• Değer Berkin

Güneşin peşinde 5 - INLE GÖLÜ...suyun üstünde yaşamak...


Gittiğim her ülkeye renkler yakıştırmak gibi ilginç bir adetim vardır. Bazı şehirler vardır, hemen hemen herkese aynı rengi çağrıştırır. Mesela Santorini adası mavi, ya da Londra şehri kırmızı çağrıştırır.

Çoğu kez yakıştırdığım renkler mevsim ve ruh halim ile bağdaşır ya da seyahatten arda kalan fotoğraflara yansıyan en yoğun renkten ortaya çıkar. Salzburg mesela beyazdı çünkü kışın gitmiştik ve her yer kardı. Ya da küçükken gittiğim Amsterdam turuncu renkti, çünkü annem turuncu renk giyinmişti. Barselona ise örneğin çok renkliydi, kırmızıydı, yeşildi, sarıydı, maviydi çünkü Gaudi’nin Barselonası capcanlı renklerle kaldı aklımda.

Myanmar’daki Mawlamyine ve Yangon’dan sonraki üçüncü durağımız olan İnle Gölü’ne varırken artık kafamda bu ülke için bir renk oluşmuştu: altın sarısı... Altın sarısı çünkü başka hiç bir yerde Myanmar’da gördüğüm kadar altın sarısı olarak görmemiştim güneşi. Budist tapınakları da sarı sarı parlıyordu dağların tepesinde. Cilde sürülen yüz macunu “tanaka”nın rengi bile sarıydı... Mavi ve gri renk tonları arasında ışıldayan tapınaklar hep sarı sarı bakıyordu meşhur İnle gölünde bile..

Heho Havaalanı’na vardığımızda bindiğimiz taksi bizi, otelimize götürecek kayığı ve hatta ertesi günün akşamında Bagan'a gideceğimiz otobüsü ayarlayacak turizm acentesinin önünde indirdi. Yan yana sıralı turizm acentelerinin bulunduğu “jetty” dedikleri gölün başlangıç yerine iner inmez taksi şoförü bizi “İnle Boy” isimli acenteye yönlendirdi. Muhtemelen orası ile anlaşmalıydı.

Her şeyi ayarladıktan sonra 4 kişinin, arka arkaya sıralanmış sandalyeye oturabildiği ince, uzun, motorlu tikten yapılmış bir kayığa bindik. Kayıkta can yeleğinin yanısıra şemsiye de vardı. Sıcaktan bunalınca gerçekten ertesi gün şemsiyeyi kullandım. Ve hatta her yerde uyuyan ben şemsiyemi açıp sandalyede kayığın içinde gezerken uyuyabile kaldım.

O bölgede su fazla derin değildi sanırım çünkü bayağı çamurluydu. Oteller inşa edilmeden evvel içme suyu olarak bile kullanılan, içinde yıkanılan Inle gölü artık ne yazık ki eskisi kadar temiz değilmiş.

İçerilere doğru su derinleşince su berraklaştı ve tertemiz görünmeye başladı. Otelimiz Shwe Inn Tha Floating Resort, gölün diğer ucundaydı. 1 saatlik bir sürede otele ulaştık. Gölde gezmek, sanat yapar nitelikte kayık ile dans eder gibi dengede duran balıkçıları fotoğraflamak, suyun üstünde yaşayan hayatları izlemek apayrı bir histi.

Otelimiz ise Maldivler tarzındaydı. Tek fark okyanus değil gölün üzerindeydik. Tamamen dinlenmek ve huzur bulmak için gelinen bir yerdi Inle Lake. Myanmar'a yolu düşen Inle Lake'te kalmadan dönmemeli.

İlk gün otelin tadını çıkardık. Kalabalık bir otel değildi. Yüzme havuzu vardı. Güneşlendik, dinlendik. Otelde güzel bir akşam yemeği de yedik. Yorucu Myanmar gezimizin ortasında güzel bir dinlence oldu böylelikle bize. Ertesi gün güzel bir kahvaltı sonrası bizi bekleyen kayığımızla Inle Gölü turumuza başladık.

PAZAR YERİ

Kayıkçı bizi ilk olarak 5 günlük dönüşümlü bir rotayla kurulan pazarın o gün kurulduğu pazar bölgesine götürdü. Pazar yerlerini fotoğraflamayı nedense çok seviyorum. Levent midesinden rahatsız olunca (Myanmar’da ve genelde Uzakdoğu’da buna hazırlıklı olmalı insan. Ne de olsa farklı bir iklim ve farklı yemekler) ve fotoğraf çekecek hali olmayınca fotoğraf makinesini kapan ben, neredeyse her kareyi yakalama peşine düştüm. Çeşit çeşit yiyecekler, sebzeler, meyveler, balıklar ne ararsanız... Hindistan cevizi alıp suyunu içtik. İçince Levent de canlandı, ben de sıcaktan bunalınca serinlemiş oldum.

LOTUS ÇİÇEĞİ

Sonraki durağımızda lotus çiçeğinin (nilüfer) dallarından nasıl iplik elde ettiklerine, bunu nasıl dokuduklarına tanık olduğumuz aile şirketini gezdik. Oradan annelerimize el yapımı şal da satın aldık.

Lotus çiçeği Budizm’de saflığı, sadakati ve ruhsal uyanışı ifade eder. Lotus bataklıktan çıkarak ışığa doğru kendini su üstünde tuttuğu gibi Budizm’de de insanın dünyevi acılardan Nirvana’ya doğru yükselmesini simgeler.

Sal, kayık ve evlerin yapımı için kullandıkları tik ağacını nasıl oyduklarını, şekillendiklerini gösteren başka bir işletmeyi gezerken, ayıp olmasın diye (sırf birşey almak için) iki tahta kaşık satın aldık.

Gölde yer alan Blue Sky restorantta güzel Burma yemeklerinden yedik.

ZÜRAFA BOYUNLU KAREN KABİLESİ

Hmong’lar, Akha’lar, Meo’lar, Lahu’lar ve Karen’ler, Tayland ve Myanmar arası dağlarda yaşayan kabilelerin isimleri. Dağ kabileleri arasında Uzun boyunlu (zürafa boyunlu) Karen kabilesine belgesellerden aşinayız. Bu kabileleri doğal yaşam ortamlarında görmeyi her ne kadar da istesek de, programımıza sığdıramamıştık. Ancak İnle Gölü’nde Karen kabilesinden birkaç kadının bulunduğu bir işletmeden de geçince, onları yakından görmüş olduk.

Fazlasıyla turistik hale gelen ve ağır eleştiriler alan “insan (hayvanat) bahçesi” olarak da atıfta bulunulan bu kabilelere yapılan ziyaretlerin etik olup olmadığı yönünde dünya kamuoyunda tartışmalar var.

Her ne kadar bu konuya hassas yaklaşmaya çalışsak da turistler için para karşılığı bu ilginç görünümlü kadınlarla fotoğraf çekme olayını Levent ile hayır deyemezdik. Gelmişken bu, boyunları, kolları ve dizleri halkalarla sarılmış insanları fotoğraflamamak olmazdı.

Neydi bu Karen kabilesi?

1984 yılında Myanmar’da askeri yönetimi ellerinde bulunduran Burmalılar karşısında varlık gösteremeyince birçoğu Tayland’a göç etmiş bir kabile.

Pirinç halkalar, beş yaşlarından itibaren kız çocuklarının boyun, dirsek ve diz altlarına takılmaya başlanıyor.

Bunun nedenlerinden biri ataları kabul ettikleri, dişi ejderhanın görünüşüne benzemesi, bir diğer nedeni ise elbette güzellik anlayışı, kadınlar boyunlarının uzunluğu ve görkemi oranında statü elde edip kabul ediliyorlar. Bir başka sebep ise, vahşi hayvan saldırılarından kadınları korumak. Yırtıcı hayvanlar tarafından en fazla ısırılmaya müsait olan zayıf eklem yerlerine bu halkalar yerleştiriliyor. Erkeklerin silahlarla kendilerini korudukları ancak kadınların vahşi hayvanlar karşısında savunmasız kalmalarına bir çare gibi düşünülmüş yani. Yetişkin bir kadın, 30-40 cm yüksekliğinde, on kilodan fazla bir yükü boynunun etrafında taşıyor.

Görünüşün aksine, aslında kadınların boynu uzamıyormuş. Halkalar köprücük kemiğini aşağı itip göğüs kafesine sadece baskı yapıyor.

Daha önce her yerde seçtiğimiz gibi Inle Gölü'nde belirlediğimiz bir başkarakterimiz olmadı ama bence Levent'in ben kayıkta uyurken fotoğrafladığı isimsiz balıkçılar başkarakterlerimiz olabilir...

Suyun üstünde yaşamak, ev yapmak, iş yapmak... Bir yerden bir yere suyun üstünde gitmek... Akdenizli biri olarak suyun yakınında olmayı, suya yakın yaşamayı sevdim ve su olan yerler bana huzur vermiştir.

Suyun üstündeki köyleri, okulları, tapınakları, yüzen bitkileri, pazar yerleri, köyler arası tahta köprüleri ile İnle Gölü'nde bir iki gün geçirmek, gölün üstünde ve etrafında bulunmak ruhen ve bedenen inanılmaz dinlendirici gelmişti.

Bir sonraki Myanmar durağımız olan gizemli Bagan için ruhen ve bedenen hazırdık.

Akşama doğru gece otobüsüne binmek üzere gölün iskelesine (jetty) vardık. Burma yemeklerine biraz ara vererek - grubun ortak kararı doğrultusunda- biraz yürüme mesafesinde kalan Golden Kite isimli bir İtalyan restoranında pizza yedik.

Sonra turizm acentemize dönüp oradan minik bir kamyon ile otobüsün kalkacağı yere gittik. Elektrik aniden kesilmişti ve her yer karanlık olarak otobüsü biraz tedirgin bir şekilde bekledik. Myanmar'da ara ara elektrik kesintileri oluyor. Tanıdık geldi mi?

Otobüsümüz gelip içine girince, hepimiz o kadar beğendik ki otobüsü, sanırım Mawlamyine-Yangon arası yaptığımız tren yolculuğu sonrası tepkilerimiz doğal karşılanabilirdi, hayatımızda ilk defa otobüse binen çocuklar gibiydik. Otobüs son derece konforluydu. Koltuk yatıyor, ayaklarımızı koymak için özel yerimiz vardı. Yastığımız, örtümüz herşeyimiz vardı, büyülü Bagan'a kadar rahat bir uyku çekmek için ...


15107369_10153974159415598_4052322808346960625_n
16508024_10155002472434458_2120307173929298739_n
12933020_10154082845499458_1276217349452624285_n
11116469_10153247520529458_829301096210781876_n
993638_10151514759780598_1633444238_n
315577_10150283308605598_1538531806_n
305220_10150283320950598_299163876_n
13606481_10154307071219458_5673880617635839946_n