleri sağlansın diye köpek olarak geliyorlar inancı doğru muydu diye düşünmedim de değil.)

Diğer içine girmenizi tavsiye ettiklerim arasında Sulamani Tapınağı ve Thatbyinnyu Tapınağı (en uzun tapınak) yer alıyor. Ve elbette yolda rastgele görüp beğenip içine ta ki gözümüzü kapatınca kiremit renkli tapınak görmeye başlayana kadar girebildiklerimiz.

Güne ise, güne başladığımız Shwesandaw tapınağında son verdik. Güneşi orada yakalamış, orada uğurlamış olduk. Batımında ise çok daha fazla turist vardı çünkü esasen günbatımı izlemek için üzerine tırmanılan tapınak olduğu için diğer adı günbatımı tapınağıymış. O nedenle günbatımını izlemek için rahat bir yer bulmak isterseniz erken gelip yer tutmanızı tavsiye ederim.

Her ne kadar bu tapınakların üzerine tırmanılmasına karşı olsam da, pratikte böyle bir imkan varken Bagan'a kadar gelip de o büyülü manzarayı bir tapınağın üstünden bakmadan duramazdık. Bu kutsal ve eskiye ait tapınakların insanlarca zarar görmemesi için üzerine tırmanılmasının yasaklanması gündemde şu sıralar.

Akşam yemeğinden önce Nanda isimli bir restoranda geleneksel Myanmar kukla gösterisi izledik. Ancak orada sadece birşeyler içtik. İsteyen yemek de yiyebilir. Ancak biz akşam yemeği için oradan yürüyerek Weather's spoon isimli bir Amerikan restorana gidip hamburger yedik.

Bagan'daki bir günümüz işte böyle geçti. Keşke daha kalabilseydim dediğim yerlerden biri olmuştur Bagan.

Pek bir pahalı olsa da sıcak balon ile Bagan tapınakları üzerinde güneşin doğuşuna şahit olmaktı esas hayalim. Ancak balonlar Kasım ile Mart ayları arasında yapılıyor. Bu hayaliniz varsa ve pahalı da olsa yapacağım derseniz gideceğiniz zamana dikkat edin derim.

Bagan'dan sonra Myanmar'daki son durağımız olan Kipling'in şiirlerine konu olan Mandalay'a uçacaktık ertesi gün.


15107369_10153974159415598_4052322808346960625_n
16508024_10155002472434458_2120307173929298739_n
12933020_10154082845499458_1276217349452624285_n
11116469_10153247520529458_829301096210781876_n
993638_10151514759780598_1633444238_n
315577_10150283308605598_1538531806_n
305220_10150283320950598_299163876_n
13606481_10154307071219458_5673880617635839946_n